29 Ağustos 2017 Salı

Fatih Murat Arsal - Buz Sıcağı - Ephesus Yayınları + Yorum

15:46, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:



 










              Yeni bir yorum ve Fatih Murat Arsal kitabıyla selam.

            Kısaca konusundan bahsedip yorumuma geçmek istiyorum hemen. Zafer Atalay, her istediğine sahip olan başarılı bir doktor… Gönül ilişkisine kapalı, az insan öz insan sözünün sahibi genç bir adam. Bir gece yarısı yardıma muhtaç genç bir kadını görüp, arabasına aldıktan sonra hayatının kökten değişeceğini asla tahmin edemezdi sanırım. Zeynep, yaşadıklarına rağmen şen şakrak, eğlenceli ve güler yüzlü bir genç kadın. Neşesinin etrafına bulaştıran bu güzel kadının Zafer’in hayatına dâhil oluşunu keyifle okuyacaksınız.


                        *

             Fatih Murat Arsal dendiğin de akan sular durur ben de. Kaleminin akıcılığı mı dersiniz, o güzel söz sanatlarını mı dersiniz, ne dersiniz bilemiyorum ama kitaplarını okurken büyülendiğim nadir yazarlardandır kendisi.
Zafer, başarılı bir cerrah, yakışıklı, cüretkâr… Güzel bir birleşim değil mi? Zeynep ise başından kötü olaylar geçmiş ancak tüm olumsuzluklara rağmen çabalamayı bilen bir genç kadın. Zafer buzdan bir adam, Zeynep ise onu eritmek için gönderilmiş bir ateşten kadındı bence. Zafer’in hayatına sızışı ve olayların gidişatı çok güzeldi. FMA okurları bilir, Fatih hoca’nın kendine has bir dili vardır. Bir alır sizi içine bir daha çıkamazsınız. Buz Sıcağı’da onlardandı. Hatta En sevdiğim kitapları arasına yerleşti gibi. Hayal dünyasında kurduğu karakterler olsun, olaylar olsun bence çoğu Türk yazardan üst kademe gözüm de. Karakterlerinin arasında yaşanan duygusal bağlılıkları ayrı bir seviyorum mesela ben. Her kitabında eksiksiz şekilde yaşatıyor aynı duyguları bize. İnceden sızan ateş, arada ki kıvılcımlar, tenlerin çekimi, kalplerin birleşmesi, duyguların çarpışması…
Hayal dünyamızı zorlayan erkekleri de ayrı eklemek istiyorum.  Buz Sıcağı ismi bu kitap için birebir oturmuş. Karşınızda, kalbinin buz tutmuş olduğunu düşünen bir insan olabilir. Sorun değil. Emin olun, sizin aşkla harmanlanmış ateşiniz onu da eritecektir bir gün. Ki genelde Fatih hocanın kitaplarının ana teması bu şekilde oluyor.
Ben sahiplenici karakterlerin olduğu kitapları seviyorum. Ya da sevginin yüksek dozda yaşandığı… Fatih hoca’da bunu fazlasıyla veriyor. Yetişkin içeriğe kaçtığı için biraz küçük okurlara tavsiye etmesem de, diğer aşk sever okurlara şans vermelerinin öneriyorum kesinlikle.

           

25 Ağustos 2017 Cuma

[ GKBT ] FATİH MURAT ARSAL - BUZ SICAĞI - OKUMAK İÇİN BEŞ NEDEN!

14:42, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:

















          Selamlar! Yeni bir ' Okumak İçin Beş Neden!' ile karşınızdayım. Yeni sayılan bir format bu ama gevezemagazin'den sonra yapmaktan zevk aldığım şeylerden birisi de bu. Haydi o zaman Buz Sıcağını okumak için harika nedenlerimizi sıralayalımmm.




      1)  En başta bir Fatih hoca klasiği. Yıllardır Fatih Murat Arsal okuru olan bir kadın olarak, Fatih hoca'nın kalemi benim için ayrı yerlerde. Buz Sıcağı'da asla hayal kırıklığına uğratmadı beni.
 


   2)  O harika adamlar, güzel kadınlar... Kusursuzluğun timsali bedenler. Ama içlerinde eksik olmayan kusurlar. Fatih Murat Arsal kalemi'nin en sevdiğim tarafı karakterlerini uç noktalarda yaratıyor. Ateşli, kusursuz, komik, nazik, sevecen... Hepsi de başarılı ve akıllı karakterler. Kadınları güçlü, erkekleri sahiplenici. Aslında çoğumuzun hayal ettiği, bir parça da olsa kendinde sahip olmayı istediği özelliklere sahip karakterler.

  3) Fatih Hoca'nın kendine has bir yazım tarzı vardır. Hafif duygulu böyle. Ateşi de katar içine, sevgiyi de. Sıkmaz insanı okurken, su gibi akar cümleler. Kıskançlıkta daha bir güzeldir, özlem de... Özellikle erkek karakterlerini anlatırken daha bir severim o cümleleri ben.

