24 Aralık 2015 Perşembe

[MGOE] Dilek Taygun - Gelinim - Yorum

05:41, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:





             


             
                   



                    "Sevgi bir kere kalbe düştü mü, dilde de fazla saklı kalamazdı…"




     

                                                        
                                              Kitaba puanım: 5


 

           Kitap yorumum


            Hepinize merhaba! Bugün çok cici bir kitap ile karşınızdayım. Tur kapsamında ki ilk yorumum da kendisidir. Bu yüzden biraz özel. Sanırım bir daha unutmam. 
             
           Yoruma başlamadan ilk önce ya benim bir Ömer takıntım vardır. Yani adamların bir şey yapmasına gerek yok, isimlerinin Ömer olması yetiyor. :D İşte bu kitap da da bir Ömer var. Hem de ne Ömer... Neyse oraya değineceğiz ama ilk önce yorum. Puhhuw!


          Doğan çok küçük yaşta ailesini kaybettiği kazanın ardından, Funda'nın ailesinin isteği ile evlerine taşındı. Ailenin Doğan'ın üstüne düşmesiyle, sürekli onu kayırmasıyla oluşan kıskançlık ile Funda sürekli Doğan'a kötü davrandı. Ondan nefret ettiğini söyledi, istemediğini...  - Kıyamam Doğanıma -_- -  Funda asi, ele avuca sığmaz, sürekli başını belaya sokan bir kız. Genelde bu tür karakterleri sevsem de Fundayı pek sevemedim bu sefer. Liseden sonra okumayıp, bizim Türklerin tabiriyle boş gezenin boş kalfası kafasında takılıyor.  Doğan ise aklı başında, Üniversiteyi bitirip Avukat olmuş, yakışıklı, kendine güvenen bir adam. - Ah ah...-  Funda'nın kaza geçirmesinin ardından babasının da zorlamasıyla Doğan ile evlilik yoluna giriyorlar. Funda Doğan'dan nefret ediyor, Doğan Funda'nın aklını başına getirmeye çalışıyor... Düşünün ne kadar renkli bir evlilik olur. Gerisini merak ediyorsanız siz kitaba ben de yorumuma geçiyorum.  
            

        Funda... Ah Funda yani. O asiliği, başına buyrukluğun yüzünden milletin ödünü az kopartmadın. Neydi canım şu Doğan'ın senden çektiği. -_- Sevemedim hatun seni, şimdi kusuruma bakma. 
     Doğan ise ayrı bir dünyaydı ya. Ah be adam ne güzel sevdin sen öyle. Böyle içine sokarcasına, kalbini eritircesine sevdin yani. O sabrın, düşünceli tavırların, Funda üzüldüğün de senin de üzülmen... Ne diyebilirim ki sana favori erkek karakterlerimin başındasın şuan. Cidden. Hem yakışıklı, hem aşık Allah'ım bulup da bunadı diyorlar Funda buna!  
      Ben severim aslında karakterlerin çekiştiği kitapları. Bu kitap da bolcana mevcut.

                  Spoi!

    Ama keşke Funda'nın ailesi ile Funda'nın bir konuşma yaşamasını görseydik. Funda ailesiyle içli dışlı olan bir kız değil. Seviyor ama aralarında bir soğukluk var. Annesini genelde gördük de, babasıyla arasında ki o meseleyi keşke çözüme kavuştursalardı. Bir eksiklik oldu bu bakımdan ama bazen bazı yaralar iyileşmez derler ya. Sanırım öyle bir şey oldu buda.  

                 
Spoi bitti!



