29 Ekim 2015 Perşembe

Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan

21:10, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:



             Kitap Tanıtım

   
    
  Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek bir adamın hikayesi. 

      Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikayesi.
                              Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikayesi...



          Kitap adı: Başka Dilde Aşk
          Yazarı: Mia Sheridan
          Yayın evi: Yabancı
          Çeviri: Hanife Albayrak
          Sayfa sayısı: 388
          Liste Fiyatı: 25 TL
          Kitaba puanım: 5




                  Kitap yorumum



           
Daha önce hiç bu tür de bir kitap okumamıştım. Arka kapağı gördüğünüz gibi fazla bir şey belli etmiyor ama elimden geldiğince spoi vermeden kitabın konusundan bahsedip yorumuma geçeceğim.
          Bree, annesini kanserden kaybettikten sonra babası ile yeni bir hayat sürmeye çalışır. Ancak babasını da talihsiz bir olay sonucu kaybeder ve geçirdiği travmalara dayanamayarak bir yenilenme amacıyla küçükken ailesiyle gittiği kasabaya gelir. Burada kendine göl kenarında bir ev kiralar ve daha sonra gizemli bir yabancı ile karşılaşır. Saçı sakalı karışmış, konuşmayan ancak bunların ötesin de yakışıklı bir yabancı. İlk anda bir çekim oluşur ona karşı.
      Archer, 7 yaşın da geçirdiği kötü bir olay sonucu konuşma yetisini kaybeder. Kasabanın sessiz adamı... İnsanlarla pek işi yok ve kasabanın dışında ki evin de kendince dış dünyadan soyutlanmış bir şekilde mutlu mesut yaşıyor.
         Çok etkilendim kitaptan. İlk defa bir kitap da konuşma yetisi olmayan bir adamın hikayesini okuyorum. Kitap arada Archer'ın ağzından anlatılsa da genelde Bree'nin ağzından okuyoruz ve sadece onun anlatımıyla bile Archer'ın neler hissettiğini yazar aktarabilmişti bence. Arada sırada gözlerimin dolduğu, bazen güldüğüm etkileyici bir kitaptı. Aşkın sadece dokunuşlarla ve gözlerle de yaşanabildiğini gösteriyordu bize. Bu kitaptan sonra ayrıca işaret dilini de öğrenmek istediğime karar verdim. Sesimiz olduğu için kolay gelse de bu dünya da sadece bizlerin yaşamadığını hatırlamamız gerekiyor.

     Acı çeken bir kadının ve sessiz bir adamın aşk ve sevgi dolu hikayesini okumak isterseniz, Başka Dilde Aşk'ı öneririm.

      Bol kitaplı günler dilerim!



               ***


       
               Ağzımı açtım ve çığlık attım. Çığlık attım ama oda sessiz kaldı.


             " Ne düşünüyorsun?"
             " Seni. Her gün tam burada, seninle olduğum için şansıma nasıl şükrettiği mi düşünüyorum."

              Başkasını sevmek her zaman kendini acıya karşı savunmasız bırakmaktır.        

            " Ama mantığımın arkasındayım. Aşkın bir konsept olduğunu ve her insan için özetleyecek bir kelime olduğunu düşünüyorum. Benim sevgi sözcüğüm ise Bree."         





Satılık - İlknur Birdal

20:33, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:




                   


Kitap tanıtım                                  



Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.

Devran ve Hüzün.


Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısın da yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?




         Hüzün'ün korumak istediği kalbi, Devran'ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaba katmamıştı.
           Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.
       

           " Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin."

          " Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni seviyorum Devran... Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiği fısılda..."



              
Kitap adı: Satılık
              Yazarı: İlknur Birdal
              Yayın evi: Postiga
              Sayfa sayısı: 469
              Liste fiyatı: 24Tl
              Kitaba puanım: 5





                                      Kitap yorumum



             
Hepinize merhaba arkadaşlar! Kısa bir süre önce çıktığım Reading Slump'un acısını bu ay feci halde çıkardım. 8,5 kitap. :D Evet buçuk ne derseniz, yarım bıraktığım bir tane. Pek hoşuma gitmeyen, sıkan bir kitap oldu beni. Ama ay daha bitmedi değil mi? Şuan elim de bir kitap daha var ve onu da gün içerisin de bitirmeyi planlıyorum. Az gelebilir, normal zaman da bende az derdim ama aylarca elimde o kadar kitap süründürdükten sonra, kitap okumayı bıraktıktan sonra benim için çok fazla iyi oldu bu rakam. Bunlardan biri de Satılık.

         Zamanın da Wattpad adlı sitede okumuş ancak kitap olacağı için yarım kalan bir hikayeydi. Biraz geç de olsa kitap hali alınıp, okundu ve aşık olundu.
        Hüzün'ün hayatı alkolik ve kumarbaz babasının onu hayat kadınlarını çalıştıran bir bara satmasıyla tepe taklak oluyor. Daha fazla tepe taklak oluyor diyelim, çünkü zaten babasıyla hayatı yeterince berbattı. Bütün o pisliğin içerisin de Hüzün'ün hayatına bir melek gibi düşen Aysel ile tanışıyor.
      Devran, daha önce hiç ayak basmadığı bara girdiği zaman dikkatini ilk çeken şey Hüzün. İçki her kötülüğün anasıdır derler ya hani... İçkili bir halde Hüzün'ü kendine istiyor ve barın üstünde ki odalardan birin de sahip oluyor.

         Kitabımızın konusu en kısasından böyle. Daha fazlası spoiye girer o yüzden yorumumu yazayım ben. Bu kitap 2 gün içerisin de bitti. Okurken bir çok farklı duyguyu aynı anda yaşadım. Üzüldüm, nefret ettim, ağladım, takdir ettim, güldüm ve aşık oldum. Pişmanlıkları tattım ve karakterlerle birlikte umut ettim. Bir ara baya küfür ettim. Aslında bir kurgu gibi görünebilir ama bu kitabın içerisindekileri dışarı da yaşayanlar var ve bu farkın dalık beni sarstı. Sadece kitapla bile bu kadar duygusallaştıysam, diğer türlüsünü düşünemiyorum. O yüzden kitap bu açıdan çok hoşuma gitti. Genelde bende kitap okurken, hayal gücünün yarattığı şeyleri okumayı isterim, severim ama arada böyle gerçekçi kitaplar da ihtiyacımız var. Ve dışarıda ki o kızlardan bir çoğu Hüzün gibi şanslı değil bu bir gerçek.
      Baş karakterler gibi ayrıca yan karakterler de çok iyi yazılmıştı. Aysel ve Umut... Emir ve Asi... Hikayelerini okumak çok heyecanlıydı. Kitabı çıkacak olan ve bu kitap da çok kısa aralıklar da gördüğüm Poyraz var birde... Sadece bir kaç sayfa da böyle sevdiysem adamı sanırım kitabı çıktığın da aşık olabilirim.
    Yazarın ayrıca karakterlerini inançlı bir şekilde yansıtması çok fazla güzeldi ya. Evet din olarak farklı görüşler de insanlar olabiliriz ama ben İslam inancında biri olarak, ufaktan da olsa yazarın kitaba yansıtması hoşuma gitti.
   Ayrıca yazarın dili çok hoş. Son zamanlar da çıkan ve kesinlikle çok fazla kötü olan kitapların aksine Satılık'ın dili çok sade ve güzeldi. Ayrıca sonlara doğru feci ters köşelere yattık diyeyim :D Aa! Hadi ya... Falan oldum bir aralar ben :D
   Ayrıca kitabı bitirdikten sonra bir süre öyle kaldım. Ve içimden çok içten bir şekil de dua ettim. Umarım kimse böyle ağır yüklerin altında kalmaz. Ya alın okuyun bu kitabı cidden çok iyiydi.

    Güzeldi, hoştu... Eğer daha önce Wattpad kitabı okumadıysanız, bu kitapla başlayabilirsiniz. Kapağı çok hoşuma gitti benim. Yazarın ikinci kitabı Karanlığın Külleri'ni de alıp okumak için sabırsızlanıyorum.

     Bol kitaplı günler dilerim!






                                ***



               Hüzünle bulutlanmış ela gözleri düşündü. Adı yaşadığı hayatla dalga geçmek için konulmuş gibiydi adeta.







28 Ekim 2015 Çarşamba

Sezgi - Amy A. Bartol - Yorum

13:38, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:









                                                   




                          Kitap tanıtım



         Sürgünlerin dünyasında kabuslar gerçek oluyor, karanlık gelecek daha da kaçınılmaz hale geliyor...

        Evie onu görmemek için gözlerini açmadı ama onun kokusu yine de burnuna doluyordu. Soluduğu havayı yoğunlaştırıyor, Evie'yi kokusuyla... Aromasıyla boğuyordu. Titredi. Direnmeliydi. Eğer yeterince güçlü olmazsa, hastalığı şimdi bile ona bulaşmış olan bu avcıyla aynı kadere sürgün edilecekti. Ama artık Evie, ona açtı ve o bunu biliyordu; Kendisini kemiren acıyı sonlandırma ihtiyacına güveniyordu. Teslimiyetinin nasıl da tadını çıkarırdı.

    Evie şimdilik hayattaydı ama aksi için yalvarması ne kadar sürecekti?


               Kitap adı: Sezgi ( Öngörü serisi 2)
               Kitap yazarı: Amy A. Bartol
               Yayın evi: Yabancı
               Çeviri: Merve Özcan
               Sayfa sayısı: 513
               Liste fiyatı: 27Tl




     



            Kitap yorumum




           
 Öngörü serisinin 2. kitabı olan Sezgi ile karşınızdayım. Kesinlikle ilk kitaptan daha güzel, daha akıcı ve macera doluydu. İlk kitap da sıkılabilirsiniz biraz ama size tavsiyem dayanın ve ikinci kitaba başlayın.
           Yoruma başlamadan önce bir şeyi söylemek istiyorum; Ben kendime aşırı güldüm ama :D Ya ilk kitapta ki Zephry karakterini ben kız biliyordum ve erkek olduğunu öğrendim. Hem de Sezgi'yi okumadan önce biraz karıştırayım demiştim bir sahne vardı orada bir kaç kere okumak zorunda kaldım ama bu ikisi de kızdı nasıl ya falan oldum :D Spoiye girmiyor değil mi? Yani isim vermedim ama...  Erkek olduğunu öğrendiğim de baya zorluk çektim alışana kadar. Hala bazen gözüme kız gibi gelir :D :D

       Neyse, siz umarım aynısını yaşamazsınız der ve yorumuma geçerim. İlk kitap heyecanlı bir sonda bitmişti. Alfred'in kızımızın ruhu için saldırmıştı ve sonucun da Russell feci halde yaralanmıştı. Ancak Evie güçleri sayesinde Russell'ın hayatını kurtardı - ben Russel'ı aşırı seven biri olarak, ağlamıştım mutluluktan- hatta hayatını kurtarmakla kalmadı onu da kendisi gibi bir meleğe serafime dönüştürdü. Kitabın ilk sayfaların da yani yaklaşık bir 134 sayfasında Evie'nin ağzından okuyoruz. Onun acılarını, korkularını görüyoruz. Biraz olaylı geçseler de genelde sakin sayfalardı. Daha sonra ki kısımda ise Russell'ın ağzından okuyoruz olayları. Şaşırdım ama sevindim de. Umarım Reed'in ağzından da okuyabiliriz diğer kitap da.  200 küsürlü sayfalara kadar böyle devam ediyor. Daha sonra Evie'nin ağzından okumaya başlıyoruz ve oradan sonrası cidden aşırı derece de heyecanlı.

    Beni koca kitap da rahatsız eden tek nokta aşk üçgeninin dörtgene çıkmasıydı. Tamam Evie başrol, mükemmel falan da bu kadar yükseltilmeseydi ya. Okurken demek istediğimi anlarsınız. Kitabın başların da sadece melekler olmadığını öğreniyoruz. Direk başların da olduğu için spoi kısmına girmiyor. Başka yaratıklar da var ve bu kısımlar da o yaratıklardan bazılarını görüyoruz.

         Burası spoiler içerir dikkat!



    Brennus; Ahh ben aşık oldum bu karaktere. Kötü adamlar listesin de ama ya yok böyle bir adam resmen öldüm, bittim, eridim be ben o adama. Yazarın dünyası zaten böyle mükemmel karakterlerle çevirili. Aşırı yakışıklı, güzel... Ve Brennus sadece yakışıklı değil adam konuşmalarıyla efsane yaaa!! <3

   Sulanmayın döverim -.- Bir  mo chroi ( kalbim) deyişi var, beni eritti burada. Ve Finn. En az Brennus kadar karizmatik ancak bir Brennus değil. Olsun onu da seversiniz ki bence seveceksiniz *.*


        Spoiler bu kadar


     
Çok heyecanlı bir şekil de devam etti ve heyecanlı bir sonla bitti. 3. kitap için sabırsızlanıyorum umarım en kısa zaman da çıkar. Ve son olarak melekleri ilk kitaptan daha kapsamlı şekil de görüyoruz ve tek kelimeyle mükemmeller. Yani İlk kitap da okuyanlar bilir ne kadar mükemmellerdi, bu kitap da ayrılar. Seveceğinizi düşünüyorum ve kesinlikle bu seriye şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.

    Bol kitaplı günler dilerim!



         
Alıntılar



           
" Asla seni sevdiğimden şüphe etme. Benim hakkım da her şeyden kuşkulanabilirsin ama bu dünya da ya da sonrakinde, seni her şeyden daha çok sevdiğimden şüphe duyma."


         " Benim meleğim. Oda sensin, eğer hırlamam yeterince açık olmadıysa diye söylüyorum."

       
       O kadar Brennus'dan bahsettikten sonra alıntısı olmadan olmaz değil mi? *-*

             " Senin için geleceğim... Sen benimsin, mo chroi."




             






26 Ekim 2015 Pazartesi

Kitap alışverişi

03:46, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:






           Bu benim ilk kitap alış verişi yorumum. Daha önce bu konu hakkın da bir sürü yazı okudum, video seyrettim... Hoşuma gidiyor bu tür şeyler. Daha çok kitap öğreniyoruz, bilgi sahibi oluyoruz... O yüzden bende böyle bir şey yapmak istedim. Eylül ve Ekim ayı alışverişim'den oluşan bir liste bu. Bir kısmı takas, bir kısmı satın alındı, bir kısmı da hediye.