  4)  Aklınızda soru kalmıyor. Geçmiş, gelecek, şimdi ki zaman fark etmeden. O kitapta olmasa, sonra ki kitapta mutlaka merak ettiğimiz diğer karakteri okuyabiliyoruz. Zamanlar arasında ki geçişlerini seviyorum ben özellikle. Aynı zaman da yaşanan olayları, diğer kitapta atlamadan yazabiliyor. Bu gerçekten dikkat isteyen bir şey. Çünkü birbirine bağıntılı kitap yazmak zaten zordur. Üstüne bir de aynı zaman da geçirmek ekstra zorluk ister.

  5) Bu madde daha çok kendi düşüncelerim ile yazılacak: Fatih Hoca okumak zevklidir. Ama zevkler ve renkler diye de bir şey vardır. Saygım da vardır elbette düşüncelere. Genelde kitaplarda ki yaş farkı ön plana çıkar. Ben gibi sorun etmeyenler zevkle okur bu yüzden. Ki ben her zaman bir erkekle kadının arasında yaş farkı olmasından yanayımdır. Zaten Fatih Hoca'nın yazdığı kadınların zeka yaşının ve fiziksel özelliklerinin yaşlarından üstte olduğunu var sayarsak arada ki yaş çok da sorun olmaz. Diyorum ya kadınların kusursuzluğu, erkeklerin göz kamaştırıcılığı hep zirveler de. Duyguların yoğunluğu, fiziksel çekimin başrol oynaması, insani duyguların üst düzeyler de olmasını seviyorum kitaplarda. Bu kitaplar da istediklerimi bana fazlasıyla veriyor bence. Eğer siz de ben gibi bir okursanız Fatih Hoca zaten okumalısınız Bir kere başlayın. Emin olun bırakamazsınız.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Günahkar / S.L JENNINGS - ASPENDOS YAYINLARI + ALTI ÇİZİLMESİ GEREKEN SATIRLAR

15:30, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:



     




   
          Selamlaaar! Turumuzun bitimine saatler kala size kitaptan en sevdiğim alıntıları bulup getirdim. Umarım siz de benim kadar seversiniiz. :)



      1)
Acı... Beni güçten düşürecek denli güçlü bir acı dalgası sanki kafa tasıma kesikler attı ve hala hassas olan boğazımı yırtarcasına çığlık attım. Başımın yanlarını sımsıkı kavrayıp nefes nefese, acının dinmesi için yalvardım. kafatasıma değecek kadar şişen beynimin ağrıdığını hissedebiliyordum. Pembe, kıvrımlı, yumuşak et lapasını kulaklarımdan akan bir kan çorbasına döndüğümü hayal ettim.

    Sonra acı birden durdu. 



  2) " Sadece bir rüyaydı. Geçti artık. Şimdi seni ben koruyorum." Lily'nin, artık L'nin olmamla ilgili sözleri zihnimde yankılandı. Aynı ifadeyi farklı bir şekilde söylemişti.

          Artık onunsun.

 
3) " Eden. Eden. Eden."

      Ben yaklaştıkça o sesin yoğunluğu yükseliyordu, dilime yayılan şeker ve tuz tadını alabiliyordum. Kiraz şekerinden dudakların üzerinde nefes nefeseydim. Ellerimle güneş ışığı huzmelerinin uçlarını kavramıştım. Bunu hissediyordum... Bana çarpmasını, içimdeki varlığını hissediyordum.

   " Eden. Eden. Eden!"

 4)  Gümüş gözleri akşamın loş ışığında parıldıyordu. " Çünkü seni gördüğüm ilk andan beri... Mağazanın o bulanık camının ardında, kapının dışındaki tehlikelerden habersiz kulaklıklarını takmış halinle... Senin için canımı feda edebileceğimi anlamıştım. O yüzden lütfen.. Benim için yaşa. Sadece birazcık daha."

Günahkar/ S.L Jennıngs - Aspendos Yayınları - Yorum

10:48, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:










                                       KİTAP YORUMU



Melekler ve şeytanlar.
İyilik ve kötülük.
Günahkar ve masum.


Melek ve şeytan kitaplarını çok severim. Dizileri ve filmleri de öyle. Ama aynı tema üzerinden gitmelerinden pek hoşlanmam genelde. Bu yüzden Günahkar bana çok iyi geldi.
" Bil milyon insanı kurtarmak için birini öldür."

Vaay dedim! Düşündüm de çok zor bir seçenek bu. Eden 22 yaşında, anormal bir hayatı olan genç bir kadındı. Annesinin bir günah olarak gördüğü, değişik güçleri olan , değişik bir görünüme sahip bir kadın. Hayatının normal olmadığının farkında olmasının yanında sanırım asla bir " Günahkar" olduğunu tahmin edemezdi. Düşünceleri tüm gücü olan, sözleri bir silahtan farksız olmayan bir insan olduğunu düşünüyordu. Ta ki, sıradan bir insan olmadığını öğrendiği o ana kadar. O bir ele geçirilmişti.
Eden'İ sevdim ama sevmedim. Ama güçlerini sevdim. Cidden sevdim. Sadece yükünü taşıyabilir miyim emin değilim.
Yedili var bir de. Kendilerine öyle diyorlar yani. Kabil ve Lilith'in de içinde olduğu bir şeytan grubu. Hepsini ayrı ayrı sevdim şahsen. Bu tarz kitaplarda ki bu tarz karakterlere zaten biterim ben. Bu güzel geldi yani. Liderleri ' L'. Lejyon.
Güçlü.
Hırslı.
Yakışıklı.
Ruhu yaralı.
Günahkar ve seksi.