       
Behiye ile Enes vardı yan karakterlerde. Ay ben sevdim ikisini de. Behiyeyi bile sevdim de cıks yok Funda olmadı sevemedim be hatunum seni.
      Evet asıl olaya geliyorum ben. :D Benim olayıma. Ömer yan karakterimiz ama sanırım onun da kitabı çıkacakmış. Wattpad'de de hikayesi varmış zaten. Son aylar da Wattpad'e girme yasağım olduğu için artık kısmet kitap'a ya da babamın insafına denk gelirsem...
    Bir de bu Ömer'in yeşil gözleri var... İki katı vuruldu kalbim. Yeşil göz aşığıyım zaten ben. Adam güçlü, erkeksi, seksi, biraz alaycı... Açık sözlü.  Ayh ta benim tipim. :D Sanırım ben Dilek Taygun'a bu Ömer için biraz ısrar edeceğim. Hafiften başının etini yiyeceğim. *.*

   Evet uzun bir yorum oldu biraz. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Kitabı almak isterseniz, D&R ve İnternet sitelerinden ulaşabilirsiniz.

    Son olarak, kitabın kapağı çok hoş. Tam olarak anlatamıyorum ama özellikle kızı ellerken - şşhht yanlış anlaşılma olmasın *.* - elime gelen o his çok hoş. İç tasarımı da aynı şekilde güzel. Ama beni asıl kalbimden vuran, bölüm başlarında ki gelinlikli kız resmi. Çok güzel bir çizimdi.
    Yazara emekleri için sonsuz teşekkür ediyorum ve yayın evine de kapak - iç, dış tasarımından dolayı kocaman bir kalp gönderiyorum.

    Bol kitaplı günler dilerim!

         

23 Aralık 2015 Çarşamba

[MGOE] - Dilek Taygun - Gelinim - Ön Okuma

04:15, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:





                
                       

                                         






                                                   Dilek  
Taygun - Gelinim / Etkinlik takvimi 



                                                                  1. Gün


                                                Ön Okuma: Rabi'nin Güncesi
                                                Yorum: 
YabanCicegi'nin Gizli Dünyası

                                                                2. Gün
     
                                         Yazar tanıtımı: 
Sibel ve Büşra'nın Kitap Serüvenleri
                                        Yorum: Rabi'nin Güncesi

                                                               3. Gün

                                        Alıntı: 
YabanCicegi' nin Gizli Dünyası
                                       Yorum: Son Sayfası " Hayat"

                                                            4. Gün
                                     

                                         Cast&Müzik: Son Sayfası " Hayat"
                                        Yorum: 
Sibel ve Büşra'nın Kitap Serüvenleri






                                                             ***


           
        Hepinize merhabaa! Bugün ilk defa bir etkinlik kitabı ile çıkıyorum karşınıza. Artık Maskeli Günlükler İle Okuma Etkinlikleri kızları ile beraberim. Umarım uzun bir süre sürer. Çok teşekkür ediyorum beni böyle güzel bir tura ve aralarına davet ettikleri için. Gerçekten çok mutlu oldum. ^^  Sayfa da çekiliş var, görmeyen varsa koşsun bence. Kim bilir, belki de şans sizden yanadır. :)

 
                                                 
Kitap tanıtım

                         Sevgi bir kere kalbe düştü mü, dilde de fazla saklı kalamazdı...


              
                                              



 
         " Kalbimi çaldın, devedikeni... Yıllardır senden kurtarmaya çalıştığım kalbim artık senin esirin."
                           
        
Adam ve kız için geçmiş fazlasıyla karanlık ve puslu, gelecek ise geçmişin hayaletlerinin üzerine kuruluydu. Şimdiyse, kalpleri sevgiyle günden güne işlenirken, ya bu karanlığı aydınlığa çevirecek ya da geçmişin hayaletlerine mağlup olacaklardı.
      Geçmişin tüm acılarının üzerine yapılan bir evlilik, genç çifte cennetten bir bahçe bahşedebilecek miydi? Yoksa cehennemin en kuytu mahzenlerinden birini mi sunacaktı? Geçmiş tüm gerçekliğiyle kalplerini bir örümcek ağı gibi sarmışken, ya boğulacak ya da kendilerini sevginin kollarına bırakıp nefes almaya devam edeceklerdi.

    Gerçek sevgi, tüm geçmişin izlerini silebilir miydi? Peki, küçük bir çocukken döküle göz yaşlarını, yaşanılan kimsesizliği unutturabilir miydi? 