                    Kitapların neler olduğuna gelirsek;


                         


               Eylül ayın da Okuoku sitesinin 9.90 indiriminden aldığım kitaplarım. Her zaman ki cömertlikleri ile bir sürü ayraç koymuşlar. Ve tabii ki kahve... Bu sefer bir fark vardı Novella yayınlarının... Tam aslında emin değilim ne olduğundan, hala çözmedim ama sanırım telefon süsü olabilir... Yanına ondan da koymuşlar. Her ay farklı yayın evlerinden 9.9 indirimi oluyor. Bakmadıysanız bakmanızı öneririm.




     Ve bunlar da gene Eylül ayın da Belkıs kitap evinden yaptığım alışveriş. Bilmeyenler için gerçekten çok uygun fiyatlara satış yapan, ve artık kapı da ödemesi de olan bir kitap evi. Bana uzak kaldığı için genel de kargo ile istiyordum ama bir arkadaşımı görmek için gitmişken uğramadan olmaz dedim ve buraya girdim. Bilmeyenler için Pendik'de.



           



              Ekim ayın da yaptığım bir alışveriş. Daha doğrusu takas oldu bu. Kadıköy Akmar pasajın da girişin bir kaç dükkan ötesin de çok iyi bir kitap evi var. Götürdüğüm kitap sayısına göre kitaplar olsa da hepsi hasarsız. Pek fazla üzülmedim o yüzden.








                                                  



          9. Beyoğlu sahaflar festivalinden alınan kitaplarım. Yağmurlu bir gün de gittiğim için bir çok sahaf kapalı olsa da açık olanlar da da cidden çok güzel şeyler vardı. Aşırı uygundu. İlk defa bu yıl o festivale gittim ve seneye de kaçırmayacağım. Burnumun dibindeyken neden gitmedim şimdiye kadar üzüldüm :/ Resim de gördüğünüz ayraçların tanesi 2.50 ve hepsi el işi, emek olan şeyler. Daha bir sürü çizgi kahramanların ayraçları  vardı da maalesef alamadım :/ Merak edenler için bu ayraçları yapan sahafçı ablamızın kardeşiymiş. Kendisi Taksim de ki sahaf da bulunuyor. Yanlış hatırlamıyorsam alt kattaydı dükkanı ama baya eskiden gitmiştim o yüzden hatırlamıyorum tam olarak. Ama bana dediğine göre sipariş alıp yapıyormuş kardeşi. O sahafa yolum düşerse mutlaka bakıp sizi de bilgilendiririm.
    Ayşe Kulin'i özellikle çekme nedenim ise cildi. Bir harika değil mi? Yani bildiğim kadarıyla ciltsizdi ve ben ilk görünce çok şaşırdım. Çok hoş bir cildi var ve yazı puntosu büyüktü. Ayrıca çok uygun bir fiyataydı. Merak ettiğim bir kitaptı bulmuşken kaçırmayayım dedim.





                                                       

                                       

                     Bu kitapların benim için yeri ayrı çünkü çok değer verdiğim, özel birisinden hediye geldiler. Sanırım resim de görülmüyor ama baştan sona; Arzu Şövalyesi, Grey, Thanatos ve Tutkulu Notalar. Uzun zamandır istediğim kitaplardı, eğer okuyorsan sana tekrar, tekrar teşekkür ederim bunları verdiğin için. Ve çikolatalarım, ayraçlarım ve susamlı helvam için de *-*





           

 







 Ve son olarak da daha bugün elime geçen kargom. Meleklerin Kanı. Çok, çok fazla güzel ya. Basımı o kadar harika ki. Aman Allah'ım dedim yani. İç kapağı, dış kapağı, ayracı... Efsane ya cidden. Elimde ki kitap ( Sezgi ) biter bitmez buna başlayacağım. Zaten ikinci kitabı da çıkıyor. Fazla beklememe gerek yok yani. Ah dokunmadan duramıyorum şuan kitaba :D Aldım yasladım göğsüme resmen. Umarım içi de kapağı  kadar güzeldir. Ben eski basımını okumamıştım, bu basımı görünce de iyi ki okumamışım dedim yani.






Ejderin Aşkı - G.A Aıken

01:58, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:









                                     





                    İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınız.



                            Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.

                          Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?


      Despot ağabeyini öldürmenin peşinde ki kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.  




                                            Kitap adı: Ejderin Aşkı
                                            Kitap yazarı: G.A Aıken
                                            Yayın evi: Ephesus
                                            Çeviri: Alp Levi
                                            Sayfa sayısı: 391
                                            Liste fiyatı: 18Tl
                                            Kitaba puanım: 5



         


                   Hepinize merhaba arkadaşlar. Çok, çok uzun zamandır başlamak istediğim ama bir türlü başlayamadığım serinin ilk kitabını bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Aradan bir ay gibi bir süre geçmiş olsa da, sonun da yorumumu girebileceğim. Dediğim gibi, aşırı merak ediyordum, başlamak için çıldırıyordum ama hep önüne başka kitaplar geçtiği için alamamıştım. Merak ettiğime deydi mi? Deydi. Ama beklentimi aşırı yüksek tuttuğum için de tam da böyle istediğim gibi değil gibiydi. Daha doğrusu ilk hikayeye bayıldığımı söylemek istiyorum ama ikinci kısım beni pek tatmin etmedi sanırım. Kitabımız iki hikayeden oluşuyor. İlk hikayemiz de lakabı ' Kanlı Annwyl' olan cesur savaşçı kızımız ve acımasız ejderha Fearghus arasında geçiyor. 

                Annwyl, bilinen en büyük isyanın lideri. Acımasız ağabeyinin kellesinin peşinde ve bunun için haklı nedenleri var. Küçüklüklerinden beri birbirlerine karşı kin besleyen iki kardeş. Başka krallıklardan da gelen destekler ile Annwyl kızımız büyük bir ordunun komutanı. Ağabeyinin askerlerinden kaçarken, Fearghus'un ininin bulunduğu ormana giriyor. Askerler ile çatışıyor ve ölüm pençelerini ona açmışken ejderhamız kızı kurtarıyor. 
              Bu kısımlar çok fazla hoşuma gitti. İkisinin tatlı - sert atışmaları, konuşmaları, ejderhanın kıza olan nazikliği... Günden güne daha fazla bağlanması... Bu kısımlar benim favorilerim idi. 
          Annwyl'ın yenilmez cesareti, koca ejderhaya baş kaldırışı falan, benim gözüm de gözü kara, cesaretli kadınlar takımına girdi. Koskoca ordunun başı olmuş ee olsun o kadar değil mi? 
       Fearghus'un kardeşler takımı da çok iyiydi. Kocama bir ejderha ailesi düşünün... Şimdi de birbirinden yaramaz kardeşler düşünün... Sonuç fena değil mi? :D  Okurken emin olun çok eğleneceksiniz. Diğer kardeşlerin hikayesini de çok merak ediyorum, umarım en kısa zaman da alır hepsini okurum. 
            Ve kitabımızın ikinci kısmı; Fearghus'un anne ve babasını işliyor. Zaten ilk kısım da onları görmüştük ama açıkçası pek merak etmemiştim hikayelerini. Ha güzeldi ama... Hoşuma gitti. Rhiannon, beyaz bir ejderha. Beyaz ejderhalar çok nadir bulunan, güçlü ejderhalar. Geldiği soy da kraliyet soyu.          Bercelak ise Rhiannon'un tabiri ile aşağı tabaka ancak güçlü bir siyah ejderha. Bilmiyorum ya aslında güzeldi hikaye ama ben gereksiz buldum. Mesela Rhiannon'un annesiyle savaştığı sahne çok basitti. O çok hoşuma gitmedi. Ben orada daha iyi bir intikam beklerdim. - okurken ne demek istediğimi anlayacaksınız, kadından nefret ettim!-  
     Ama genel anlam da hoşuma giden bir kitap oldu. Karakterler çok iyi kurgulanmış, kurgusu çok iyi kurgulanmış, isimlere hayran kaldım... Kardeşler favorim. Yazarın dili biraz küfürlü, cinsel sahneler biraz fazla. Eğer rahatsız olmuyorsanız bence çerezlik dediğimiz tür de hemen okunabilecek bir kitap. 


     






                  Bol kitaplı günler dilerim hepinize! 
     






              " Erkeklerin kellesini alıp kanlarıyla yıkanıyorsun."
              " Yıkanmıyorum. Bir erkeğin kellesini alırsan kan akar, fışkırır. Ama ben sudan başka bir şeyle yıkanmam."
            " Öyle diyorsan."


             
Ejderhanın gülüşü çirkin bir ses değildi, ama bir ejderha ile sohbet ediyor olmak... Belki gerçekten deliriyordu. 
                " Ejderhaların aile toplantılarımı var?  Basit bir toplantımı, yoksa bakire kurbanlar falan gerekli mi... "        


24 Ekim 2015 Cumartesi

Öngörü serisi - Kaçınılmaz - Amy A Bartol + Alıntı

07:49, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:




                                                             



                kitap tanıtım


          Evie Claremont üniversiteye başladığında, gördüğü kabusların biteceğini ummuştu. Ama bitmemişlerdi...

         En garip durumlar da bile mantıklı bir açıklama bulmaya çalışan Evie'nin hayatında, ikinci sınıf öğrencisi Reed Wellington'la tanıştıktan sonra akla mantığa sığmayacak şeyler olmaya başlamıştı. Reed'e karşı hissettiği anlamsız çekim de işleri iyice karıştırıyordu. Çünkü Reed, Evie'ye hayatta başına gelebilecek en korkunç şeymiş gibi davranıyordu. Yine de be zaman ihtiyacı olsa, hayatını kurtarmak için Reed oradaydı...
 
      Reed'in sakladığı sır neydi? Evie'nin şüpheleri doğru muydu? Peki, rüyalarında gördüğü o karanlık gelecek kaçınılmaz mıydı? 


   

   
                                     Kitap adı: Kaçınılmaz ( Öngörü serisi 1)                                   
                                     Kitap yazarı: Amy A. Bartol
                                   
                                     Çeviri: Merve Özcan                                   
                                      Yayın evi: Yabancı yayınları                                   
                                       Sayfa sayısı: 430                                   
                                       Liste fiyatı: 23 Tl                                   
                                     Kitaba puanım: 4,5
         

                    Kitap yorumum


          Hepinize merhaba; Dün bitirip yorum yapmaya sabırsızlandığım bir kitabı bekletmeden yazayım dedim. Bir şeyi fark ettim; Melek - şeytan konulu kitapları çok sevmeme rağmen kütüphanem de fazla yok. Neden bilmiyorum ama en yakın zaman da çözüm getirmek istedim ve hazır Okuoku'da 9.90 indirimi varken alayım dedim. ( Sanırım 2 ay önceydi bu indirim baya Yabancı'dan kitap almıştım.) Keşke biraz daha erken başlasaydım diye düşünüyorum şuan.

        Kitabın kapağından da anlayacağınız gibi seri Melek ya da şeytanlarla alakalı. Kapağı görür görmez hah kesin bu deyip, sepete atmıştım. Neden inceleme gereği duymadığım sormayın bende bilmiyorum :D Ama serinin kapakları cidden çok hoş. Kütüphane de duruşlarına bayılacaksınız bence.
     Evie, 17 yaşın da üniversite hayalleri kuran, Jimm dayısı ile yaşayan sıradan bir genç kız. Evinden bir kaç saat uzaklıkta ki, okuluna geliyor ve daha ilk gününden kendine bir düşman edinmiş gibi görünüyor. Nedenini kendisi de bilmiyor. Reed, kızımızın okuldan gitmesi için elinden geleni yaparken, nedenini bilememek aşırı sinir bozucuydu. Tabii bu kahramanımız olmayacağı anlamına gelmiyor, yazarımız kalp sağlığı açısından zararlı bir erkek karakter yaratmış <3 :D
   Klasik bir melek kitabı gibi görünen ama aslında çok değişik bir hayal gücü ile ortaya çıkmış kitabımız. ( Aslında bunu yazıp yazmamak konusun da düşündüm biraz. Ben Hush Hush serisi daha okumadım ve en umarım en yakın zaman da başlarım. Gördüğüm kadarıyla, yazar Hush Hush hayranıymış ve bu kitap da o seri ile biraz benzerlik taşıyormuş. Gerçekliğini bilemiyorum ve yorum da yapamıyorum bu konuda. O yüzden ben beğendim bu seriyi şuanlık. Ama o zaman da fikrimin değişeceğini pek sanmıyorum gene de o seriyi alıp okuduğum da bir yorum girerim ikisi ile alakalı.)

     Evie babasını hiç tanımamış, annesi doğumundan kısa bir süre sonra ölmüş ve o sıralar 20 yaşında olan Jimm dayısı tarafından büyütülmüş. Söylemem gerek ki Jimm dayıyı fazla sevdim. Gördüğü kabuslar yüzünden, evden kaçmak istediği için evinden uzakta bir okulu tercih ediyor. Ama kabusları burada da peşini bırakmadığı gibi daha gerçek kabuslar da peşine takılıyor.
  Burada öyle tanrının bebekleri ( çarpılmak istemiyorum ama terim bulamadım :/ ) sakin, sessiz melekler yok. Tam aksine aşırı seksi, en kötüsünün bile yenilesi olan melekler var. Reed'de bunlardan biri. İlk başlar da kızımıza kötü davransa da aralarında bir çekim var ve buna karşı koymak... İmkansız be :D Ben bile karşı koyamadım ki zaten Reed'e karşı koymak kimin haddine?? :D

     Ama işlerin kızıştığı noktalar var. Kızımızın bir ruh eşi var ve bu Reed değil. Meleklerin hepsi öyle cici bici yaratıklar değil.

   Beni rahatsız eden bir kaç nokta oldu kitap da ama. Mesela kızımız çabuk kabullendi be. Yani tamam şüpheleniyordu zaten ama ben biraz şaşırma belirtisi görmek isterdim. Ama bunu eksilere katmak istemiyorum ve kızımızın doğası gereği fazla şaşırmadığını düşünmek istiyorum. Evie ciddi anla da güçlü bir karakterdi. Korkusuzdu da bence. Sevdiği insanları korumak için kendini gözden çıkarmaya yatkın bir karakter çünkü.
   Diğer nokta da çeviri de olan hatalar...Basım hatası vardı bir de. Eksik kelimeler falan. İlk sayfalar da sıkıldım ama sonra sardı beni. Yarım puanı çeviriden kırdım.

      Ve kesinlikle şok olduğum fazla olay oldu. Yazar bazı yerler de bizi ters köşe yaptı diyebilirim. Ben şimdi ikinci kitaba doğru yöneliyorum. Kitapların ayraçları da fazla mükemmel bu arada *-* 



              Umarım 3. kitap için fazla bekleyemeyiz. Bol kitaplı günler diliyorum!