Güzel karışımlar. Lejyon başından beri kalbime oturan bir adam oldu. Kafam da adamı kurabiliyordum kitabı okurken. Ben böyle yaralı ruhlu, güçlü adamlara bayılırım.
Yazarın hayal dünyası oldukça geniş. Çok sevdim o kafayı ben. Devamını sabırsızlıkla beklediğim kitapların arasına girdi. Kapağını aşırı beğenmesem de içi kapatıyor onu. Umarım fazla beklemeyiz devamı için. Ama uyarmalıyım +18'i yüksek bir kitap. Şahsen ben severim ama sevmeyeni baştan uyarayım.

14 Temmuz 2017 Cuma

Tadımlık Aşk / İlknur Birdal / Mortena Yayınları - Yorum

14:11, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:



                                                    KİTAP YORUMU



   
 İlknur Birdal zaten yazımını çok sevdiğim nadir Türk yazarlardandır. Konuları da, yazımı da etkiler beni. Tadımlık Aşk daha aşağı kalmadı, tepelere çıktı. Genelde romanlarda evliliğe kadar olan okunur. Şu sonsuza kadar mutlu yaşadılar meselesi işte. Gerçekten de öyle mi? Burçak ve Dinçer hızlı bir flört döneminden sonra dünya evine adım attılar. Ama bu bir son değil başlangıçtı. Zaten hep böyle değil midir aslında? Neden hikayenin sonu bitmiş gibi davranırız anlamam.
      Cicim ayları biter, aşkın o kalbi hızlandıran zamanları geçer ve asıl karakterler ortaya çıkar. Dinçer de Burçak da birbirine her konuda zıt iki karakter olarak çıkıyor karşımıza. Mutlu başlayan birlikteliğin trajikomik hikayesini okuyoruz. Birisi ayakkabı manyağı, diğeri kravat. İkisi de inat, ikisi de aşık. Eğlenceli ve komik diyaloglar zaten kitap boyu gülümsetti beni. Genelde işe giderken ya da dönerken okumaya fırsat bulduğumdan otobüs ve metroda ki tüm insanlar manyak sırıtışıma şahit oldu. :D
    İkisi de birbirini çok yanlış anlıyor. Hatalarını göremeyip, suçu hep karşısındakinde arıyorlar. İkisi de haklı ama ikisi de haksız. Belki Dinçer gözüm de bir tık daha haksız. Arka kapak yazısında da dediği gibi " Bir kravat ve ayakkabı ne kadar sorun olabilirdi ki?" Emin olun çoook fazla. Harika bir yazım, harika karakterler. Masalın devamı olduğunu da gösteren bir kitap. Maalesef evlenip de sonsuza dek mutlu yaşayamıyoruz. Ama asıl olay bu ya. Zıtlıklarımız ile de olsa birbirimize saygı duymak. Ben bu kitabı da, çifti de çok sevdim. Sizin de seveceğinizden eminim. Ellerine sağlık İlknur ablam. Yeni kitabını dört gözle bekliyorum. 

11 Temmuz 2017 Salı

İlknur Birdal - Tadımlık aşk - Mortena Yayınları + Yazar ve Kitapları Hakkında Bilgi

13:24, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:


   Hepinize kucak dolusu selamlar :) Yine sıcak bir yaz akşamından yazıyorum bu satırları. Biz yine harika bir tur ile geldik. Biraz da formatta değişikliğe gittik. Çok da güzel oldu, harika oldu. Size tatlı yazarımız ve kitaplarımız hakkında bilgi vermeye geldim bu sefer. Hadi bakalım beni takip edin. :)



 



 Sevgili İlknur Birdal,

        1987 yılında İstanbul'da doğdu. Yazma aşkını ilk olarak ortaokul sıralarında keşfeden yazarımızın gün yüzüne çıkmayı bekleyen şiirleri de varmış. Sırasıyla; Satılık ve Karanlığın Külleri hikayelerini kitaplaştıran yazarımızın 3. kitabı da eğlenceli dili, aşık olunası karakterleri ve komik diyaloglarıyla Tadımlık Aşk oldu.
   Ayrıca kendisini görmüş ve tanımış birisi olarak, kendi fikrimi de söylemek istiyorum; Kesinliklikle harika ötesi, şen şakrak bir insan olmasının yanında tertemiz kalbi de var. :)

   Sosyal platformda aktif olarak yazmaya devam eden yazarımızın sırada ki kitabını tüm okurları gibi Gevezeler olarak biz de dört gözle bekliyoruz. :)





                      SATILIK




          

Arka Kapak Tanıtımı


             
Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.