                      

19 Aralık 2015 Cumartesi

Devrimin Kızı - Amy Angel - Yorum + Playist

11:30, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:









                     Kitap tanıtım


                           
Ben Ivy Westfall.
                           Kurucunun kızı. 



               Nükleer bir savaş sonrası hayatta kalan az sayıdaki insandan biriyim. 16 yaşım da kendimi bir güç savaşının ortasında buldum. Annemin katilinin oğluyla evlenmeye zorlandım. Görevim o kadar da zor değildi. Devrime öncülük edebilmem için kocamı öldürüp ailemin yönetimi ele geçirmesini sağlamalıydım, o kadar...
         
           Ben Ivy Westfall. Artık sistemin kurbanı değilim. Görevim artık eskisinden daha zor. İnandığım şeyler uğruna, her şeyimi kaybetme pahasına savaşacağım...

               
   İsmim Ivy Westfall. Ben Devrimin Kızıyım.



          Kitap İsmi: Devrimin Kızı
         Yazarı: Amy Angel
         Yayın evi: Yabancı
         Çeviri: Aslı Tümerkan
         Sayfa sayısı: 264
         Kitaba puanım:  Kalpli bir beş *.*




               Kitap yorumum


               Uzun bir süreden sonra hepinize merhabaa! Evet, bu kitap için yorum yapmayı o kadar erteledim ki... Geçen ayın ortalarında bitti kitap. 2 gün süre içerisin de yalayıp yuttum ve bittiğine inanmak istemedim. Neden bitti ki zaten?
               Kitap ilk kitap da ki bıraktığımız noktadan başlıyor. Ivy hiç bilmediği dışarı da hayatta kalmak için mücadele etmeye hazırlanıyor ancak buna hazır değil! Ama hayatta kalmak için yeterli iç güdü ve cesarete sahip. Ve bu da bu karakteri sevmem için en büyük nedenlerden biri. Eskilerden bazı insanlar ile karşılaşıyor ve kendini dışarıda ki hayatta, bir anda bir sürü insanın yanında buluyor. Güzel dostlar kazanıyor.
 
            Kitap serisi iki kitapmış sadece. Emin değilim bu yüzden bilgisi olan varsa yazabilir mi lütfen? Ama eğer iki kitapsa  -ki öyledir diye düşünüyorum çünkü devamı çıkacak türde bir son yoktu.- İki kitap olmasın ve kitapların 300 sayfaya bile gelmemesine rağmen, o kadar doluydu ki kitaplar... Sonunda ne bir eksik, ne bir soru işareti... Mükemmel bir son tam olarak buydu.
 
          Herkes hak ettiği sonu aldı. Kitabın yarısına yakın bir yere kadar Bishop karakterini göremesek de - ölümdü o ölümm!! -_- Göremedim, okuyamadım sevdiceğimi :( :( -  gördüğümüz yerden itibaren öyle boldu ki, yazarcım affetirdi kendini. İlk kitabı okuyanlar bilir, Ivy'nin annesinin ölümünün nedenini. Bu kitap da bu konuya da yer verilmişti ve ciddi anlam da Ha? oldum.


      Spoi 


        İlk kitap yazımdan Ivy'nin ablasından ne kadar nefret ettiğimi biliyorsunuz. Bu kitap da herkes hak ettiği buldu dedim ya... İçimin yağları eridi o kadar diyeyim. Ve nefretim katlandı. -_-


 Spoi bu kadar



       
Eski aşklar gün yüzüne çıkarken, bir ara gözlerim doldu. Bishop'u okurken gözlerimden kalpler fışkırdı ve Ivy aslında hepimizin güçlü olabileceğini sadece hayat şartlarımızın daha iyi olduğunu anlattı bana. Eğer ölüm peşinizde ise, çok farklı olabiliyorsunuz. Bana göre çok güzel bir Distopya idi. Yani beğenmeyenler vardı Distopya kısmını ama benim hoşuma gitti.
       Bisho'un aşkı çok güzeldi. Sevdiği kadın için yapabilecekleri... Ya çok güzel işlemişti konuyu yazar ve karakterler de çok mükemmeldi. Sanki böyle okurken karşımda bir film sahnesi vardı ve ben okumak yerine film seyrediyordum. Çok açıktı kitap o bakımdan, çok hoşuma gitti. Zaten ben genelde böyle okunması kolay kitapları daha çok seviyorum. Ayrıca son olarak o ne güzel sondu be! Bishop'umuz istediği şeye yanında sevdiği kadın ile kavuştu. Her güzel şeyin bir sonu vardır ya... Keşke bunun sonu olmasaydı ama olması gerekiyordu. Umarım bir daha böyle güzel bir kitap ile karşılaşırım.