   


            Alıntılar


                                                 " Seni yok etmeyi istedim...
                                                  Seni kollarıma almayı ve sevmeyi istedim.
                                                  Seni paramparça etmeyi istedim.
                                                  Sana zarar verecek her şeyi ezmek istedim."


                                             " Ve bu elması sen buldun?" 
                                               " Öylece orada duruyordu?"
                               
                        " Öyle... Bana seni hatırlatıyor...  O da senin gibi gizli bir ateşle dolu.
"


                   " Ama kanatlarını seviyorum," dedi, onları tekrar okşarken sevimlice gülümsedi. 
            Yemin ederim, bunu yapmaya devam ederse kedi gibi mırlayacağım. Şimdi bunu düşünme, sadece odaklan!

              " Beni canlandıran bir ışık... Tutmayı arzuladığım bir el..."


            " Ya melezler?" diye fısıldadım. Ve o konuşurken gülümsedim. " Ah, özellikle melezler... Melezlere çok düşkünümdür."

21 Ekim 2015 Çarşamba

Blackstone serisi - Çırılçıplak- Senin için - Aç gözlerini + alıntılar + Playist

11:08, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:




     

        Tekrar merhaba kitap kurtlarım :) Söze Yabancı yayın evine olan aşkımdan başlamak istiyorum! Yani... Hadi ama kimse inkar etmesin, Yabancı bu sektörde her anlamda kendini kanıtlamış bir yayın evi. Bence. Tabi siz ne düşünüyorsunuz bilemiyorum ama Yabancı'ya olan hayranlığımı ben tarif edemem. O yüzden çok, çok fazla beğenerek okuduğum bir seriye yer vermek istedim bugün.

      Blackstone serisi.


       
Ne diyebilirim ki bu seri için. Aslında sözüm çok ama şuan spoi vermeden en hafif nasıl anlatacağımı düşünüyorum. Ben şimdiden dikkat diyeyim de, haberiniz de olsun. Aralar da spoi kaçabilir *.*




                Kitap tanıtım

              Çırılçıplak bir tutku. 
              Gizlenen gerçekler.
             Unutmayacağınız bir aşk.


              Londra Üniversitesin'de sanat eğitimi alan Amerikalı bir öğrenci ve yarı zamanlar bir fotomodel ola Brynne Bebbet, yaşadığı trajediye rağmen hayatını yeniden bir düzene sokmuştu. Ta ki başarılı iş adamı Ethan Blackstone, Breynne'in çıplak fotoğrafını satın alana kadar.

              Ethan, Brynne'i yatağında istiyordu ve onu orada tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Onun dominant karakteri, Brynne'i hem çekiyor hem de korkutuyordu. Ancak bu ilişkide sırla söz konusuydu. Hem de oldukça büyük sırlar...

          Ethan'ın ona duyduğu tutku, Brynne'i kurtarmaya yetecek miydi; yoksa aralarında ki sırlar hepsini yok mu edecekti?  


                         Kitap adı: Çırılçıplak  ( Blackstone serisi 1)
                         Kitap yazarı: Raıne Miller
                         Çeviri: Tuba Özkat
                         Yayın evi: Yabancı yayınları
                         Sayfa sayısı: 218
                         Liste fiyatı: 16 TL 

                       


                     Kitap yorumum




    İlk kitabımız Çırılçıplak. Ehemm efendim, isim ve kapak fazla biraz güzel sanki değil mi? Elbette ayracı da aşırı hoş. Tabii eve sokarken sorun yaşayabilirsiniz aman dikkat! :)


            

   

                           ***

                                                                                                 
                     




        Serinin en çok beğendiğim kitabı gibi bir şey demek istemiyorum, çünkü hepsini aynı oranda sevdim. Brynne, normal bir üniversite öğrencisi ve geçimini sağlamak için, modellik yapıyor. En yakın dostu olan Benny'nin sergisin de boy gösteren fotoğraflarını görmek için gittiği yerde, onu gözleriyle bitiren Ethan Blackstone ile karşılaşıyor ve hayatı tamamen yeni bir düzene kuruluyor. Evine gitmek için Londra'nın karanlık caddelerine çıktığı vakit, fotoğrafını satın alan adam ona sesleniyor ve aralarında bitmek tükenmeyen bir elektrik akımı oluşuyor. Burada şunu eklemeliyim ki kitap +18. Ona göre okumanızı öneririm eğer rahatsız oluyorsanız, elinizden bırakın ve yavaşça o bölgeden uzaklaşın :)
     Ethan, bu güzel kadının büyüsüne fena halde kapılıyor.İstediği almaya alışık ve her seferin de alan, güvenlik şirketinin sahibi, top sakallı - evet, evet önceden bende nefret ederdim ama artık o kadar da kolay değil-  geniş göğüslü - sevdiğimiz türde ;) :D - yakışıklı bir adam. - Evet, Brynne fena halde şanslısın-  İkisinin de geçmişinde sırları var, arka kapakta yazdığı gibi fazla büyük sırlar. Acaba bu sırlara rağmen, birbirlerinin kalabilecekler mi? Bence okuyup öğrenmelisiniz. Kitap yeterli uzunlukta, dili akıcı ve oturup bir solukta bitirebileceğiniz türde.



       
                      Kitap tanıtım

    
            Yaklaşan tehlike.
            Uğruna savaşılacak bir aşk.

            Her şeyini ortaya koyan bir adam.



             Ethan Blackstone, Brynne'in güvenini kötüye kullanmış ve terk edilmişti. Fakat bunu kabullenmek gibi bir niyeti yoktu. Amerikalı kadınını geri kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Aralarında ki tutku yakıcıydı, fakat birbirlerinden sakladıkları sırlar karanlık, ürkütücü ve her türlü gelecek planlarını yok edebilecek kadar güçlüydü.

          Şimdi Brynne tehlike altındaydı ve Ethan sevdiği kadının kalbini kazabilmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır bir adamdı. Onu korumak için göze alamayacağı şey yoktu. Onun için her şeyini ortaya koyacaktı.

         Peki yaptıkları Brynne'i korku içinde yaşamaya sürükleyen geçmişinden kurtararak yeniden onun dokunuşunun sıcaklığını hissetmeye ve güvenini kazanmaya yetecek miydi?


                               
Kitap adı: Senin için ( Blackstone serisi 2)
                               Kitap yazarı: Raıne Mıller
                               Çeviri: Tuba Özkat
                               Yayın evi: Yabancı yayınları

                               Sayfa sayısı: 261
                               Liste Fiyatı: 18 TL



                       Kitap yorumum




                                                    

                                   


 

            Bu kitabın yeri bende fazlasıyla ayrı çünkü anlatımı Ethan Blackstone yapıyor <3 evet, evet tam olarak o taş adamın düşüncelerini okuyoruz. Fazlasıyla ateşli düşünceler olduğu konusunda sizi temin edebilirim ;) Kesinlikle yazar kendini bu kitapta çok daha fazla geliştirmiş. Benim için çok daha doyurucu oldu bir çok konuda. Ve birinci kitabın sonunun birazcık kötü bittiğini düşünürsek, bu kitap kesinlikle fazlasıyla doyurdu beni. Ha cinsel sahneler ilk kitaba göre fazlaydı ama bu beni rahatsız etmedi. Ayrıca ayracına aşık oldum gerçekten.
           Ethan'ın düşüncelerini okumak... Bence inanılmazdı. O koca adamın içinde ki çelişkilerini, korkularını - bir kısmı da olsa- okumak beni daha fazla bağladı diyebilirim. Fazlasıyla tutkulu... fazlasıysa korumacı... fazlasıyla isteyen bir Ethan vardı karşımızda. Sevdiği kadının geçmişini silemeyen ama o geçmişi bir daha gün yüzüne çıkarmamaya kararlı bir adam. Amerikalı kadını tehlike de ve Ethan kendi canını bile ortaya koyabilir bu uğurda.
       Brynne'ın geçmişinin büyükçe bir kısmı bu kitapta ortada. Peki Amerikalı kızımız bu durumla nasıl başa çıkacak? çok kolayca okuduğum, kısa sürede bitirdiğim bir kitap oldu. Sevgili Tuba Özkat'ın çevirisi çok iyiydi eklemeden geçmeyeyim.




                 Kitap tanıtım



             
Beklenmedik olaylar.
             Parçalanmak üzere olan bir ilişki.
             Her şeye göğüs geren tutkulu bir aşk.


             Blacktone serisi'nin üçüncü kitabında, hayatın karşılarına çıkardıkları ile boğuşan Ethan ve Brynne'i büyük sürprizler bekliyordu. Hiçbir şeyin aralarına girmesine izin vermeyeceklerine dair ettikleri yemine rağmen geçmişin karanlık yüzü aralarındaki tutkulu bağı koparmak için peşlerindeydi.

           Son derece yıkıcı bir kaybın ardından doğan yeni bir umut ikiliye gerçekten neyin önemli olduğunu gösterecekti, ancak aşıkların acı dolu geçmişlerini geride bırakmaları, gerçekten mümkün olabilecek miydi? Birisi hala Brynne'in peşindeydi; 2012 Londra Olimpiyatları'nın şehirde yarattığı keşmekeşi kendi planına uygulamak için kullanmaktaydı ve Brynne ve Ethan, her şeylerini kaybetme riskiyle karşı karşıyaydı.

      İkili, kontrolleri dışında gelişen bu olaylara boyun mu eğecekti, yoksa birbirlerini ne pahasına olursa olsun kurtarmak için savaşacaklar mıydı?


                               Kitap adı: Aç gözlerini
                               Kitap yazarı: Raıne Mıller
                               Yayın evi: Yabancı yayınları
                               Çeviri: Tuba Özkat
                               Sayfa sayısı: 406
                               Liste fiyatı: 22 TL



                         Kitap yorumum


             


         
Ve şuan çevirisi yapılan son kitap ile karşınızdayım. Bundan sonra gelecek bir kitap daha var ve maalesef bu güzel seriye veda edecek olmak, beni çok üzüyor.
             
        Ethan ve Bryenne mutlu olmak için çabalıyor ama sorunlar peşlerini bırakmıyor. Brynee'in geçmişi artık açıkça ortada. Ethan'ın Amerikalı kadını tehlike de. Geçmiş, bir canavar misali pençelerini geçiriyor. Ve bu sırada hayatların da kökten değişecek şeyler oluyor. Çok üzüldüğüm bir kitap oldu aslında. Sonuyla alakalı değil onu ekleyeyim hemen ama beni üzen bir şeyler vardı. Ama aşırı mutlu olduğum olaylarda gerçekleşti. Bol aksiyonlu, bol aşklı ve bolcana şehvetli bir kitaptı. Yazar bir tık daha yukarılardaydı. Ve bu kitap da hem Ethan hem de Brynne'in ağzından dinledik olayları. Yazar hem erkek hem de kadın karakterin bakış açılarını çok iyi yansıtmıştı. Londra Olimpiyatları geliyor ve çok çok önemli - kraliçe gibi mesela- davetliler olacak. Ethan görevinin en iyi şekilde üstesinden gelip, bu işi bitirmek zorunda ama bir yandan da sevgilisinin hayatı için endişe etmekle meşgul. İkisinin de kendilerini mutlu ve güvende hissettiği - daha doğrusu bunu doruklar da yaşadığı- anlar geceleri. Gündüz Ethan meşgul ve Brynne hayatını yaşamaya çalışıyor. Aşkları çok büyük, arzuları çok daha fazla. Ve şimdiye kadar duygularını açık bir şekilde belli eden taraf Ethan'dı. Ama özellikle bu kitap da Brynne bu konuda büyük gelişmeler gösterdi. Karakterlerin gelişimi çok olumlu yöndeydi ve umarım son kitap da yazar nokta atışını yapıp, bu seriye güzel bir veda etmemizi sağlar.

     
Uff!! Uzun bir yorum oldu ve ellerim ağrımaya başladı. Bol kitaplı günler geçirmeniz dileği ile! 




         
Hayat, karanlık kısımlar da yaşamak için çok kısa.
                                                 
Çırılçıplak.


        " Sigara mı içiyorsun, Ethan?"
        " Bugün her zamankinden daha fazla."
        " Bir kusur... Sende bir tane var."

                                               Çırılçıplak.


        " Benimsin, Brynne. Kalbimde öylesin ve bunu kimse benden alamaz. Sen bile."

                                                Senin İçin.


         " Şu anda seninle yalnız olmak istiyorum Brynne. Gerisi o kadar önemli değil."

                                              Senin için.
                                                                       

         
Hayatta bu kadar mutlu olmanın mümkün olduğunu hiç bilmiyordum.

                                            Aç gözlerini.


       




   


  

NINE INCH NAILS - "CLOSER"


          
Bu şarkının seri de büyük bir etkisi var. Kitaplar da bir kaç yerde rastlayabilirsiniz. 


     












   






          

Ciara - Dance Like We're Making Love

             

16 Ekim 2015 Cuma

Aşka Güven - Özge Gül - Kitap tanıtımı

13:30, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:

                                                       





                                    Tutkulu Aşk'ta ki Selin ve Murat'ın hikayesi devam ediyor...


                 
 Hangi bilge dile getirmiş ya da hangi yüce aşık iddia etmişti bunu?
                   Aşk; Her zaman huzur getirir...
                   Bir kez ilişti mi gözlerin, dokundu mu tenin sevdaya, Yolculuğun sonu hayal ettiğin mutluluk mu olurdu?
                    Selin için aşk her zaman huzur vermezdi ve bunu ilk aşkı tarafından aldatıldığın da öğrendi. İnsanlar birini bulamazken, Selin yeni bir aşkın gücüyle karşılaştı.
                Bu gücün adı; Murat Yıldırım'dı.
         
             Peki ya kalbi yumuşak ve aşkı hiç tatmayan Murat, Selin'i yersiz bir şekil de kaybettikten sonra nasıl bir yol izleyecekti? Sahip olmak istediklerinin bilinciyle nefes alan bu güçlü adam, galiba hayatı dalgaya alırken, acının ona dokunuşuyla da pembe bulutların üstünde dolanmaktan vazgeçecekti.
           Aşka tekrar inanmak isteyen bir kadın ve sevginin önemini anlayacak olan bir adam. Birbirlerinden başkasına ihtiyaçları yok.
           Tek yapmaları gereken, aşka güvenmek...