Devran ve Hüzün…





     Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısında yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?

Hüzün’ün korumak istediği kalbi, Devran’ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaplamamıştı. 
Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.

“Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin.”

“Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni Seviyorum Devran… Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiğini fısılda…”



KARANLIĞIN KÜLLERİ







ARKA KAPAK TANITIMI


           Bir adam, küllerinden yeniden doğabilir mi? Ve bir kadın, zifiri karanlık bir yüreğe ne kadar dokunabilir? Kalbini korumak için acımasız birine dönüşen bir adam ve aşkı için savaşmayı seçen bir kadın. Afra ve Devrim'in amansız mücadelesi… Amansız bir mücadeledir aşk; kendinle savaşırsın, duygularınla savaşırsın, sevdiğinle savaşırsın. Bir an gelir ayrılıkla savaşırsın. Acısıyla, yokluğuyla, özlemiyle savaşırsın. Amansız savaşın hiç bitmez aslında. Âşık olduğunda savaşmayı göze almalısın. “Seninle ben olmayacak Devrim biz olacağız. Bir bütün olacağız. Hem de öyle güzel olacağız ki, bakan hayran, duyan âşık olacak.”




TADIMLIK AŞK





ARKA KAPAK TANITIMI



 






“Bir dünya inatlaşma ve çekişme, bir o kadar büyük bir aşk ancak bu kadar güzel ve eğlenceli bir şekilde yansıtılabilir.”
Zeynep Saraç, Bir Parça Masal, Ceylan ve Nar Çiçeği kitaplarının yazarı

“Tadımlık Aşk, damağınızda tadına asla doyulmaz bir lezzet bırakacak…” Aslıhan Akagöz, Çirkin Güzel, Senden Bebek istiyorum kitaplarının yazarı
 
“Romantik bakışmalar, heyecanlı buluşmalar, kalpte kelebekler, mide de oluşan kördüğümler… Sonrası evlilik, balayı ve cicim ayları…”

Dinçer ve Burçak Soysal çifti hızlı bir flörtün ardından, soluğu nikâh masasında almışlardı. Aşkın o tatlı heyecanı yerini dinginliğe bıraktığında, birbirlerine zıt olan karakterleri ortaya çıktı.
 Ve her şey sorun olmaya başladı.
“Bir kadın mutfağa girmekten neden nefret eder? Bu kadar ayakkabıyla bir cinayet mi planlıyor? Ve nasıl bu kadar dağınık olmayı başarabiliyor?”
“Bir adam nasıl bu kadar düzen hastası olabilir? İşinden başka hiçbir şey düşünmez mi? O kravatları mezara mı götürecek?” Bir kravat ve ayakkabı ne kadar sorun olabilirdi ki?

“Tek sorun kravatlar.”
“Bence ayakkabılar.” 
“Hepsini çöpe atmak istiyorum.” 
“Ayakkabıları mı?”
“Hayır, sevgilim, kravatlarını…”

Evlilik aşkı öldürüyor mu? Cevabı ararken biraz eğlenmeye ne dersiniz?

2 Temmuz 2017 Pazar

Elya Şeytanı - Hasibe - Ephesus Yayınları - Yorum

05:52, BY Rabia Yentür - 1 yorum:



             Yeni bir yorum gününden daha merhabalarrr! Nasılsınız bakalım? Ben harika bir kitap okudum ve çook iyiyim. Bu sıcak havalara rağmen...



                    Kitap yorumu



      Ne yalan söyleyeyim, Elya Şeytanına çok ön yargılı başladım. Ne kitabı ne de yazarı daha önce duymuştum. Ama resmen daha ilk bölümden kitap sen misin bana ön yargılı yaklaşan diye suratıma sayfaları çarptı. Edremit'in en zengin ailelerinden birisinin kızı olan Asi, tam bir edebiyat sevdalısı ama Ulu Musa dedesi sayesinde kendisini Ziraat Mühendisliği bölümünde bulur. Okulunu bitirip de şehrine geri döndüğünde kalbini hiç beklemediği bir sürpriz beklemektedir. Doktor Koray.
     Sakin, efendi, kendi halinde bir adam. Asi'nin tam tersi yani. Bazı noktalarda gıcık olsam da kendisine, içinde ateşli bir herif yatıyor. Ulu Musa'yı ise sevip sevmemek arasında çok gittim hatta çoğunlukta sevmedim. Ben zaten bu tip, aileyi yöneten, aile içindeki evliliklere karar veren otoriter tipleri doğru bulmadığımdan zor oldu benim için kendisi. Ama Musa dedeyi her okuduğumda aklıma Hulusi Kentmen geldi benim. Eğer o dönemlerde biz dizi ya da film olsaydı bu kesinlikle dede rolünde bu adam oynardı.

      Yan karakterleri Ege ve Reyhan olsun, gıcık ötesi manyak yenge olsun, annesi olsun, gıkını çıkaramayan babalar olsun hepsini bir şekilde sevdim de sevmedim de. Yazımı çok güzeldi. Yetenekli. Kurgu yerine çok güzel oturmuştu. Emeğine sağlık yazar hatun, başta ön yargılı davrandığım için affet. Yeni kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. 