     Bu yazarın başka kitapları var mı bilmiyorum ama varsa bir an önce çevirin Yabancı. Ayrıca Yabancı Yayınlarına böyle güzel bir basımı bize sundukları için teşekkür ediyorum.

   

        Bol kitaplı günler dilerim!



     




         
                                          Alıntılar


              Bishop sadece birkaç aydır hayatımdaydı ama nasıl olduysa beraber geçirdiğimiz zamanın uzunluğuyla hiç ilgisi olmayan bir iz bırakmıştı.
     
                       ***


          Bishop'ı kaybetmenin acısının, onu tekrar bulmanın acısının yanında bir hiç gibi kalmasını anlayamıyordum.

               ***


        " Ama sevgi budur zaten, değil mi? Sırf biri seni hayal kırıklığına uğrattı diye onu sevmeyi bırakamazsın."

            ***

     " Gözlerin hala hüzünlü," dedi. " Ama ona baktığında bütün yüzün aydınlanıyor."

           ***

      Geve havası soğuktu, Bishop'un eli sıcaktı ve bütün vücudum alev aldı.


          ***


       "... Hepimiz bizim için önemli şeylerle ilgilenmek zorundayız." Bishop ellerimi sıktı. " Benim için bu sensin."
        " Biliyorum," diye fısıldadım.  " Benim için de öyle. "







               Playist




             Aslında bu kitap için bir liste hazırlamamıştım. Ama geçen günler de dinlediğim bir şarkı çok hoşuma gitti ve nedense dinlerken aklıma Devrimin Kızı'nın son sahnesi geldi. Sözlerin alakası olmayabilir ama müziği çok güzel. Bence yakıştı da bu sona.





                  

                Priscilla Ahn "Dream" (Lyrics)

                      

2 Aralık 2015 Çarşamba

Tutkulu Notalar - Olıvıa Cunnıng - Yorum

14:08, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:












 




Kitap tanıtım


                   Sahnelerin en seksi metal grubunun baş gitaristi Brian Sinclair, yaratıcılık kıvılcımlarını kaybettiğinde, bastırılmış dehasını ortaya çıkarabilmek için grubunu tutku dolu gecelere sürükleyecekti.

Tutkulu notaları ortaya çıkaran kadın...

         Seksi psikolog Myrna Evans " Günahkar" ile birlikte tura çıktığında, gruptaki herkes onu baştan çıkarmaya çalışır ama Myrna'nın elde etmek istediği tek adam Brian'dır. 

İki aşığın çılgın ve dizginlenemez tutkuları, onları yepyeni bir boyuta taşırken kendilerini sınırsız arzu ve günahlarla dolu bir turnede bulacakları...

Ve artık siz de bu ritmin esiri olacaksınız!




Kitap adı: Tutkulu Notalar
Yazarı: Olıvıa Cunnıng
Yayın evi: Ephesus yayınları
Çeviri: Tuba Özkat
Kitaba puanım: 5/5



Kitap yorumum


              Hepinize merhaba! İlk önce eğer erotik kitapları sevmiyorsanız koşa koşa uzaklaşmanızı öneririm. Çünkü bu erotik bir kitap. Hem de en ateşlisinden!