       

     " Bu senin için ilk dizlerimin üstüne düşüşüm değil. Son da olmayacak. Karşındayken duygularımın bedenimi eğişi gururumu kızdırsa da umurumda değil. Çünkü seni sevmek böyle bir şeymiş, anladım. Hırçınsın. Kırarsın. Ama sevilmeye değersin... Ben sevmeyi ne kadar öğrendim bilmiyorum ama seninle birlikte olarak yepyeni şeylere açmak istiyorum yüreğimi."

  ( Yapım bana ait değildir ^_^)
           

             Kitap adı: Aşka Güven                                
             Kitap yazarı: Özge Gül
             Yayın evi: Parola yayınları
             Etiket fiyatı: 25Tl


 
          Tutkulu Aşk'ın devam kitabı olan Aşk'a Güven şimdi raflarda! Kitapçınızdan ısrarla isteyiniz! 





Kurt Ruleti - Alev Eleyan - Kitap yorumu - Alıntılar + Playist

11:07, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:



            Kitap Tanıtım


           Sıra dışı bir kadın, aşkı unutmuş bir adam, duygusal çalkantılar içerisinde çılgın bir İtalyan. 


           Eylül, nam-ı diğer dişi kurt. Hayatı mücadelelerle dolu, olağanüstü zeki, güzel, güçlü ve sıra dışı bir kadın. Hayatında hiçbir zayıflığa yer yok sanıyordu. Aşk dışında. İlk aşk, tek aşk ve mutlak aşk. Yıllar sonra ilk aşkıyla karşılaştığı zaman, her şeyin karşısın da güçlü durabildiği gibi onun da karşısın da güçlü durabilecek miydi? Bir kumara benzettiği bu duygusal çatışmada kazanan mı olacak, yoksa kaybeden mi? Ve onunla yeniden karşılaştığında duygularına hükmü ne kadar geçebilecekti?

        Boran aşktan da, insanlara olan inancından da çoktan vazgeçmiş, buz kütlesi bir adam. Dişi kurdun vazgeçemediği saplantısı, kardeşinin baş belası. Hayatından memnundu, Eylül'ü tanıyıncaya kadar. Bir anda kendini boğazına kadar aşkın içine batmış bulacaktı. Bu kural dışı kadını baştan çıkarabilmeyi becerebilecek miydi? 

        Ve... Eylül'ün diğer yarısı, baş ağrısı, dünyada her şeyden çok değer verdiği ikinci adam. Giorgio Da Montagna. Sevimli, çılgın, yakışıklı bir İtalyan mafyası! Boran ve Eylül karşılıklı kurt ruleti oynarken, kendisinin tek başına oynadığı kumarda kazancı ne olacaktı? 


         Kitap yorumum

                               
Kitap adı: Kurt Ruleti
                                              Yazar: Alev Eleyan
                                              Yayın evi: Parola yayınları
                                              Sayfa sayısı: 287
                                              Etiket Fiyatı: 16 TL
                                              Kitaba puanım: 5


                               


       Harika bir kitap ile karşınızdayım... Kurt Ruleti şimdiye kadar okuduğum en iyi kitaplardan bence. Ciddi anlamda bayıldım, aşık oldum... Sevgili yazarımız ( kendisi pek bir tatlıdır)  Alev Eleyan'ın harika bir yazım dili var. Kelimeleri kullanışı, cümleleri kuruşu mükemmel. Arada ufak tefek hatalar görsem de, kitap öyle hoş ki pek umursamadım.

    Eylül, - Dişi kurt- süper bir zekaya sahip, çok başarılı, geçmişinde ki acılara rağmen kendi ayakları üstünde duran, güzel bir kadın. Bir kitapta en sevdiğim olaydır, kadınların güçlü duruşu, kendilerini ezdirmemesi, insanlara gerekli cevabı en uygun şekilde vermesi falan. Eylül bu anlam da çok tatmin yaşattı bana. Uzun zamandır böyle güçlü bir kadın karakterin olduğu kitap okumamıştım.  ( Tutkulu Aşk da ki Melisa'yı bu listeye koymuyorum oda ezik karakterleri düşünürsek ciddi anlamda güçlü karakterlerin arasına giriyor ama bana göre Eylül bunu bana fazlasıyla ve eksiksiz bir biçimde yansıttı.)
   Geçmişi yaralarla dolu bir kadına ne lazım?  Evet, sesinizi duyar gibiyim :D Şöyle en taşından bir erkek <3

   Burada sevgili Boran'ımız devreye giriyor işte. Bazıları buna klasikleşmiş, değişmesi gereken bir kalıp diyor ama ben aşırı derece de kadınını bulan erkeklerin uğrayan değişimlerine bayılırım. Onları böyle tam kıvama getirirler ya o kadın karakterler, değmeyin keyfime be :D
   Boran, aşırı kasıntı, kendini beğenmiş, soğuk ama bunları gölgede bırakacak bir karizmaya sahip bir adam. Hayatının dönüm noktası ise Eylül'ü gördüğü ilk an. - Aslında ilk an sayılmaz ama beyimiz kızı hatırlamadığı için biz ilk an diyelim -_- -  Tam anlamıyla kızımız adamın devrelerini yakıp, kendinden geçiriyor diyebiliriz. Ha tabii bir de bunların çekişmeleri var ki, kesinlikle hoşunuza gidecek türde. Alev abla ciddi anlamda espri kalemine sahip bir yazar.

     Yan karakterlerimiz ise Boran'ın kız kardeşi Merve - Ki ben normalde soğuk karakterleri fazla sevmem ama bu kız benim kalbimi çaldı-  Eylül'ün biriciği, en yakın dostu, kardeşi,  Giorgia, Gio, Giom'u...  Boran'ın tabiriyle; İtalyan makarnası, Geroge, Gregory, Sezar, İtalyan pezevengi - ayıp ayıp -_-  Benim tabirimle yakışıklı İtalyan mafyası sapığım *.*
   Ve Timur...  Timur hakkın da kitabı çıkacak mı çıkmayacak mı bir fikrim olmasa da - umarım çıkar, yazarım duy sesimi :D- ikinci kitabımızı umarım yakın zaman da raflarda göreceğiz.  - Bu kısım spoiye giriyor mu emin değilim ama eğer öyleyse affola *.* -

       Evet, İtalyan makarnamız Boran'a enişte gidecek :D Bence çok eğleneceğiz :D

    Bu kitapla sevdiğim bir diğer şey ise kitabın kısalığı. Hep derler uzun olsun, doymak istiyoruz, isterse 1000 sayfa olsun falan... Ben katılmıyorum. Bir kitap tadında bitmeli, uzamamalı fazla. Kurt ruleti her şeyi ile tadında biten bir kitaptı. Ne eksik ne fazla. Umarım ikinci kitapta da bunu yaşarız ve yazarımızın daha bir çok kitabını raflarda görürüz.

   Bitirmeden yazımı son söylemek istediğim, Alev Eleyan ciddi anlamda harika bir yazar. Kaleminin ustalığı bir çok Türk yazar taş çıkartabilir. Ben beğeneceğinizden eminim ve bu kitabı okumama vesile olan Tutkulu Aşk'ın yazarı Özge Gül'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Uzun zamandır bir kitap böyle dikkatimi çekip, içine hapsetmemişti beni.

    Biraz uzun oldu ama bence Kurt Ruleti bundan çok daha fazlasını hak ediyor. Ama ben azcık daha konuşursam artık dayanamayıp kitabı anlatabilirim o yüzden susuyorum *.* :D



      Okuduğunuz için teşekkür ederim ve bol kitaplı günler dilerim.



                          Kitaptan alıntılar


              " Ya çık git zihnimden ya da benim ol, ittiğin göğsüm bugüne kadar hiç böyle acımamıştı! Canım yandı, içim üşüdü bu akşam. Merhametsizsin! Aşk dileniyorum senden.Bu ruhu fakire verecek küçücük bir ilginde mi yok!"

   
         Kimseye fark ettirmemek adına karanlık gölgelerden birine sığınmış genç kızın ışığı yanan penceresinin seyretmeye başlamıştı. Allah'ım ne olur bir kez onu göreyim, sonra giderim diyerek dua etti.


     " Umurunda olmaz tabii umurunda olmaz ama paspasla karşılıklı oturup ağlarsınız öyle mi?"


     Giorgia bir süre bekledikten sonra dalgın ve düşünceli bir şekil de " Onun incinmemesi için her şeyi yaparım ben... O kadar özel bir insan ki... Güçlü.. Akıllı... Zeki.. Güzel ve kural dışı... Ve çok fazla... Bu dünyada ki herkes için fazla..."



         




   











                                 Playist Listesi

         Sözlerine takılmayın kitabı okurken kulağım da çalan şarkılar bunlardı ve ben uyumlarından hoşlandığım için eklemek istedim *.*


 

Cathedrals - In the Dark (Unofficial Musicvideo)


            















Dark Waves - I Don't Wanna Be In Love (Audio Stream)




She's a Rainbow - Rolling Stones






Selena Gomez - Same Old Love (Audio)


10 Ekim 2015 Cumartesi

Tutkulu Aşk - Özge Gül - Kitap yorumu

11:18, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:



       

  


 

         Kitap Tanıtım         





    AŞK; KALPLERE YERLEŞECEK VE BEDENLERDE TUTKUYA DÖNÜŞECEKTİ...



                Yıllarca aşkla yanıp tutuşan ama karşılık bulamayan bir erkek ne yapar? 


           Serkan hayatına devam etmeyi tercih etti ve bir başkasıyla nişanlandı. Onun için diğer kadınlar artık yok sayılacaktı. Ama Melisa'nın varlığı bile aklını karıştırıp aşkının katlanmasına yetiyordu. 
          Kalbi kararını çoktan vermişken, kadına yaklaşmanın yollarını arayacaktı ama Melisa, hayatı kendi bildiğinden ibaret sanırken bu hayli zor olacaktı. 
          Gittikçe yükselen, tutkuyla sarılmış, acılarla bilenmiş bir aşkın içine düşmemek için çabalayan Melisa'yı ikna edebilecek miydi Serkan? Peki ederse arzuladığı mutluluğa sonsuza kadar kavuşabilecek miydi? 
         Aşk için savaşırken, birbirlerinden güç almaları gerektiğini bilseler yetecekti ama bunu becerebilecekler mi? 

                 Peki ya tutku her zaman aşk mı getirir? 

     İşte tüm bu sorular cevap bulurken, bu iki gencin hikayesine bir tutamdan fazla acı eklenecek... 



                                      Kitap adı: Tutkulu Aşk
                                      Yazar: Özge Gül
                                      Yayın evi: Parola Yayınları
                                      Sayfa sayısı: 592
                                      Etiket Fiyatı: 25TL 
                                      Kitaba puanım: 5
 



       
    Hepinize merhaba arkadaşlar! Ben Rabia -nam-ı diğer Rabi- ve bu benim ilk yorumum. Umarım blog yolculuğumda bana eşlik eder, bundan keyif alırsınız!

 

                    Kitap Yorumum



   

         İlk yorumuma çok sevdiğim bir Wattpad kitabından başlamak istedim. Zaten bitireli kısa bir süre oldu. Bana göre bu camia'dan çıkan sayılı başarılı kitaplardan biri. Raflarda olmayı hak eden, yeteneğini sergileyen harika bir kitap. Sayfa sayısının çokluğuna aldanmayın, akıcı anlatımıyla kendini okutuyor. Yazarın da sade ve başarılı anlatım dili sizi hiç zorlamıyor. Bu konu da özellikle benden artı puan aldı.
       Ve ah Serkan... Kesinlikle favorim ve eminim sizin de öyle olacak. O aşkı, vazgeçmeyişi, kadınını sahiplenmesi falan mükemmel bir karakter :D

    Özetle hikayeye bayıldım ama Serkan'a daha fazla bayıldım. Baş karakterlerimiz olan Serkan Kara'nın çalıştığı şirkete Melisa Aydın'ın gelmesiyle başlıyor hikayeleri. Aralarında aşkın o dayanılmaz kıvılcımları yeşeriyor ve Serkan her ne kadar bu yangın da kendini kaybetmek istese de Melisa geçmişinden kaynaklı sorunlar yüzünden, güvenli tarafta durmak için savaş veriyor ve böylece yıllar geçiyor. Artık Melisa genç ve başarılı bir kadın, Serkan ise hırslı ve başarılı bir genç adam. Kitabımızın başlangıç noktası da yıllar sonrası aslında.
    Birazcık karakter hakkın da bilgi vermem gerekirse Serkan; Ciddi anlam da aşkının peşinden gitmeyi başaran, tutkulu ve bir o kadar da hırslı bir karakter. En az Melisa kadar inatçı olması da ikili arasın da fırtınalar yaratıyor.
  Melisa ise kesinlikle sevip sevmeme konusun da sürekli gidip geldiğim bir karakter oldu doğrusu. Çok sevdim ama sevmedim... Saçma - bana göre saçma tabi siz başka türlü de düşünebilirsiniz ama- nedenlerden dolayı bence yıllarını bitirdi. Aslın da bir yandan hak veriyordum ama bir yandan da ciddi anlam da saçma ve gereksiz bir korku gibi geliyordu. Bilemiyorum dediğim gibi bende Melisa'nın farklı etkileri var. Bu korkular yüzünden Serkan'ın başka bir kadınla nişanlanmasına bile göz yumdu. Bu kitapta kesinlikle aşkına tutunan Serkan idi ve ileri ki sayfalar da Melisa'nın yaptığı kıskançlık ve kavgalar çok battı bu yüzden. Fazla derine girip spoi vermek istemiyorum o yüzden bir kaç cümle daha edip yoruma son vereceğim.

     Yan karakterleri ciddi anlam da çok iyi yansıtmıştı sevgili Özge. Selin ve Murat'ın o çekişmeli aşkı tam dozunda yaşanmıştı. Ah Murat... Kalp ritminizi dengesizleştirebilir dikkat! Bu kitapta yarım kalan aşkları çok yakın da çıkacak olan Aşka Güven ile sonuçlanacak.
 
   
     Ve tabi ki biricik patronumuz Hilmi Bey. Kitap boyunca ciddi anlam da çok sevdiğim, kitabın içine girip yanaklarını sıkmak isteyip, koca göbeğin de başımı dinlendirmek istediğim bir adam oldu. Aşırı sempatik, eğlenceli, çok babacan bir adamdı be.


   Okuyun, okutun eminim hoşuna gidecek bir kitap olacak.  Ve son olarak  BU KİTAP KALP SAĞLIĞI AÇISINDAN ÇOK ZARARLI. SERKAN VE MURAT BAŞINIZI DÖNDÜRÜP, SİZİ BAMBAŞKA ALEMLERE SÜRÜKLEYECEK!