29 Ağustos 2017 Salı

Fatih Murat Arsal - Buz Sıcağı - Ephesus Yayınları + Yorum




 










              Yeni bir yorum ve Fatih Murat Arsal kitabıyla selam.

            Kısaca konusundan bahsedip yorumuma geçmek istiyorum hemen. Zafer Atalay, her istediğine sahip olan başarılı bir doktor… Gönül ilişkisine kapalı, az insan öz insan sözünün sahibi genç bir adam. Bir gece yarısı yardıma muhtaç genç bir kadını görüp, arabasına aldıktan sonra hayatının kökten değişeceğini asla tahmin edemezdi sanırım. Zeynep, yaşadıklarına rağmen şen şakrak, eğlenceli ve güler yüzlü bir genç kadın. Neşesinin etrafına bulaştıran bu güzel kadının Zafer’in hayatına dâhil oluşunu keyifle okuyacaksınız.


                        *

             Fatih Murat Arsal dendiğin de akan sular durur ben de. Kaleminin akıcılığı mı dersiniz, o güzel söz sanatlarını mı dersiniz, ne dersiniz bilemiyorum ama kitaplarını okurken büyülendiğim nadir yazarlardandır kendisi.
Zafer, başarılı bir cerrah, yakışıklı, cüretkâr… Güzel bir birleşim değil mi? Zeynep ise başından kötü olaylar geçmiş ancak tüm olumsuzluklara rağmen çabalamayı bilen bir genç kadın. Zafer buzdan bir adam, Zeynep ise onu eritmek için gönderilmiş bir ateşten kadındı bence. Zafer’in hayatına sızışı ve olayların gidişatı çok güzeldi. FMA okurları bilir, Fatih hoca’nın kendine has bir dili vardır. Bir alır sizi içine bir daha çıkamazsınız. Buz Sıcağı’da onlardandı. Hatta En sevdiğim kitapları arasına yerleşti gibi. Hayal dünyasında kurduğu karakterler olsun, olaylar olsun bence çoğu Türk yazardan üst kademe gözüm de. Karakterlerinin arasında yaşanan duygusal bağlılıkları ayrı bir seviyorum mesela ben. Her kitabında eksiksiz şekilde yaşatıyor aynı duyguları bize. İnceden sızan ateş, arada ki kıvılcımlar, tenlerin çekimi, kalplerin birleşmesi, duyguların çarpışması…
Hayal dünyamızı zorlayan erkekleri de ayrı eklemek istiyorum.  Buz Sıcağı ismi bu kitap için birebir oturmuş. Karşınızda, kalbinin buz tutmuş olduğunu düşünen bir insan olabilir. Sorun değil. Emin olun, sizin aşkla harmanlanmış ateşiniz onu da eritecektir bir gün. Ki genelde Fatih hocanın kitaplarının ana teması bu şekilde oluyor.
Ben sahiplenici karakterlerin olduğu kitapları seviyorum. Ya da sevginin yüksek dozda yaşandığı… Fatih hoca’da bunu fazlasıyla veriyor. Yetişkin içeriğe kaçtığı için biraz küçük okurlara tavsiye etmesem de, diğer aşk sever okurlara şans vermelerinin öneriyorum kesinlikle.

           

25 Ağustos 2017 Cuma

[ GKBT ] FATİH MURAT ARSAL - BUZ SICAĞI - OKUMAK İÇİN BEŞ NEDEN!


















          Selamlar! Yeni bir ' Okumak İçin Beş Neden!' ile karşınızdayım. Yeni sayılan bir format bu ama gevezemagazin'den sonra yapmaktan zevk aldığım şeylerden birisi de bu. Haydi o zaman Buz Sıcağını okumak için harika nedenlerimizi sıralayalımmm.




      1)  En başta bir Fatih hoca klasiği. Yıllardır Fatih Murat Arsal okuru olan bir kadın olarak, Fatih hoca'nın kalemi benim için ayrı yerlerde. Buz Sıcağı'da asla hayal kırıklığına uğratmadı beni.
 


   2)  O harika adamlar, güzel kadınlar... Kusursuzluğun timsali bedenler. Ama içlerinde eksik olmayan kusurlar. Fatih Murat Arsal kalemi'nin en sevdiğim tarafı karakterlerini uç noktalarda yaratıyor. Ateşli, kusursuz, komik, nazik, sevecen... Hepsi de başarılı ve akıllı karakterler. Kadınları güçlü, erkekleri sahiplenici. Aslında çoğumuzun hayal ettiği, bir parça da olsa kendinde sahip olmayı istediği özelliklere sahip karakterler.

  3) Fatih Hoca'nın kendine has bir yazım tarzı vardır. Hafif duygulu böyle. Ateşi de katar içine, sevgiyi de. Sıkmaz insanı okurken, su gibi akar cümleler. Kıskançlıkta daha bir güzeldir, özlem de... Özellikle erkek karakterlerini anlatırken daha bir severim o cümleleri ben.