              Mryna bir psikolog. Seks psikologu. Eheh evet. *.* Güzel bir işe benziyor. İnsan cinselliği ile ilgili bir profesör. Bir gün yolu Günahkar grubu ile karşılaşıyor ve içlerinden Brian'a bir etkileşim duyuyor. Tabii ki karşılıklı bir etkileşim... Daha sonra kitap da okuyacağınız bir takım olaylar eşliğin de güzel Mryna, Günahkar ile turneye çıkma kararı alıyor ve biz de onlarla birlikte ateşli ve seksi bir yolculuğa çıkıyoruz. 
     İlk başta da dediğim gibi eğer cinsellik ile alakalı kitaplar sevmiyorsanız okumayın. Ciddi anlamda cinsellik ön planda. Wuhhu! Hemde nasıl! Yazım tarzı ciddi anlamda akıcıydı. Uzun süredir okumayı bekliyordum bu seriyi kısmet bu zamanaymış. Elimde toplam 4 kitabı var ve diğerlerini okumak için ölüyorum! Özellikle metal grupları sevenler için güzel bir seçim olur. Bolcana müzik, bolcana tutku ve aşk var. Su gibi akıp gitti sayfalar ve ben elimde kitaba bakarken " Hadi be!" dedim yani. Olay olduğuna değen bir kitaptı. Karakterler çok cüretkar, tutku fazla alevli... Ne diyebilirim ki, bu yazarın daha çok kitabı çıksın, alıp okuyayım. Brian'a bayıldım! Aslında hepsine bayıldım! Ah tatlı Eric, seni okumak için sabırsızlanıyorum. Ayrıca serinin kapakları da çok hoş ya! Seveceğinizi düşünüyorum, bende ön yargıyla başlamıştım ama bu kesinlikle duyguyla hareket eden cinsellik içerikli kitaplardan. Boş bir şey değil yani. Bana göre en azından ki aksini iddia eden kimseyi de görmedim. 
Yeni bir kitap da görüşmek üzere, bol kitaplı günler dilerim hepinize!

***

" Çorap ve jartiyer?"
Brian ona bir bakış attı. " Evet. Onlar hoşuma gidiyor."
" Külot? Ya da giymekle hiç uğraşmayayım mı?"

( Ehem evet gösterip elletmemek oldu bu biraz sanki ama merak mı ediyorsunuz? Koşun kitaba. :D )







26 Kasım 2015 Perşembe

The Originals Yükseliş - Julie Plec - Yorum + Playist

18:38, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:





         




Kitap Tanıtım



AİLE GÜÇTÜR

            Köken vampir ailesi bin sene evvel birbirlerine bir söz verdi. Her zaman ve sonsuza dek bir arada kalacaklardı. Ama verilen sözleri tutmak ölümsüzken bile kolay değildi.

***


             1722 yılında New Orleans'a ayak basan Köken Vampiler Klaus, Elijiah ve Rebekah Mikaelson tehlikeli geçmişlerini arkalarında bıraktıklarını zannederler. Ne var ki bölgelerini kimseyle paylaşmak istemeyen cadılar ve kurt adamlar bu kanunsuz şehirde cirit atmaktadır. Üstelik çok yakında gerçekleşmesi planlanan bir evlilikle birlikte aralarındaki ittifak sonsuza dek mühürlenecektir. Ama düşmanları birbirine düştüğünde kendilerini çok daha güvende hisseden Köken Vampirlerin şehri bu iki klana teslim etmeye hiç niyeti yoktur. Özellikle de müstakbel gelin Vivianne'e gönlünü kaptıran Klaus'un. Elijiah ailesi ile birlikte güvende olabilecekleri bir yuva aramakla, Rebekah da Fransız ordusunu kendi saflarına katmakla uğraşırken aşk sarhoşu Klaus hem kendisini hem de ailesini büyük bir tehlikeye atacak olayların içine sürüklenmektedir.



Kitap adı: The Originals
Yazarı: Julie Plec 
Yayın evi: Go Yayınları
Sayfa sayısı: 303



Kitap yorumum



          Gözlerimden fışkıran kalpler ile yazıyorum bu yazıyı. *.*  Fuar'a gider gitmez uçarak gittiğim ikinci yayın eviydi Go. İlki Tabii ki Yabancı.  Aslında Go beni biraz hayal kırıklığına uğrattı ama bu konuya fuar yazım da değineceğim. Onu da en kısa süre de ekleyeceğim.