         
     






           

29 Ekim 2015 Perşembe

Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan




             Kitap Tanıtım

   
    
  Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek bir adamın hikayesi. 

      Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikayesi.
                              Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikayesi...



          Kitap adı: Başka Dilde Aşk
          Yazarı: Mia Sheridan
          Yayın evi: Yabancı
          Çeviri: Hanife Albayrak
          Sayfa sayısı: 388
          Liste Fiyatı: 25 TL
          Kitaba puanım: 5




                  Kitap yorumum



           
Daha önce hiç bu tür de bir kitap okumamıştım. Arka kapağı gördüğünüz gibi fazla bir şey belli etmiyor ama elimden geldiğince spoi vermeden kitabın konusundan bahsedip yorumuma geçeceğim.
          Bree, annesini kanserden kaybettikten sonra babası ile yeni bir hayat sürmeye çalışır. Ancak babasını da talihsiz bir olay sonucu kaybeder ve geçirdiği travmalara dayanamayarak bir yenilenme amacıyla küçükken ailesiyle gittiği kasabaya gelir. Burada kendine göl kenarında bir ev kiralar ve daha sonra gizemli bir yabancı ile karşılaşır. Saçı sakalı karışmış, konuşmayan ancak bunların ötesin de yakışıklı bir yabancı. İlk anda bir çekim oluşur ona karşı.
      Archer, 7 yaşın da geçirdiği kötü bir olay sonucu konuşma yetisini kaybeder. Kasabanın sessiz adamı... İnsanlarla pek işi yok ve kasabanın dışında ki evin de kendince dış dünyadan soyutlanmış bir şekilde mutlu mesut yaşıyor.
         Çok etkilendim kitaptan. İlk defa bir kitap da konuşma yetisi olmayan bir adamın hikayesini okuyorum. Kitap arada Archer'ın ağzından anlatılsa da genelde Bree'nin ağzından okuyoruz ve sadece onun anlatımıyla bile Archer'ın neler hissettiğini yazar aktarabilmişti bence. Arada sırada gözlerimin dolduğu, bazen güldüğüm etkileyici bir kitaptı. Aşkın sadece dokunuşlarla ve gözlerle de yaşanabildiğini gösteriyordu bize. Bu kitaptan sonra ayrıca işaret dilini de öğrenmek istediğime karar verdim. Sesimiz olduğu için kolay gelse de bu dünya da sadece bizlerin yaşamadığını hatırlamamız gerekiyor.

     Acı çeken bir kadının ve sessiz bir adamın aşk ve sevgi dolu hikayesini okumak isterseniz, Başka Dilde Aşk'ı öneririm.

      Bol kitaplı günler dilerim!



               ***


       
               Ağzımı açtım ve çığlık attım. Çığlık attım ama oda sessiz kaldı.


             " Ne düşünüyorsun?"
             " Seni. Her gün tam burada, seninle olduğum için şansıma nasıl şükrettiği mi düşünüyorum."

              Başkasını sevmek her zaman kendini acıya karşı savunmasız bırakmaktır.        

            " Ama mantığımın arkasındayım. Aşkın bir konsept olduğunu ve her insan için özetleyecek bir kelime olduğunu düşünüyorum. Benim sevgi sözcüğüm ise Bree."         





Satılık - İlknur Birdal





                   


Kitap tanıtım                                  



Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.

Devran ve Hüzün.


Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısın da yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?




         Hüzün'ün korumak istediği kalbi, Devran'ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaba katmamıştı.
           Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.
       

           " Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin."

          " Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni seviyorum Devran... Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiği fısılda..."



              
Kitap adı: Satılık
              Yazarı: İlknur Birdal
              Yayın evi: Postiga
              Sayfa sayısı: 469
              Liste fiyatı: 24Tl
              Kitaba puanım: 5





                                      Kitap yorumum



             
Hepinize merhaba arkadaşlar! Kısa bir süre önce çıktığım Reading Slump'un acısını bu ay feci halde çıkardım. 8,5 kitap. :D Evet buçuk ne derseniz, yarım bıraktığım bir tane. Pek hoşuma gitmeyen, sıkan bir kitap oldu beni. Ama ay daha bitmedi değil mi? Şuan elim de bir kitap daha var ve onu da gün içerisin de bitirmeyi planlıyorum. Az gelebilir, normal zaman da bende az derdim ama aylarca elimde o kadar kitap süründürdükten sonra, kitap okumayı bıraktıktan sonra benim için çok fazla iyi oldu bu rakam. Bunlardan biri de Satılık.

         Zamanın da Wattpad adlı sitede okumuş ancak kitap olacağı için yarım kalan bir hikayeydi. Biraz geç de olsa kitap hali alınıp, okundu ve aşık olundu.
        Hüzün'ün hayatı alkolik ve kumarbaz babasının onu hayat kadınlarını çalıştıran bir bara satmasıyla tepe taklak oluyor. Daha fazla tepe taklak oluyor diyelim, çünkü zaten babasıyla hayatı yeterince berbattı. Bütün o pisliğin içerisin de Hüzün'ün hayatına bir melek gibi düşen Aysel ile tanışıyor.
      Devran, daha önce hiç ayak basmadığı bara girdiği zaman dikkatini ilk çeken şey Hüzün. İçki her kötülüğün anasıdır derler ya hani... İçkili bir halde Hüzün'ü kendine istiyor ve barın üstünde ki odalardan birin de sahip oluyor.

         Kitabımızın konusu en kısasından böyle. Daha fazlası spoiye girer o yüzden yorumumu yazayım ben. Bu kitap 2 gün içerisin de bitti. Okurken bir çok farklı duyguyu aynı anda yaşadım. Üzüldüm, nefret ettim, ağladım, takdir ettim, güldüm ve aşık oldum. Pişmanlıkları tattım ve karakterlerle birlikte umut ettim. Bir ara baya küfür ettim. Aslında bir kurgu gibi görünebilir ama bu kitabın içerisindekileri dışarı da yaşayanlar var ve bu farkın dalık beni sarstı. Sadece kitapla bile bu kadar duygusallaştıysam, diğer türlüsünü düşünemiyorum. O yüzden kitap bu açıdan çok hoşuma gitti. Genelde bende kitap okurken, hayal gücünün yarattığı şeyleri okumayı isterim, severim ama arada böyle gerçekçi kitaplar da ihtiyacımız var. Ve dışarıda ki o kızlardan bir çoğu Hüzün gibi şanslı değil bu bir gerçek.
      Baş karakterler gibi ayrıca yan karakterler de çok iyi yazılmıştı. Aysel ve Umut... Emir ve Asi... Hikayelerini okumak çok heyecanlıydı. Kitabı çıkacak olan ve bu kitap da çok kısa aralıklar da gördüğüm Poyraz var birde... Sadece bir kaç sayfa da böyle sevdiysem adamı sanırım kitabı çıktığın da aşık olabilirim.
    Yazarın ayrıca karakterlerini inançlı bir şekilde yansıtması çok fazla güzeldi ya. Evet din olarak farklı görüşler de insanlar olabiliriz ama ben İslam inancında biri olarak, ufaktan da olsa yazarın kitaba yansıtması hoşuma gitti.
   Ayrıca yazarın dili çok hoş. Son zamanlar da çıkan ve kesinlikle çok fazla kötü olan kitapların aksine Satılık'ın dili çok sade ve güzeldi. Ayrıca sonlara doğru feci ters köşelere yattık diyeyim :D Aa! Hadi ya... Falan oldum bir aralar ben :D
   Ayrıca kitabı bitirdikten sonra bir süre öyle kaldım. Ve içimden çok içten bir şekil de dua ettim. Umarım kimse böyle ağır yüklerin altında kalmaz. Ya alın okuyun bu kitabı cidden çok iyiydi.

    Güzeldi, hoştu... Eğer daha önce Wattpad kitabı okumadıysanız, bu kitapla başlayabilirsiniz. Kapağı çok hoşuma gitti benim. Yazarın ikinci kitabı Karanlığın Külleri'ni de alıp okumak için sabırsızlanıyorum.

     Bol kitaplı günler dilerim!






                                ***



               Hüzünle bulutlanmış ela gözleri düşündü. Adı yaşadığı hayatla dalga geçmek için konulmuş gibiydi adeta.







28 Ekim 2015 Çarşamba

Sezgi - Amy A. Bartol - Yorum










                                                   




                          Kitap tanıtım



         Sürgünlerin dünyasında kabuslar gerçek oluyor, karanlık gelecek daha da kaçınılmaz hale geliyor...

        Evie onu görmemek için gözlerini açmadı ama onun kokusu yine de burnuna doluyordu. Soluduğu havayı yoğunlaştırıyor, Evie'yi kokusuyla... Aromasıyla boğuyordu. Titredi. Direnmeliydi. Eğer yeterince güçlü olmazsa, hastalığı şimdi bile ona bulaşmış olan bu avcıyla aynı kadere sürgün edilecekti. Ama artık Evie, ona açtı ve o bunu biliyordu; Kendisini kemiren acıyı sonlandırma ihtiyacına güveniyordu. Teslimiyetinin nasıl da tadını çıkarırdı.

    Evie şimdilik hayattaydı ama aksi için yalvarması ne kadar sürecekti?


               Kitap adı: Sezgi ( Öngörü serisi 2)
               Kitap yazarı: Amy A. Bartol
               Yayın evi: Yabancı
               Çeviri: Merve Özcan
               Sayfa sayısı: 513
               Liste fiyatı: 27Tl




     



            Kitap yorumum




           
 Öngörü serisinin 2. kitabı olan Sezgi ile karşınızdayım. Kesinlikle ilk kitaptan daha güzel, daha akıcı ve macera doluydu. İlk kitap da sıkılabilirsiniz biraz ama size tavsiyem dayanın ve ikinci kitaba başlayın.
           Yoruma başlamadan önce bir şeyi söylemek istiyorum; Ben kendime aşırı güldüm ama :D Ya ilk kitapta ki Zephry karakterini ben kız biliyordum ve erkek olduğunu öğrendim. Hem de Sezgi'yi okumadan önce biraz karıştırayım demiştim bir sahne vardı orada bir kaç kere okumak zorunda kaldım ama bu ikisi de kızdı nasıl ya falan oldum :D Spoiye girmiyor değil mi? Yani isim vermedim ama...  Erkek olduğunu öğrendiğim de baya zorluk çektim alışana kadar. Hala bazen gözüme kız gibi gelir :D :D

       Neyse, siz umarım aynısını yaşamazsınız der ve yorumuma geçerim. İlk kitap heyecanlı bir sonda bitmişti. Alfred'in kızımızın ruhu için saldırmıştı ve sonucun da Russell feci halde yaralanmıştı. Ancak Evie güçleri sayesinde Russell'ın hayatını kurtardı - ben Russel'ı aşırı seven biri olarak, ağlamıştım mutluluktan- hatta hayatını kurtarmakla kalmadı onu da kendisi gibi bir meleğe serafime dönüştürdü. Kitabın ilk sayfaların da yani yaklaşık bir 134 sayfasında Evie'nin ağzından okuyoruz. Onun acılarını, korkularını görüyoruz. Biraz olaylı geçseler de genelde sakin sayfalardı. Daha sonra ki kısımda ise Russell'ın ağzından okuyoruz olayları. Şaşırdım ama sevindim de. Umarım Reed'in ağzından da okuyabiliriz diğer kitap da.  200 küsürlü sayfalara kadar böyle devam ediyor. Daha sonra Evie'nin ağzından okumaya başlıyoruz ve oradan sonrası cidden aşırı derece de heyecanlı.

    Beni koca kitap da rahatsız eden tek nokta aşk üçgeninin dörtgene çıkmasıydı. Tamam Evie başrol, mükemmel falan da bu kadar yükseltilmeseydi ya. Okurken demek istediğimi anlarsınız. Kitabın başların da sadece melekler olmadığını öğreniyoruz. Direk başların da olduğu için spoi kısmına girmiyor. Başka yaratıklar da var ve bu kısımlar da o yaratıklardan bazılarını görüyoruz.

         Burası spoiler içerir dikkat!



    Brennus; Ahh ben aşık oldum bu karaktere. Kötü adamlar listesin de ama ya yok böyle bir adam resmen öldüm, bittim, eridim be ben o adama. Yazarın dünyası zaten böyle mükemmel karakterlerle çevirili. Aşırı yakışıklı, güzel... Ve Brennus sadece yakışıklı değil adam konuşmalarıyla efsane yaaa!! <3

   Sulanmayın döverim -.- Bir  mo chroi ( kalbim) deyişi var, beni eritti burada. Ve Finn. En az Brennus kadar karizmatik ancak bir Brennus değil. Olsun onu da seversiniz ki bence seveceksiniz *.*


        Spoiler bu kadar


     
Çok heyecanlı bir şekil de devam etti ve heyecanlı bir sonla bitti. 3. kitap için sabırsızlanıyorum umarım en kısa zaman da çıkar. Ve son olarak melekleri ilk kitaptan daha kapsamlı şekil de görüyoruz ve tek kelimeyle mükemmeller. Yani İlk kitap da okuyanlar bilir ne kadar mükemmellerdi, bu kitap da ayrılar. Seveceğinizi düşünüyorum ve kesinlikle bu seriye şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.

    Bol kitaplı günler dilerim!



         
Alıntılar



           
" Asla seni sevdiğimden şüphe etme. Benim hakkım da her şeyden kuşkulanabilirsin ama bu dünya da ya da sonrakinde, seni her şeyden daha çok sevdiğimden şüphe duyma."


         " Benim meleğim. Oda sensin, eğer hırlamam yeterince açık olmadıysa diye söylüyorum."

       
       O kadar Brennus'dan bahsettikten sonra alıntısı olmadan olmaz değil mi? *-*

             " Senin için geleceğim... Sen benimsin, mo chroi."




             






26 Ekim 2015 Pazartesi

Kitap alışverişi







           Bu benim ilk kitap alış verişi yorumum. Daha önce bu konu hakkın da bir sürü yazı okudum, video seyrettim... Hoşuma gidiyor bu tür şeyler. Daha çok kitap öğreniyoruz, bilgi sahibi oluyoruz... O yüzden bende böyle bir şey yapmak istedim. Eylül ve Ekim ayı alışverişim'den oluşan bir liste bu. Bir kısmı takas, bir kısmı satın alındı, bir kısmı da hediye.