  4)  Aklınızda soru kalmıyor. Geçmiş, gelecek, şimdi ki zaman fark etmeden. O kitapta olmasa, sonra ki kitapta mutlaka merak ettiğimiz diğer karakteri okuyabiliyoruz. Zamanlar arasında ki geçişlerini seviyorum ben özellikle. Aynı zaman da yaşanan olayları, diğer kitapta atlamadan yazabiliyor. Bu gerçekten dikkat isteyen bir şey. Çünkü birbirine bağıntılı kitap yazmak zaten zordur. Üstüne bir de aynı zaman da geçirmek ekstra zorluk ister.

  5) Bu madde daha çok kendi düşüncelerim ile yazılacak: Fatih Hoca okumak zevklidir. Ama zevkler ve renkler diye de bir şey vardır. Saygım da vardır elbette düşüncelere. Genelde kitaplarda ki yaş farkı ön plana çıkar. Ben gibi sorun etmeyenler zevkle okur bu yüzden. Ki ben her zaman bir erkekle kadının arasında yaş farkı olmasından yanayımdır. Zaten Fatih Hoca'nın yazdığı kadınların zeka yaşının ve fiziksel özelliklerinin yaşlarından üstte olduğunu var sayarsak arada ki yaş çok da sorun olmaz. Diyorum ya kadınların kusursuzluğu, erkeklerin göz kamaştırıcılığı hep zirveler de. Duyguların yoğunluğu, fiziksel çekimin başrol oynaması, insani duyguların üst düzeyler de olmasını seviyorum kitaplarda. Bu kitaplar da istediklerimi bana fazlasıyla veriyor bence. Eğer siz de ben gibi bir okursanız Fatih Hoca zaten okumalısınız Bir kere başlayın. Emin olun bırakamazsınız.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Günahkar / S.L JENNINGS - ASPENDOS YAYINLARI + ALTI ÇİZİLMESİ GEREKEN SATIRLAR




     




   
          Selamlaaar! Turumuzun bitimine saatler kala size kitaptan en sevdiğim alıntıları bulup getirdim. Umarım siz de benim kadar seversiniiz. :)



      1)
Acı... Beni güçten düşürecek denli güçlü bir acı dalgası sanki kafa tasıma kesikler attı ve hala hassas olan boğazımı yırtarcasına çığlık attım. Başımın yanlarını sımsıkı kavrayıp nefes nefese, acının dinmesi için yalvardım. kafatasıma değecek kadar şişen beynimin ağrıdığını hissedebiliyordum. Pembe, kıvrımlı, yumuşak et lapasını kulaklarımdan akan bir kan çorbasına döndüğümü hayal ettim.

    Sonra acı birden durdu. 



  2) " Sadece bir rüyaydı. Geçti artık. Şimdi seni ben koruyorum." Lily'nin, artık L'nin olmamla ilgili sözleri zihnimde yankılandı. Aynı ifadeyi farklı bir şekilde söylemişti.

          Artık onunsun.

 
3) " Eden. Eden. Eden."

      Ben yaklaştıkça o sesin yoğunluğu yükseliyordu, dilime yayılan şeker ve tuz tadını alabiliyordum. Kiraz şekerinden dudakların üzerinde nefes nefeseydim. Ellerimle güneş ışığı huzmelerinin uçlarını kavramıştım. Bunu hissediyordum... Bana çarpmasını, içimdeki varlığını hissediyordum.

   " Eden. Eden. Eden!"

 4)  Gümüş gözleri akşamın loş ışığında parıldıyordu. " Çünkü seni gördüğüm ilk andan beri... Mağazanın o bulanık camının ardında, kapının dışındaki tehlikelerden habersiz kulaklıklarını takmış halinle... Senin için canımı feda edebileceğimi anlamıştım. O yüzden lütfen.. Benim için yaşa. Sadece birazcık daha."

Günahkar/ S.L Jennıngs - Aspendos Yayınları - Yorum











                                       KİTAP YORUMU



Melekler ve şeytanlar.
İyilik ve kötülük.
Günahkar ve masum.


Melek ve şeytan kitaplarını çok severim. Dizileri ve filmleri de öyle. Ama aynı tema üzerinden gitmelerinden pek hoşlanmam genelde. Bu yüzden Günahkar bana çok iyi geldi.
" Bil milyon insanı kurtarmak için birini öldür."

Vaay dedim! Düşündüm de çok zor bir seçenek bu. Eden 22 yaşında, anormal bir hayatı olan genç bir kadındı. Annesinin bir günah olarak gördüğü, değişik güçleri olan , değişik bir görünüme sahip bir kadın. Hayatının normal olmadığının farkında olmasının yanında sanırım asla bir " Günahkar" olduğunu tahmin edemezdi. Düşünceleri tüm gücü olan, sözleri bir silahtan farksız olmayan bir insan olduğunu düşünüyordu. Ta ki, sıradan bir insan olmadığını öğrendiği o ana kadar. O bir ele geçirilmişti.
Eden'İ sevdim ama sevmedim. Ama güçlerini sevdim. Cidden sevdim. Sadece yükünü taşıyabilir miyim emin değilim.
Yedili var bir de. Kendilerine öyle diyorlar yani. Kabil ve Lilith'in de içinde olduğu bir şeytan grubu. Hepsini ayrı ayrı sevdim şahsen. Bu tarz kitaplarda ki bu tarz karakterlere zaten biterim ben. Bu güzel geldi yani. Liderleri ' L'. Lejyon.
Güçlü.
Hırslı.
Yakışıklı.
Ruhu yaralı.
Günahkar ve seksi.