         Arka kapak tanıtımı aslında her şeyi anlatsana da kısaca konudan bahsedeyim. Kökenlerimizin - Koll ve Finn hariç, onlar tabutta -_- - geçmişini okuyoruz bu kitap da. İlk New Orleans'a geldikleri zamanı ve ondan yıllar sonrasını. 9 yıldır kaldıkları şehir de artık kendilerinin de hakları olmaları gerektiğini savunuyorlar ki haklılar. Yani hadi ama bende dünyanın korktuğu Köken Vampir olsam söz hakkı isterdim. :D Üçlümüz bu konuya el atıyorlar ve olaylar başlıyor.




Şans eseri verilen posterden Klaus'un çıkması nasıl da bir şanstır böyle! Yirim yir *.*



             İlk önce kitaba böyle delicesine beklentilerle başlamayın. Yoksa benim gibi hayal kırıklığına uğrarsınız. Eğer kitaba düşük beklentiyle başlarsanız, eminim hayal kırıklığı olmadan okuyup, bitirip, bayılacaksınız!
         Bir kere şu var; Tarihi bir dönem de geçiyor ve tarihi dönem kitaplarının dili azcık daha ağır olur. Yani ağırdan kastım belli bir havası olurdu ama ben bu kitap da onu alamadım. Betimleme çok azdı. Ama sakin olun! Hey bu kitap da Kökenler var, asla en kötü duruma düşmez. Julie yazsa bile. -.- Ehem evet, fazla sevmem kendisini de...

          Klaus'un aşık olunca nasıl bir mükemmel olduğunu dizileri izleyen herkes bilir. Ve evet bu kitap da Klaus'un o aşık hallerini okuyoruz. Tutkulu, korumacı ve kendinden beklenmeyecek derecede centilmen. <3 Bunlar gözümden kalpler fışkırması için yeterli sebepler. :D  Kitap olaylı başlayıp, sakin devam edip, çıtayı fazla yükseltiyor sonlara doğru. Öyle ki, ikinci kitap çıksın diye çatlıyorum, çünkü bir devir kapanıyor bir devir açılıyor. Vivianne, Kurtlar ve Cadılar arasında anlaşma sağlayacak kişi. Tabii Klaus izin verirse! Okuyun görün bence Klaus gene ne işler açacak başlarına. Ayrıca Rebekah'ı bolcana okumak çok güzeldi ki ben Rebekah hayranıyım. Gene sevdim, gene bayıldımm... Elijiah, her zaman ki centilmenliğin de... Ya bir adam nasıl bu kadar yenilesi olabilir ki? Genler de var bunların arkadaş! :D


         Okuduğum yorumlar da fazla bu konuya giren olmamış ya da fark etmemişlerdir bilemiyorum ama ben dikkat ettim ve değineceğim. Vivianne bana birazcık Caroline'ı hatırlattı. Davranışları falan... Bilemiyorum Julie'nin amacı neydi acaba ama birazcık sinirlendim ben.Zaten büyük bir Klaroline hayranıyım ben. Neyse ben bu konuya girersem baya sayarım, susuyorum. Eğer bu ayrıntıyı fark eden varsa yazsın lütfen, sadece bana mı öyle geldi diye merak ediyorum.


           Her bölüm de farklı Kökenlerimizden bölümleri okuduğumuz kısmı da çok sevdim. Genel anlam da kitap bu şekilde devam etti. Fazlasıyla akıcıydı, bir oturuşta okunacaklar arasında olan bir kitap'dı. Ha benim gibi hastalığın pençesine tutul duysanız, bir kaç güne de yayılabilir bu süre.