                    Kitapların neler olduğuna gelirsek;


                         


               Eylül ayın da Okuoku sitesinin 9.90 indiriminden aldığım kitaplarım. Her zaman ki cömertlikleri ile bir sürü ayraç koymuşlar. Ve tabii ki kahve... Bu sefer bir fark vardı Novella yayınlarının... Tam aslında emin değilim ne olduğundan, hala çözmedim ama sanırım telefon süsü olabilir... Yanına ondan da koymuşlar. Her ay farklı yayın evlerinden 9.9 indirimi oluyor. Bakmadıysanız bakmanızı öneririm.




     Ve bunlar da gene Eylül ayın da Belkıs kitap evinden yaptığım alışveriş. Bilmeyenler için gerçekten çok uygun fiyatlara satış yapan, ve artık kapı da ödemesi de olan bir kitap evi. Bana uzak kaldığı için genel de kargo ile istiyordum ama bir arkadaşımı görmek için gitmişken uğramadan olmaz dedim ve buraya girdim. Bilmeyenler için Pendik'de.



           



              Ekim ayın da yaptığım bir alışveriş. Daha doğrusu takas oldu bu. Kadıköy Akmar pasajın da girişin bir kaç dükkan ötesin de çok iyi bir kitap evi var. Götürdüğüm kitap sayısına göre kitaplar olsa da hepsi hasarsız. Pek fazla üzülmedim o yüzden.








                                                  



          9. Beyoğlu sahaflar festivalinden alınan kitaplarım. Yağmurlu bir gün de gittiğim için bir çok sahaf kapalı olsa da açık olanlar da da cidden çok güzel şeyler vardı. Aşırı uygundu. İlk defa bu yıl o festivale gittim ve seneye de kaçırmayacağım. Burnumun dibindeyken neden gitmedim şimdiye kadar üzüldüm :/ Resim de gördüğünüz ayraçların tanesi 2.50 ve hepsi el işi, emek olan şeyler. Daha bir sürü çizgi kahramanların ayraçları  vardı da maalesef alamadım :/ Merak edenler için bu ayraçları yapan sahafçı ablamızın kardeşiymiş. Kendisi Taksim de ki sahaf da bulunuyor. Yanlış hatırlamıyorsam alt kattaydı dükkanı ama baya eskiden gitmiştim o yüzden hatırlamıyorum tam olarak. Ama bana dediğine göre sipariş alıp yapıyormuş kardeşi. O sahafa yolum düşerse mutlaka bakıp sizi de bilgilendiririm.
    Ayşe Kulin'i özellikle çekme nedenim ise cildi. Bir harika değil mi? Yani bildiğim kadarıyla ciltsizdi ve ben ilk görünce çok şaşırdım. Çok hoş bir cildi var ve yazı puntosu büyüktü. Ayrıca çok uygun bir fiyataydı. Merak ettiğim bir kitaptı bulmuşken kaçırmayayım dedim.





                                                       

                                       

                     Bu kitapların benim için yeri ayrı çünkü çok değer verdiğim, özel birisinden hediye geldiler. Sanırım resim de görülmüyor ama baştan sona; Arzu Şövalyesi, Grey, Thanatos ve Tutkulu Notalar. Uzun zamandır istediğim kitaplardı, eğer okuyorsan sana tekrar, tekrar teşekkür ederim bunları verdiğin için. Ve çikolatalarım, ayraçlarım ve susamlı helvam için de *-*





           

 







 Ve son olarak da daha bugün elime geçen kargom. Meleklerin Kanı. Çok, çok fazla güzel ya. Basımı o kadar harika ki. Aman Allah'ım dedim yani. İç kapağı, dış kapağı, ayracı... Efsane ya cidden. Elimde ki kitap ( Sezgi ) biter bitmez buna başlayacağım. Zaten ikinci kitabı da çıkıyor. Fazla beklememe gerek yok yani. Ah dokunmadan duramıyorum şuan kitaba :D Aldım yasladım göğsüme resmen. Umarım içi de kapağı  kadar güzeldir. Ben eski basımını okumamıştım, bu basımı görünce de iyi ki okumamışım dedim yani.






Ejderin Aşkı - G.A Aıken










                                     





                    İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınız.



                            Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.

                          Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?


      Despot ağabeyini öldürmenin peşinde ki kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.  




                                            Kitap adı: Ejderin Aşkı
                                            Kitap yazarı: G.A Aıken
                                            Yayın evi: Ephesus
                                            Çeviri: Alp Levi
                                            Sayfa sayısı: 391
                                            Liste fiyatı: 18Tl
                                            Kitaba puanım: 5



         


                   Hepinize merhaba arkadaşlar. Çok, çok uzun zamandır başlamak istediğim ama bir türlü başlayamadığım serinin ilk kitabını bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Aradan bir ay gibi bir süre geçmiş olsa da, sonun da yorumumu girebileceğim. Dediğim gibi, aşırı merak ediyordum, başlamak için çıldırıyordum ama hep önüne başka kitaplar geçtiği için alamamıştım. Merak ettiğime deydi mi? Deydi. Ama beklentimi aşırı yüksek tuttuğum için de tam da böyle istediğim gibi değil gibiydi. Daha doğrusu ilk hikayeye bayıldığımı söylemek istiyorum ama ikinci kısım beni pek tatmin etmedi sanırım. Kitabımız iki hikayeden oluşuyor. İlk hikayemiz de lakabı ' Kanlı Annwyl' olan cesur savaşçı kızımız ve acımasız ejderha Fearghus arasında geçiyor. 

                Annwyl, bilinen en büyük isyanın lideri. Acımasız ağabeyinin kellesinin peşinde ve bunun için haklı nedenleri var. Küçüklüklerinden beri birbirlerine karşı kin besleyen iki kardeş. Başka krallıklardan da gelen destekler ile Annwyl kızımız büyük bir ordunun komutanı. Ağabeyinin askerlerinden kaçarken, Fearghus'un ininin bulunduğu ormana giriyor. Askerler ile çatışıyor ve ölüm pençelerini ona açmışken ejderhamız kızı kurtarıyor. 
              Bu kısımlar çok fazla hoşuma gitti. İkisinin tatlı - sert atışmaları, konuşmaları, ejderhanın kıza olan nazikliği... Günden güne daha fazla bağlanması... Bu kısımlar benim favorilerim idi. 
          Annwyl'ın yenilmez cesareti, koca ejderhaya baş kaldırışı falan, benim gözüm de gözü kara, cesaretli kadınlar takımına girdi. Koskoca ordunun başı olmuş ee olsun o kadar değil mi? 
       Fearghus'un kardeşler takımı da çok iyiydi. Kocama bir ejderha ailesi düşünün... Şimdi de birbirinden yaramaz kardeşler düşünün... Sonuç fena değil mi? :D  Okurken emin olun çok eğleneceksiniz. Diğer kardeşlerin hikayesini de çok merak ediyorum, umarım en kısa zaman da alır hepsini okurum. 
            Ve kitabımızın ikinci kısmı; Fearghus'un anne ve babasını işliyor. Zaten ilk kısım da onları görmüştük ama açıkçası pek merak etmemiştim hikayelerini. Ha güzeldi ama... Hoşuma gitti. Rhiannon, beyaz bir ejderha. Beyaz ejderhalar çok nadir bulunan, güçlü ejderhalar. Geldiği soy da kraliyet soyu.          Bercelak ise Rhiannon'un tabiri ile aşağı tabaka ancak güçlü bir siyah ejderha. Bilmiyorum ya aslında güzeldi hikaye ama ben gereksiz buldum. Mesela Rhiannon'un annesiyle savaştığı sahne çok basitti. O çok hoşuma gitmedi. Ben orada daha iyi bir intikam beklerdim. - okurken ne demek istediğimi anlayacaksınız, kadından nefret ettim!-  
     Ama genel anlam da hoşuma giden bir kitap oldu. Karakterler çok iyi kurgulanmış, kurgusu çok iyi kurgulanmış, isimlere hayran kaldım... Kardeşler favorim. Yazarın dili biraz küfürlü, cinsel sahneler biraz fazla. Eğer rahatsız olmuyorsanız bence çerezlik dediğimiz tür de hemen okunabilecek bir kitap. 


     






                  Bol kitaplı günler dilerim hepinize! 
     






              " Erkeklerin kellesini alıp kanlarıyla yıkanıyorsun."
              " Yıkanmıyorum. Bir erkeğin kellesini alırsan kan akar, fışkırır. Ama ben sudan başka bir şeyle yıkanmam."
            " Öyle diyorsan."


             
Ejderhanın gülüşü çirkin bir ses değildi, ama bir ejderha ile sohbet ediyor olmak... Belki gerçekten deliriyordu. 
                " Ejderhaların aile toplantılarımı var?  Basit bir toplantımı, yoksa bakire kurbanlar falan gerekli mi... "        


24 Ekim 2015 Cumartesi

Öngörü serisi - Kaçınılmaz - Amy A Bartol + Alıntı





                                                             



                kitap tanıtım


          Evie Claremont üniversiteye başladığında, gördüğü kabusların biteceğini ummuştu. Ama bitmemişlerdi...

         En garip durumlar da bile mantıklı bir açıklama bulmaya çalışan Evie'nin hayatında, ikinci sınıf öğrencisi Reed Wellington'la tanıştıktan sonra akla mantığa sığmayacak şeyler olmaya başlamıştı. Reed'e karşı hissettiği anlamsız çekim de işleri iyice karıştırıyordu. Çünkü Reed, Evie'ye hayatta başına gelebilecek en korkunç şeymiş gibi davranıyordu. Yine de be zaman ihtiyacı olsa, hayatını kurtarmak için Reed oradaydı...
 
      Reed'in sakladığı sır neydi? Evie'nin şüpheleri doğru muydu? Peki, rüyalarında gördüğü o karanlık gelecek kaçınılmaz mıydı? 


   

   
                                     Kitap adı: Kaçınılmaz ( Öngörü serisi 1)                                   
                                     Kitap yazarı: Amy A. Bartol
                                   
                                     Çeviri: Merve Özcan                                   
                                      Yayın evi: Yabancı yayınları                                   
                                       Sayfa sayısı: 430                                   
                                       Liste fiyatı: 23 Tl                                   
                                     Kitaba puanım: 4,5
         

                    Kitap yorumum


          Hepinize merhaba; Dün bitirip yorum yapmaya sabırsızlandığım bir kitabı bekletmeden yazayım dedim. Bir şeyi fark ettim; Melek - şeytan konulu kitapları çok sevmeme rağmen kütüphanem de fazla yok. Neden bilmiyorum ama en yakın zaman da çözüm getirmek istedim ve hazır Okuoku'da 9.90 indirimi varken alayım dedim. ( Sanırım 2 ay önceydi bu indirim baya Yabancı'dan kitap almıştım.) Keşke biraz daha erken başlasaydım diye düşünüyorum şuan.

        Kitabın kapağından da anlayacağınız gibi seri Melek ya da şeytanlarla alakalı. Kapağı görür görmez hah kesin bu deyip, sepete atmıştım. Neden inceleme gereği duymadığım sormayın bende bilmiyorum :D Ama serinin kapakları cidden çok hoş. Kütüphane de duruşlarına bayılacaksınız bence.
     Evie, 17 yaşın da üniversite hayalleri kuran, Jimm dayısı ile yaşayan sıradan bir genç kız. Evinden bir kaç saat uzaklıkta ki, okuluna geliyor ve daha ilk gününden kendine bir düşman edinmiş gibi görünüyor. Nedenini kendisi de bilmiyor. Reed, kızımızın okuldan gitmesi için elinden geleni yaparken, nedenini bilememek aşırı sinir bozucuydu. Tabii bu kahramanımız olmayacağı anlamına gelmiyor, yazarımız kalp sağlığı açısından zararlı bir erkek karakter yaratmış <3 :D
   Klasik bir melek kitabı gibi görünen ama aslında çok değişik bir hayal gücü ile ortaya çıkmış kitabımız. ( Aslında bunu yazıp yazmamak konusun da düşündüm biraz. Ben Hush Hush serisi daha okumadım ve en umarım en yakın zaman da başlarım. Gördüğüm kadarıyla, yazar Hush Hush hayranıymış ve bu kitap da o seri ile biraz benzerlik taşıyormuş. Gerçekliğini bilemiyorum ve yorum da yapamıyorum bu konuda. O yüzden ben beğendim bu seriyi şuanlık. Ama o zaman da fikrimin değişeceğini pek sanmıyorum gene de o seriyi alıp okuduğum da bir yorum girerim ikisi ile alakalı.)

     Evie babasını hiç tanımamış, annesi doğumundan kısa bir süre sonra ölmüş ve o sıralar 20 yaşında olan Jimm dayısı tarafından büyütülmüş. Söylemem gerek ki Jimm dayıyı fazla sevdim. Gördüğü kabuslar yüzünden, evden kaçmak istediği için evinden uzakta bir okulu tercih ediyor. Ama kabusları burada da peşini bırakmadığı gibi daha gerçek kabuslar da peşine takılıyor.
  Burada öyle tanrının bebekleri ( çarpılmak istemiyorum ama terim bulamadım :/ ) sakin, sessiz melekler yok. Tam aksine aşırı seksi, en kötüsünün bile yenilesi olan melekler var. Reed'de bunlardan biri. İlk başlar da kızımıza kötü davransa da aralarında bir çekim var ve buna karşı koymak... İmkansız be :D Ben bile karşı koyamadım ki zaten Reed'e karşı koymak kimin haddine?? :D

     Ama işlerin kızıştığı noktalar var. Kızımızın bir ruh eşi var ve bu Reed değil. Meleklerin hepsi öyle cici bici yaratıklar değil.

   Beni rahatsız eden bir kaç nokta oldu kitap da ama. Mesela kızımız çabuk kabullendi be. Yani tamam şüpheleniyordu zaten ama ben biraz şaşırma belirtisi görmek isterdim. Ama bunu eksilere katmak istemiyorum ve kızımızın doğası gereği fazla şaşırmadığını düşünmek istiyorum. Evie ciddi anla da güçlü bir karakterdi. Korkusuzdu da bence. Sevdiği insanları korumak için kendini gözden çıkarmaya yatkın bir karakter çünkü.
   Diğer nokta da çeviri de olan hatalar...Basım hatası vardı bir de. Eksik kelimeler falan. İlk sayfalar da sıkıldım ama sonra sardı beni. Yarım puanı çeviriden kırdım.

      Ve kesinlikle şok olduğum fazla olay oldu. Yazar bazı yerler de bizi ters köşe yaptı diyebilirim. Ben şimdi ikinci kitaba doğru yöneliyorum. Kitapların ayraçları da fazla mükemmel bu arada *-* 



              Umarım 3. kitap için fazla bekleyemeyiz. Bol kitaplı günler diliyorum!