Güzel karışımlar. Lejyon başından beri kalbime oturan bir adam oldu. Kafam da adamı kurabiliyordum kitabı okurken. Ben böyle yaralı ruhlu, güçlü adamlara bayılırım.
Yazarın hayal dünyası oldukça geniş. Çok sevdim o kafayı ben. Devamını sabırsızlıkla beklediğim kitapların arasına girdi. Kapağını aşırı beğenmesem de içi kapatıyor onu. Umarım fazla beklemeyiz devamı için. Ama uyarmalıyım +18'i yüksek bir kitap. Şahsen ben severim ama sevmeyeni baştan uyarayım.

14 Temmuz 2017 Cuma

Tadımlık Aşk / İlknur Birdal / Mortena Yayınları - Yorum




                                                    KİTAP YORUMU



   
 İlknur Birdal zaten yazımını çok sevdiğim nadir Türk yazarlardandır. Konuları da, yazımı da etkiler beni. Tadımlık Aşk daha aşağı kalmadı, tepelere çıktı. Genelde romanlarda evliliğe kadar olan okunur. Şu sonsuza kadar mutlu yaşadılar meselesi işte. Gerçekten de öyle mi? Burçak ve Dinçer hızlı bir flört döneminden sonra dünya evine adım attılar. Ama bu bir son değil başlangıçtı. Zaten hep böyle değil midir aslında? Neden hikayenin sonu bitmiş gibi davranırız anlamam.
      Cicim ayları biter, aşkın o kalbi hızlandıran zamanları geçer ve asıl karakterler ortaya çıkar. Dinçer de Burçak da birbirine her konuda zıt iki karakter olarak çıkıyor karşımıza. Mutlu başlayan birlikteliğin trajikomik hikayesini okuyoruz. Birisi ayakkabı manyağı, diğeri kravat. İkisi de inat, ikisi de aşık. Eğlenceli ve komik diyaloglar zaten kitap boyu gülümsetti beni. Genelde işe giderken ya da dönerken okumaya fırsat bulduğumdan otobüs ve metroda ki tüm insanlar manyak sırıtışıma şahit oldu. :D
    İkisi de birbirini çok yanlış anlıyor. Hatalarını göremeyip, suçu hep karşısındakinde arıyorlar. İkisi de haklı ama ikisi de haksız. Belki Dinçer gözüm de bir tık daha haksız. Arka kapak yazısında da dediği gibi " Bir kravat ve ayakkabı ne kadar sorun olabilirdi ki?" Emin olun çoook fazla. Harika bir yazım, harika karakterler. Masalın devamı olduğunu da gösteren bir kitap. Maalesef evlenip de sonsuza dek mutlu yaşayamıyoruz. Ama asıl olay bu ya. Zıtlıklarımız ile de olsa birbirimize saygı duymak. Ben bu kitabı da, çifti de çok sevdim. Sizin de seveceğinizden eminim. Ellerine sağlık İlknur ablam. Yeni kitabını dört gözle bekliyorum. 

11 Temmuz 2017 Salı

İlknur Birdal - Tadımlık aşk - Mortena Yayınları + Yazar ve Kitapları Hakkında Bilgi



   Hepinize kucak dolusu selamlar :) Yine sıcak bir yaz akşamından yazıyorum bu satırları. Biz yine harika bir tur ile geldik. Biraz da formatta değişikliğe gittik. Çok da güzel oldu, harika oldu. Size tatlı yazarımız ve kitaplarımız hakkında bilgi vermeye geldim bu sefer. Hadi bakalım beni takip edin. :)



 



 Sevgili İlknur Birdal,

        1987 yılında İstanbul'da doğdu. Yazma aşkını ilk olarak ortaokul sıralarında keşfeden yazarımızın gün yüzüne çıkmayı bekleyen şiirleri de varmış. Sırasıyla; Satılık ve Karanlığın Külleri hikayelerini kitaplaştıran yazarımızın 3. kitabı da eğlenceli dili, aşık olunası karakterleri ve komik diyaloglarıyla Tadımlık Aşk oldu.
   Ayrıca kendisini görmüş ve tanımış birisi olarak, kendi fikrimi de söylemek istiyorum; Kesinliklikle harika ötesi, şen şakrak bir insan olmasının yanında tertemiz kalbi de var. :)

   Sosyal platformda aktif olarak yazmaya devam eden yazarımızın sırada ki kitabını tüm okurları gibi Gevezeler olarak biz de dört gözle bekliyoruz. :)





                      SATILIK




          

Arka Kapak Tanıtımı


             
Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.


Devran ve Hüzün…





     Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısında yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?