        Şiddetle tavsiye ediyorum aslında. Eksikleri vardı ama ortada bir Köken ailesi var. Onlar için değer. :D Ve zaten dediğim gibi akıcı yani seversiniz. Ben belki diziyi izlediğim için böyle oldu. Dizi sanki daha ayrıntılıydı. Genelde tam tersi olur ya ondan belki biracık yadırgamışımdır. Yorumuma burada son veriyorum ve TO'nun biriktirdiğim bölümlerine dönmek istiyorum. Aslında sezon bitimine kadar bekleyecektim ama... Bilemiyorum belki beklerim. Toptan bir Klaus seyretmek çok hoş oluyor çünkü.


Bol kitaplı günler dilerim hepinize!



***


" Balo dansını sevdiğiniz kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi."
" Benim de gelmezdi."

*

" Aile bir nimettir," dedi dalgın dalgın, " ama nimet çok farklı şekiller de ortaya çıkabilir."

*

" Bir keresinde uzun bir süre hasta yattım. Uyanıp hayatın bensiz devam ettiğini gördüğüm de deli olmuştum."

*

" Seninle tanıştığımdan beri, yalnızca ölümsüzlük istemiyorum. Onu seninle paylaşmak istiyorum."

***

                                       Dark Waves - I Don't Wanna Be In Love

20 Kasım 2015 Cuma

Yakışıklı Bakıcı - Aleyna Daşkıran

12:27, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:




                 

                                                                                                            

                                                                                     



Kitap Tanıtım


Masal dünyalarının kapılarını kapatabilir miyiz? Açık olunca prensler bu tarafa geçiyor.


                Hayatımın en güzel zamanlarını beş yaşındaki kardeşime - ki ben ona Küçük Şeytan diyorum- bakmakla sınanıyordum. Eva'nın bitmek bilmeyen istekleri, sonsuz kaprisi ve hiçbir şeyden memnun olmayan kişiliği ile boğuşurken aklıma gelen fikirle bir kere daha ne kadar harika olduğumu fark ettim. Neden bir bakıcı tutmuyordum ki?

               Bakıcı ilanı verip beklemeye başladığım o saatlerde gelen yaşlı ve huysuz teyzeler yüzünden umutlarım tükenmek üzereyken kapı çaldı. Gözleri bir metre ötesini görmeyen ya da kulakları duymayan yaşlı bir teyzeyi daha görmeyi yüreğim kaldırmayacaktı. Ama yanıldığımı çok geçmeden fark ettim!

                Şu an karşımda sakallı bir bakıcı duruyordu. Ah hayır hayır, gelen kişi kesinlikle sakallı bir teyze değildi. Derrek tüm karizmasıyla önümde dikilirken, hayatımdaki hiçbir şeyin eskisi gibi devam edemeyeceğini fark etmem uzun sürmedi! Ama yine de benden size ufak bir tavsiye, sakın erkek bir bakıcıyı işe almayın. Alıyorsanız da bir yıl boyunca onu işten kovamayacağınıza dair bir anlaşma imzalamayın! 


                                                            Kitap ismi: Yakışıklı Bakıcı
Yazar: Aleyna Daşkıran
Yayın evi: Mendirek
Sayfa sayısı: 269
Liste fiyatı: 18tl
Kitaba puanım: 5/3,5


                                                             Kitap yorumum                                   




                   Uzun bir zaman sonra hepinize merhaba. Tüyap kitap fuarı yazımı yavaştan yazarken, bu arada giremediğim yorumları da hemencecik gireyim. Yakışıklı Bakıcı gene bir Wattpad yazarının tatlı bir kitabı. Hem de imzalı. *-* Aleyna'ya kocaman sevgilerimi gönderiyorum burada. Kendisi de ve sohbeti çok tatlı. 
                Jade, 20 yaşlarında genç bir kız ve her genç kız gibi bir hayatı olsun istiyor. Ancak ailesinin dünya turuna çıkması ile küçük kardeşinin bakımı ona kalıyor. Eva ciddi anlam da aşırı yaramaz, inatçı, küçük bir cadı. Jade bir gün dayanamıyor ve bakıcı tutma kararı alıyor. Efendim, bir sürü yaşlı bakıcı geliyor, gidiyor ancak bir sonuç çıkmıyor. Sonunda pes edecekken, bir bakıcı daha geliyor ancak bu bakıcı çok yakışıklı bir adam.