   


            Alıntılar


                                                 " Seni yok etmeyi istedim...
                                                  Seni kollarıma almayı ve sevmeyi istedim.
                                                  Seni paramparça etmeyi istedim.
                                                  Sana zarar verecek her şeyi ezmek istedim."


                                             " Ve bu elması sen buldun?" 
                                               " Öylece orada duruyordu?"
                               
                        " Öyle... Bana seni hatırlatıyor...  O da senin gibi gizli bir ateşle dolu.
"


                   " Ama kanatlarını seviyorum," dedi, onları tekrar okşarken sevimlice gülümsedi. 
            Yemin ederim, bunu yapmaya devam ederse kedi gibi mırlayacağım. Şimdi bunu düşünme, sadece odaklan!

              " Beni canlandıran bir ışık... Tutmayı arzuladığım bir el..."


            " Ya melezler?" diye fısıldadım. Ve o konuşurken gülümsedim. " Ah, özellikle melezler... Melezlere çok düşkünümdür."

21 Ekim 2015 Çarşamba

Blackstone serisi - Çırılçıplak- Senin için - Aç gözlerini + alıntılar + Playist





     

        Tekrar merhaba kitap kurtlarım :) Söze Yabancı yayın evine olan aşkımdan başlamak istiyorum! Yani... Hadi ama kimse inkar etmesin, Yabancı bu sektörde her anlamda kendini kanıtlamış bir yayın evi. Bence. Tabi siz ne düşünüyorsunuz bilemiyorum ama Yabancı'ya olan hayranlığımı ben tarif edemem. O yüzden çok, çok fazla beğenerek okuduğum bir seriye yer vermek istedim bugün.

      Blackstone serisi.


       
Ne diyebilirim ki bu seri için. Aslında sözüm çok ama şuan spoi vermeden en hafif nasıl anlatacağımı düşünüyorum. Ben şimdiden dikkat diyeyim de, haberiniz de olsun. Aralar da spoi kaçabilir *.*




                Kitap tanıtım

              Çırılçıplak bir tutku. 
              Gizlenen gerçekler.
             Unutmayacağınız bir aşk.


              Londra Üniversitesin'de sanat eğitimi alan Amerikalı bir öğrenci ve yarı zamanlar bir fotomodel ola Brynne Bebbet, yaşadığı trajediye rağmen hayatını yeniden bir düzene sokmuştu. Ta ki başarılı iş adamı Ethan Blackstone, Breynne'in çıplak fotoğrafını satın alana kadar.

              Ethan, Brynne'i yatağında istiyordu ve onu orada tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Onun dominant karakteri, Brynne'i hem çekiyor hem de korkutuyordu. Ancak bu ilişkide sırla söz konusuydu. Hem de oldukça büyük sırlar...

          Ethan'ın ona duyduğu tutku, Brynne'i kurtarmaya yetecek miydi; yoksa aralarında ki sırlar hepsini yok mu edecekti?  


                         Kitap adı: Çırılçıplak  ( Blackstone serisi 1)
                         Kitap yazarı: Raıne Miller
                         Çeviri: Tuba Özkat
                         Yayın evi: Yabancı yayınları
                         Sayfa sayısı: 218
                         Liste fiyatı: 16 TL 

                       


                     Kitap yorumum




    İlk kitabımız Çırılçıplak. Ehemm efendim, isim ve kapak fazla biraz güzel sanki değil mi? Elbette ayracı da aşırı hoş. Tabii eve sokarken sorun yaşayabilirsiniz aman dikkat! :)


            

   

                           ***

                                                                                                 
                     




        Serinin en çok beğendiğim kitabı gibi bir şey demek istemiyorum, çünkü hepsini aynı oranda sevdim. Brynne, normal bir üniversite öğrencisi ve geçimini sağlamak için, modellik yapıyor. En yakın dostu olan Benny'nin sergisin de boy gösteren fotoğraflarını görmek için gittiği yerde, onu gözleriyle bitiren Ethan Blackstone ile karşılaşıyor ve hayatı tamamen yeni bir düzene kuruluyor. Evine gitmek için Londra'nın karanlık caddelerine çıktığı vakit, fotoğrafını satın alan adam ona sesleniyor ve aralarında bitmek tükenmeyen bir elektrik akımı oluşuyor. Burada şunu eklemeliyim ki kitap +18. Ona göre okumanızı öneririm eğer rahatsız oluyorsanız, elinizden bırakın ve yavaşça o bölgeden uzaklaşın :)
     Ethan, bu güzel kadının büyüsüne fena halde kapılıyor.İstediği almaya alışık ve her seferin de alan, güvenlik şirketinin sahibi, top sakallı - evet, evet önceden bende nefret ederdim ama artık o kadar da kolay değil-  geniş göğüslü - sevdiğimiz türde ;) :D - yakışıklı bir adam. - Evet, Brynne fena halde şanslısın-  İkisinin de geçmişinde sırları var, arka kapakta yazdığı gibi fazla büyük sırlar. Acaba bu sırlara rağmen, birbirlerinin kalabilecekler mi? Bence okuyup öğrenmelisiniz. Kitap yeterli uzunlukta, dili akıcı ve oturup bir solukta bitirebileceğiniz türde.



       
                      Kitap tanıtım

    
            Yaklaşan tehlike.
            Uğruna savaşılacak bir aşk.

            Her şeyini ortaya koyan bir adam.



             Ethan Blackstone, Brynne'in güvenini kötüye kullanmış ve terk edilmişti. Fakat bunu kabullenmek gibi bir niyeti yoktu. Amerikalı kadınını geri kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Aralarında ki tutku yakıcıydı, fakat birbirlerinden sakladıkları sırlar karanlık, ürkütücü ve her türlü gelecek planlarını yok edebilecek kadar güçlüydü.

          Şimdi Brynne tehlike altındaydı ve Ethan sevdiği kadının kalbini kazabilmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır bir adamdı. Onu korumak için göze alamayacağı şey yoktu. Onun için her şeyini ortaya koyacaktı.

         Peki yaptıkları Brynne'i korku içinde yaşamaya sürükleyen geçmişinden kurtararak yeniden onun dokunuşunun sıcaklığını hissetmeye ve güvenini kazanmaya yetecek miydi?


                               
Kitap adı: Senin için ( Blackstone serisi 2)
                               Kitap yazarı: Raıne Mıller
                               Çeviri: Tuba Özkat
                               Yayın evi: Yabancı yayınları

                               Sayfa sayısı: 261
                               Liste Fiyatı: 18 TL



                       Kitap yorumum




                                                    

                                   


 

            Bu kitabın yeri bende fazlasıyla ayrı çünkü anlatımı Ethan Blackstone yapıyor <3 evet, evet tam olarak o taş adamın düşüncelerini okuyoruz. Fazlasıyla ateşli düşünceler olduğu konusunda sizi temin edebilirim ;) Kesinlikle yazar kendini bu kitapta çok daha fazla geliştirmiş. Benim için çok daha doyurucu oldu bir çok konuda. Ve birinci kitabın sonunun birazcık kötü bittiğini düşünürsek, bu kitap kesinlikle fazlasıyla doyurdu beni. Ha cinsel sahneler ilk kitaba göre fazlaydı ama bu beni rahatsız etmedi. Ayrıca ayracına aşık oldum gerçekten.
           Ethan'ın düşüncelerini okumak... Bence inanılmazdı. O koca adamın içinde ki çelişkilerini, korkularını - bir kısmı da olsa- okumak beni daha fazla bağladı diyebilirim. Fazlasıyla tutkulu... fazlasıysa korumacı... fazlasıyla isteyen bir Ethan vardı karşımızda. Sevdiği kadının geçmişini silemeyen ama o geçmişi bir daha gün yüzüne çıkarmamaya kararlı bir adam. Amerikalı kadını tehlike de ve Ethan kendi canını bile ortaya koyabilir bu uğurda.
       Brynne'ın geçmişinin büyükçe bir kısmı bu kitapta ortada. Peki Amerikalı kızımız bu durumla nasıl başa çıkacak? çok kolayca okuduğum, kısa sürede bitirdiğim bir kitap oldu. Sevgili Tuba Özkat'ın çevirisi çok iyiydi eklemeden geçmeyeyim.




                 Kitap tanıtım



             
Beklenmedik olaylar.
             Parçalanmak üzere olan bir ilişki.
             Her şeye göğüs geren tutkulu bir aşk.


             Blacktone serisi'nin üçüncü kitabında, hayatın karşılarına çıkardıkları ile boğuşan Ethan ve Brynne'i büyük sürprizler bekliyordu. Hiçbir şeyin aralarına girmesine izin vermeyeceklerine dair ettikleri yemine rağmen geçmişin karanlık yüzü aralarındaki tutkulu bağı koparmak için peşlerindeydi.

           Son derece yıkıcı bir kaybın ardından doğan yeni bir umut ikiliye gerçekten neyin önemli olduğunu gösterecekti, ancak aşıkların acı dolu geçmişlerini geride bırakmaları, gerçekten mümkün olabilecek miydi? Birisi hala Brynne'in peşindeydi; 2012 Londra Olimpiyatları'nın şehirde yarattığı keşmekeşi kendi planına uygulamak için kullanmaktaydı ve Brynne ve Ethan, her şeylerini kaybetme riskiyle karşı karşıyaydı.

      İkili, kontrolleri dışında gelişen bu olaylara boyun mu eğecekti, yoksa birbirlerini ne pahasına olursa olsun kurtarmak için savaşacaklar mıydı?


                               Kitap adı: Aç gözlerini
                               Kitap yazarı: Raıne Mıller
                               Yayın evi: Yabancı yayınları
                               Çeviri: Tuba Özkat
                               Sayfa sayısı: 406
                               Liste fiyatı: 22 TL



                         Kitap yorumum


             


         
Ve şuan çevirisi yapılan son kitap ile karşınızdayım. Bundan sonra gelecek bir kitap daha var ve maalesef bu güzel seriye veda edecek olmak, beni çok üzüyor.
             
        Ethan ve Bryenne mutlu olmak için çabalıyor ama sorunlar peşlerini bırakmıyor. Brynee'in geçmişi artık açıkça ortada. Ethan'ın Amerikalı kadını tehlike de. Geçmiş, bir canavar misali pençelerini geçiriyor. Ve bu sırada hayatların da kökten değişecek şeyler oluyor. Çok üzüldüğüm bir kitap oldu aslında. Sonuyla alakalı değil onu ekleyeyim hemen ama beni üzen bir şeyler vardı. Ama aşırı mutlu olduğum olaylarda gerçekleşti. Bol aksiyonlu, bol aşklı ve bolcana şehvetli bir kitaptı. Yazar bir tık daha yukarılardaydı. Ve bu kitap da hem Ethan hem de Brynne'in ağzından dinledik olayları. Yazar hem erkek hem de kadın karakterin bakış açılarını çok iyi yansıtmıştı. Londra Olimpiyatları geliyor ve çok çok önemli - kraliçe gibi mesela- davetliler olacak. Ethan görevinin en iyi şekilde üstesinden gelip, bu işi bitirmek zorunda ama bir yandan da sevgilisinin hayatı için endişe etmekle meşgul. İkisinin de kendilerini mutlu ve güvende hissettiği - daha doğrusu bunu doruklar da yaşadığı- anlar geceleri. Gündüz Ethan meşgul ve Brynne hayatını yaşamaya çalışıyor. Aşkları çok büyük, arzuları çok daha fazla. Ve şimdiye kadar duygularını açık bir şekilde belli eden taraf Ethan'dı. Ama özellikle bu kitap da Brynne bu konuda büyük gelişmeler gösterdi. Karakterlerin gelişimi çok olumlu yöndeydi ve umarım son kitap da yazar nokta atışını yapıp, bu seriye güzel bir veda etmemizi sağlar.

     
Uff!! Uzun bir yorum oldu ve ellerim ağrımaya başladı. Bol kitaplı günler geçirmeniz dileği ile! 




         
Hayat, karanlık kısımlar da yaşamak için çok kısa.
                                                 
Çırılçıplak.


        " Sigara mı içiyorsun, Ethan?"
        " Bugün her zamankinden daha fazla."
        " Bir kusur... Sende bir tane var."

                                               Çırılçıplak.


        " Benimsin, Brynne. Kalbimde öylesin ve bunu kimse benden alamaz. Sen bile."

                                                Senin İçin.


         " Şu anda seninle yalnız olmak istiyorum Brynne. Gerisi o kadar önemli değil."

                                              Senin için.
                                                                       

         
Hayatta bu kadar mutlu olmanın mümkün olduğunu hiç bilmiyordum.

                                            Aç gözlerini.


       




   


  

NINE INCH NAILS - "CLOSER"


          
Bu şarkının seri de büyük bir etkisi var. Kitaplar da bir kaç yerde rastlayabilirsiniz. 


     












   






          

Ciara - Dance Like We're Making Love

             

16 Ekim 2015 Cuma

Aşka Güven - Özge Gül - Kitap tanıtımı


                                                       





                                    Tutkulu Aşk'ta ki Selin ve Murat'ın hikayesi devam ediyor...


                 
 Hangi bilge dile getirmiş ya da hangi yüce aşık iddia etmişti bunu?
                   Aşk; Her zaman huzur getirir...
                   Bir kez ilişti mi gözlerin, dokundu mu tenin sevdaya, Yolculuğun sonu hayal ettiğin mutluluk mu olurdu?
                    Selin için aşk her zaman huzur vermezdi ve bunu ilk aşkı tarafından aldatıldığın da öğrendi. İnsanlar birini bulamazken, Selin yeni bir aşkın gücüyle karşılaştı.
                Bu gücün adı; Murat Yıldırım'dı.
         
             Peki ya kalbi yumuşak ve aşkı hiç tatmayan Murat, Selin'i yersiz bir şekil de kaybettikten sonra nasıl bir yol izleyecekti? Sahip olmak istediklerinin bilinciyle nefes alan bu güçlü adam, galiba hayatı dalgaya alırken, acının ona dokunuşuyla da pembe bulutların üstünde dolanmaktan vazgeçecekti.
           Aşka tekrar inanmak isteyen bir kadın ve sevginin önemini anlayacak olan bir adam. Birbirlerinden başkasına ihtiyaçları yok.
           Tek yapmaları gereken, aşka güvenmek...