Hüzün’ün korumak istediği kalbi, Devran’ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaplamamıştı. 
Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.

“Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin.”

“Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni Seviyorum Devran… Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiğini fısılda…”



KARANLIĞIN KÜLLERİ







ARKA KAPAK TANITIMI


           Bir adam, küllerinden yeniden doğabilir mi? Ve bir kadın, zifiri karanlık bir yüreğe ne kadar dokunabilir? Kalbini korumak için acımasız birine dönüşen bir adam ve aşkı için savaşmayı seçen bir kadın. Afra ve Devrim'in amansız mücadelesi… Amansız bir mücadeledir aşk; kendinle savaşırsın, duygularınla savaşırsın, sevdiğinle savaşırsın. Bir an gelir ayrılıkla savaşırsın. Acısıyla, yokluğuyla, özlemiyle savaşırsın. Amansız savaşın hiç bitmez aslında. Âşık olduğunda savaşmayı göze almalısın. “Seninle ben olmayacak Devrim biz olacağız. Bir bütün olacağız. Hem de öyle güzel olacağız ki, bakan hayran, duyan âşık olacak.”




TADIMLIK AŞK





ARKA KAPAK TANITIMI



 






“Bir dünya inatlaşma ve çekişme, bir o kadar büyük bir aşk ancak bu kadar güzel ve eğlenceli bir şekilde yansıtılabilir.”
Zeynep Saraç, Bir Parça Masal, Ceylan ve Nar Çiçeği kitaplarının yazarı

“Tadımlık Aşk, damağınızda tadına asla doyulmaz bir lezzet bırakacak…” Aslıhan Akagöz, Çirkin Güzel, Senden Bebek istiyorum kitaplarının yazarı
 
“Romantik bakışmalar, heyecanlı buluşmalar, kalpte kelebekler, mide de oluşan kördüğümler… Sonrası evlilik, balayı ve cicim ayları…”

Dinçer ve Burçak Soysal çifti hızlı bir flörtün ardından, soluğu nikâh masasında almışlardı. Aşkın o tatlı heyecanı yerini dinginliğe bıraktığında, birbirlerine zıt olan karakterleri ortaya çıktı.
 Ve her şey sorun olmaya başladı.
“Bir kadın mutfağa girmekten neden nefret eder? Bu kadar ayakkabıyla bir cinayet mi planlıyor? Ve nasıl bu kadar dağınık olmayı başarabiliyor?”
“Bir adam nasıl bu kadar düzen hastası olabilir? İşinden başka hiçbir şey düşünmez mi? O kravatları mezara mı götürecek?” Bir kravat ve ayakkabı ne kadar sorun olabilirdi ki?

“Tek sorun kravatlar.”
“Bence ayakkabılar.” 
“Hepsini çöpe atmak istiyorum.” 
“Ayakkabıları mı?”
“Hayır, sevgilim, kravatlarını…”

Evlilik aşkı öldürüyor mu? Cevabı ararken biraz eğlenmeye ne dersiniz?

2 Temmuz 2017 Pazar

Elya Şeytanı - Hasibe - Ephesus Yayınları - Yorum




             Yeni bir yorum gününden daha merhabalarrr! Nasılsınız bakalım? Ben harika bir kitap okudum ve çook iyiyim. Bu sıcak havalara rağmen...



                    Kitap yorumu



      Ne yalan söyleyeyim, Elya Şeytanına çok ön yargılı başladım. Ne kitabı ne de yazarı daha önce duymuştum. Ama resmen daha ilk bölümden kitap sen misin bana ön yargılı yaklaşan diye suratıma sayfaları çarptı. Edremit'in en zengin ailelerinden birisinin kızı olan Asi, tam bir edebiyat sevdalısı ama Ulu Musa dedesi sayesinde kendisini Ziraat Mühendisliği bölümünde bulur. Okulunu bitirip de şehrine geri döndüğünde kalbini hiç beklemediği bir sürpriz beklemektedir. Doktor Koray.
     Sakin, efendi, kendi halinde bir adam. Asi'nin tam tersi yani. Bazı noktalarda gıcık olsam da kendisine, içinde ateşli bir herif yatıyor. Ulu Musa'yı ise sevip sevmemek arasında çok gittim hatta çoğunlukta sevmedim. Ben zaten bu tip, aileyi yöneten, aile içindeki evliliklere karar veren otoriter tipleri doğru bulmadığımdan zor oldu benim için kendisi. Ama Musa dedeyi her okuduğumda aklıma Hulusi Kentmen geldi benim. Eğer o dönemlerde biz dizi ya da film olsaydı bu kesinlikle dede rolünde bu adam oynardı.

      Yan karakterleri Ege ve Reyhan olsun, gıcık ötesi manyak yenge olsun, annesi olsun, gıkını çıkaramayan babalar olsun hepsini bir şekilde sevdim de sevmedim de. Yazımı çok güzeldi. Yetenekli. Kurgu yerine çok güzel oturmuştu. Emeğine sağlık yazar hatun, başta ön yargılı davrandığım için affet. Yeni kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.