       

     " Bu senin için ilk dizlerimin üstüne düşüşüm değil. Son da olmayacak. Karşındayken duygularımın bedenimi eğişi gururumu kızdırsa da umurumda değil. Çünkü seni sevmek böyle bir şeymiş, anladım. Hırçınsın. Kırarsın. Ama sevilmeye değersin... Ben sevmeyi ne kadar öğrendim bilmiyorum ama seninle birlikte olarak yepyeni şeylere açmak istiyorum yüreğimi."

  ( Yapım bana ait değildir ^_^)
           

             Kitap adı: Aşka Güven                                
             Kitap yazarı: Özge Gül
             Yayın evi: Parola yayınları
             Etiket fiyatı: 25Tl


 
          Tutkulu Aşk'ın devam kitabı olan Aşk'a Güven şimdi raflarda! Kitapçınızdan ısrarla isteyiniz! 





Kurt Ruleti - Alev Eleyan - Kitap yorumu - Alıntılar + Playist




            Kitap Tanıtım


           Sıra dışı bir kadın, aşkı unutmuş bir adam, duygusal çalkantılar içerisinde çılgın bir İtalyan. 


           Eylül, nam-ı diğer dişi kurt. Hayatı mücadelelerle dolu, olağanüstü zeki, güzel, güçlü ve sıra dışı bir kadın. Hayatında hiçbir zayıflığa yer yok sanıyordu. Aşk dışında. İlk aşk, tek aşk ve mutlak aşk. Yıllar sonra ilk aşkıyla karşılaştığı zaman, her şeyin karşısın da güçlü durabildiği gibi onun da karşısın da güçlü durabilecek miydi? Bir kumara benzettiği bu duygusal çatışmada kazanan mı olacak, yoksa kaybeden mi? Ve onunla yeniden karşılaştığında duygularına hükmü ne kadar geçebilecekti?

        Boran aşktan da, insanlara olan inancından da çoktan vazgeçmiş, buz kütlesi bir adam. Dişi kurdun vazgeçemediği saplantısı, kardeşinin baş belası. Hayatından memnundu, Eylül'ü tanıyıncaya kadar. Bir anda kendini boğazına kadar aşkın içine batmış bulacaktı. Bu kural dışı kadını baştan çıkarabilmeyi becerebilecek miydi? 

        Ve... Eylül'ün diğer yarısı, baş ağrısı, dünyada her şeyden çok değer verdiği ikinci adam. Giorgio Da Montagna. Sevimli, çılgın, yakışıklı bir İtalyan mafyası! Boran ve Eylül karşılıklı kurt ruleti oynarken, kendisinin tek başına oynadığı kumarda kazancı ne olacaktı? 


         Kitap yorumum

                               
Kitap adı: Kurt Ruleti
                                              Yazar: Alev Eleyan
                                              Yayın evi: Parola yayınları
                                              Sayfa sayısı: 287
                                              Etiket Fiyatı: 16 TL
                                              Kitaba puanım: 5


                               


       Harika bir kitap ile karşınızdayım... Kurt Ruleti şimdiye kadar okuduğum en iyi kitaplardan bence. Ciddi anlamda bayıldım, aşık oldum... Sevgili yazarımız ( kendisi pek bir tatlıdır)  Alev Eleyan'ın harika bir yazım dili var. Kelimeleri kullanışı, cümleleri kuruşu mükemmel. Arada ufak tefek hatalar görsem de, kitap öyle hoş ki pek umursamadım.

    Eylül, - Dişi kurt- süper bir zekaya sahip, çok başarılı, geçmişinde ki acılara rağmen kendi ayakları üstünde duran, güzel bir kadın. Bir kitapta en sevdiğim olaydır, kadınların güçlü duruşu, kendilerini ezdirmemesi, insanlara gerekli cevabı en uygun şekilde vermesi falan. Eylül bu anlam da çok tatmin yaşattı bana. Uzun zamandır böyle güçlü bir kadın karakterin olduğu kitap okumamıştım.  ( Tutkulu Aşk da ki Melisa'yı bu listeye koymuyorum oda ezik karakterleri düşünürsek ciddi anlamda güçlü karakterlerin arasına giriyor ama bana göre Eylül bunu bana fazlasıyla ve eksiksiz bir biçimde yansıttı.)
   Geçmişi yaralarla dolu bir kadına ne lazım?  Evet, sesinizi duyar gibiyim :D Şöyle en taşından bir erkek <3

   Burada sevgili Boran'ımız devreye giriyor işte. Bazıları buna klasikleşmiş, değişmesi gereken bir kalıp diyor ama ben aşırı derece de kadınını bulan erkeklerin uğrayan değişimlerine bayılırım. Onları böyle tam kıvama getirirler ya o kadın karakterler, değmeyin keyfime be :D
   Boran, aşırı kasıntı, kendini beğenmiş, soğuk ama bunları gölgede bırakacak bir karizmaya sahip bir adam. Hayatının dönüm noktası ise Eylül'ü gördüğü ilk an. - Aslında ilk an sayılmaz ama beyimiz kızı hatırlamadığı için biz ilk an diyelim -_- -  Tam anlamıyla kızımız adamın devrelerini yakıp, kendinden geçiriyor diyebiliriz. Ha tabii bir de bunların çekişmeleri var ki, kesinlikle hoşunuza gidecek türde. Alev abla ciddi anlamda espri kalemine sahip bir yazar.

     Yan karakterlerimiz ise Boran'ın kız kardeşi Merve - Ki ben normalde soğuk karakterleri fazla sevmem ama bu kız benim kalbimi çaldı-  Eylül'ün biriciği, en yakın dostu, kardeşi,  Giorgia, Gio, Giom'u...  Boran'ın tabiriyle; İtalyan makarnası, Geroge, Gregory, Sezar, İtalyan pezevengi - ayıp ayıp -_-  Benim tabirimle yakışıklı İtalyan mafyası sapığım *.*
   Ve Timur...  Timur hakkın da kitabı çıkacak mı çıkmayacak mı bir fikrim olmasa da - umarım çıkar, yazarım duy sesimi :D- ikinci kitabımızı umarım yakın zaman da raflarda göreceğiz.  - Bu kısım spoiye giriyor mu emin değilim ama eğer öyleyse affola *.* -

       Evet, İtalyan makarnamız Boran'a enişte gidecek :D Bence çok eğleneceğiz :D

    Bu kitapla sevdiğim bir diğer şey ise kitabın kısalığı. Hep derler uzun olsun, doymak istiyoruz, isterse 1000 sayfa olsun falan... Ben katılmıyorum. Bir kitap tadında bitmeli, uzamamalı fazla. Kurt ruleti her şeyi ile tadında biten bir kitaptı. Ne eksik ne fazla. Umarım ikinci kitapta da bunu yaşarız ve yazarımızın daha bir çok kitabını raflarda görürüz.

   Bitirmeden yazımı son söylemek istediğim, Alev Eleyan ciddi anlamda harika bir yazar. Kaleminin ustalığı bir çok Türk yazar taş çıkartabilir. Ben beğeneceğinizden eminim ve bu kitabı okumama vesile olan Tutkulu Aşk'ın yazarı Özge Gül'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Uzun zamandır bir kitap böyle dikkatimi çekip, içine hapsetmemişti beni.

    Biraz uzun oldu ama bence Kurt Ruleti bundan çok daha fazlasını hak ediyor. Ama ben azcık daha konuşursam artık dayanamayıp kitabı anlatabilirim o yüzden susuyorum *.* :D



      Okuduğunuz için teşekkür ederim ve bol kitaplı günler dilerim.



                          Kitaptan alıntılar


              " Ya çık git zihnimden ya da benim ol, ittiğin göğsüm bugüne kadar hiç böyle acımamıştı! Canım yandı, içim üşüdü bu akşam. Merhametsizsin! Aşk dileniyorum senden.Bu ruhu fakire verecek küçücük bir ilginde mi yok!"

   
         Kimseye fark ettirmemek adına karanlık gölgelerden birine sığınmış genç kızın ışığı yanan penceresinin seyretmeye başlamıştı. Allah'ım ne olur bir kez onu göreyim, sonra giderim diyerek dua etti.


     " Umurunda olmaz tabii umurunda olmaz ama paspasla karşılıklı oturup ağlarsınız öyle mi?"


     Giorgia bir süre bekledikten sonra dalgın ve düşünceli bir şekil de " Onun incinmemesi için her şeyi yaparım ben... O kadar özel bir insan ki... Güçlü.. Akıllı... Zeki.. Güzel ve kural dışı... Ve çok fazla... Bu dünyada ki herkes için fazla..."



         




   











                                 Playist Listesi

         Sözlerine takılmayın kitabı okurken kulağım da çalan şarkılar bunlardı ve ben uyumlarından hoşlandığım için eklemek istedim *.*


 

Cathedrals - In the Dark (Unofficial Musicvideo)


            















Dark Waves - I Don't Wanna Be In Love (Audio Stream)




She's a Rainbow - Rolling Stones






Selena Gomez - Same Old Love (Audio)


10 Ekim 2015 Cumartesi

Tutkulu Aşk - Özge Gül - Kitap yorumu




       

  


 

         Kitap Tanıtım         





    AŞK; KALPLERE YERLEŞECEK VE BEDENLERDE TUTKUYA DÖNÜŞECEKTİ...



                Yıllarca aşkla yanıp tutuşan ama karşılık bulamayan bir erkek ne yapar? 


           Serkan hayatına devam etmeyi tercih etti ve bir başkasıyla nişanlandı. Onun için diğer kadınlar artık yok sayılacaktı. Ama Melisa'nın varlığı bile aklını karıştırıp aşkının katlanmasına yetiyordu. 
          Kalbi kararını çoktan vermişken, kadına yaklaşmanın yollarını arayacaktı ama Melisa, hayatı kendi bildiğinden ibaret sanırken bu hayli zor olacaktı. 
          Gittikçe yükselen, tutkuyla sarılmış, acılarla bilenmiş bir aşkın içine düşmemek için çabalayan Melisa'yı ikna edebilecek miydi Serkan? Peki ederse arzuladığı mutluluğa sonsuza kadar kavuşabilecek miydi? 
         Aşk için savaşırken, birbirlerinden güç almaları gerektiğini bilseler yetecekti ama bunu becerebilecekler mi? 

                 Peki ya tutku her zaman aşk mı getirir? 

     İşte tüm bu sorular cevap bulurken, bu iki gencin hikayesine bir tutamdan fazla acı eklenecek... 



                                      Kitap adı: Tutkulu Aşk
                                      Yazar: Özge Gül
                                      Yayın evi: Parola Yayınları
                                      Sayfa sayısı: 592
                                      Etiket Fiyatı: 25TL 
                                      Kitaba puanım: 5
 



       
    Hepinize merhaba arkadaşlar! Ben Rabia -nam-ı diğer Rabi- ve bu benim ilk yorumum. Umarım blog yolculuğumda bana eşlik eder, bundan keyif alırsınız!

 

                    Kitap Yorumum



   

         İlk yorumuma çok sevdiğim bir Wattpad kitabından başlamak istedim. Zaten bitireli kısa bir süre oldu. Bana göre bu camia'dan çıkan sayılı başarılı kitaplardan biri. Raflarda olmayı hak eden, yeteneğini sergileyen harika bir kitap. Sayfa sayısının çokluğuna aldanmayın, akıcı anlatımıyla kendini okutuyor. Yazarın da sade ve başarılı anlatım dili sizi hiç zorlamıyor. Bu konu da özellikle benden artı puan aldı.
       Ve ah Serkan... Kesinlikle favorim ve eminim sizin de öyle olacak. O aşkı, vazgeçmeyişi, kadınını sahiplenmesi falan mükemmel bir karakter :D

    Özetle hikayeye bayıldım ama Serkan'a daha fazla bayıldım. Baş karakterlerimiz olan Serkan Kara'nın çalıştığı şirkete Melisa Aydın'ın gelmesiyle başlıyor hikayeleri. Aralarında aşkın o dayanılmaz kıvılcımları yeşeriyor ve Serkan her ne kadar bu yangın da kendini kaybetmek istese de Melisa geçmişinden kaynaklı sorunlar yüzünden, güvenli tarafta durmak için savaş veriyor ve böylece yıllar geçiyor. Artık Melisa genç ve başarılı bir kadın, Serkan ise hırslı ve başarılı bir genç adam. Kitabımızın başlangıç noktası da yıllar sonrası aslında.
    Birazcık karakter hakkın da bilgi vermem gerekirse Serkan; Ciddi anlam da aşkının peşinden gitmeyi başaran, tutkulu ve bir o kadar da hırslı bir karakter. En az Melisa kadar inatçı olması da ikili arasın da fırtınalar yaratıyor.
  Melisa ise kesinlikle sevip sevmeme konusun da sürekli gidip geldiğim bir karakter oldu doğrusu. Çok sevdim ama sevmedim... Saçma - bana göre saçma tabi siz başka türlü de düşünebilirsiniz ama- nedenlerden dolayı bence yıllarını bitirdi. Aslın da bir yandan hak veriyordum ama bir yandan da ciddi anlam da saçma ve gereksiz bir korku gibi geliyordu. Bilemiyorum dediğim gibi bende Melisa'nın farklı etkileri var. Bu korkular yüzünden Serkan'ın başka bir kadınla nişanlanmasına bile göz yumdu. Bu kitapta kesinlikle aşkına tutunan Serkan idi ve ileri ki sayfalar da Melisa'nın yaptığı kıskançlık ve kavgalar çok battı bu yüzden. Fazla derine girip spoi vermek istemiyorum o yüzden bir kaç cümle daha edip yoruma son vereceğim.

     Yan karakterleri ciddi anlam da çok iyi yansıtmıştı sevgili Özge. Selin ve Murat'ın o çekişmeli aşkı tam dozunda yaşanmıştı. Ah Murat... Kalp ritminizi dengesizleştirebilir dikkat! Bu kitapta yarım kalan aşkları çok yakın da çıkacak olan Aşka Güven ile sonuçlanacak.
 
   
     Ve tabi ki biricik patronumuz Hilmi Bey. Kitap boyunca ciddi anlam da çok sevdiğim, kitabın içine girip yanaklarını sıkmak isteyip, koca göbeğin de başımı dinlendirmek istediğim bir adam oldu. Aşırı sempatik, eğlenceli, çok babacan bir adamdı be.


   Okuyun, okutun eminim hoşuna gidecek bir kitap olacak.  Ve son olarak  BU KİTAP KALP SAĞLIĞI AÇISINDAN ÇOK ZARARLI. SERKAN VE MURAT BAŞINIZI DÖNDÜRÜP, SİZİ BAMBAŞKA ALEMLERE SÜRÜKLEYECEK!