           Evet, konumuz bu şekilde. Yorumuma gelecek olursak; Eğlenceliydi kitap. Yer yer güldüm, çok fazla kızdım... Böyle kesinlikle Reading Slump'dan çıkmanızı sağlar. Çerezlik, eğer o anlık kısa bir kitap arıyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Eğleneceksiniz. Ancak hikaye biraz hızlı ilerliyor. Yazarın dili güzel ama keşke birazcık daha duygu katılsaydı dedim ama böyle de kötü değildi. Zaten ilk kitabı yazarın. Normaldir küçük hatalar. Komedi dili olan bir kitap olduğu için pek sorun olamayacak. Doğrusu kitap da Derrek dışın da karakterleri pek sevemedim ben. Ehehe kesinlikle Derek'in yakışılılığı ile alakalı değil. :D Özellikle baş karakterimizin yani Jade'in yakın bir arkadaşı var ki... Anne. Belki siz sevebilirsiniz ama benim hoşuma gitmeyen karakterler arasında yer aldı kendisi. Jade'di de sevemedim. -_- Hayır, ben  de ne çok sevmemezlik yaptım be! Küçük Eva'yı hem sevdim hem sevmedim... Çocuk olmasından yırttı biraz aslında. Ama bu kitap sırf Derrek için okunur bakın. Genel anlam da güzel, eğlenceli, okunaklı bir kitaptı. Tavsiye eder miyim, evet. Derrek'e sulanmak yok baştan anlaşalım. :P

                                                           Bol kitaplı günler dilerim!





                                                            ***


         Kendini beğenmiş, bencil ve çocuk ruhlu da olsa filmlerde ki sakar kızın bile bir mutlu sonu oluyordu.


                                                                   ***




                                             

                                                               Kalsın şöyle. :)



5 Kasım 2015 Perşembe

Kurucunun kızı - Amy Angel - Alıntılar + Playist

02:59, BY Rabia Yentür - 3 yorum:





                 


                                                              Kitap Tanıtım

               Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle, kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı.      
          ,
                Bu yıl benim sıram gelmişti.

        Benim adım Ivy Westfall ve görevim basitti: Başkanın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücü geri kazanmasını sağlamaktı.

     Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değildi. Hatta beni bu dünyada anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden kaçmama imkan yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim.

            Çünkü Bishop ölmeli. Ve onu öldüren kişi ben olmalıyım...



                         
                             Kitap adı: Kurucunun kızı                         
                             Kitap yazarı: Amy Angel                         
                            Yayın evi: Yabancı 

                         
                            Çeviri: Merve Özcan                         
                            Sayfa sayısı: 270                         
                            Liste fiyatı: 23Tl                       
                            Kitaba puanım: 5




             
                                Kitap yorumum


               Kurucunun kızı benim okuduğum ilk ciltli roman. Elimde bir sürü ciltli roman olmasına karşın, ilk defa elim birisine gitti ve okudum. Neden daha önce okumadım bilmiyorum ama artık elimdeki ciltlilere daha bir özen göstereceğim.

           Ivy 16 yaşında ki her genç kız gibi insan soyunun devamı için için evlenmek zorundadır. Her yıl yapılan evlilik töreninde bu yıl onunda ismi yazılmıştır. Diğer kızlardan farklı olarak onun evleneceği kişi önceden bilinmektedir. Kurucunun kızı, Başkanın oğlu ile evlenecektir. Aslında ablasının olan bu görev, Bishop'un istemesi üzerine Ivy'e geçmiştir. Merak etmeyin spoi değil zaten kitabın başlarında görüyoruz bunu. Ama bu evliliği altında asıl yatan gerçeği sadece üç kişi bilmektedir. Westfall ailesi. Ivy'nin görevi çocuklar doğurup, kocasını mutlu etmek değil, Bishop'un hayatını çalmaktır.

       Kitabı alırken birazcık tereddüt etmiştim. Beğenene çok fazlaydı ama beğenmeyen bir kısımda vardı ve o kısım da ciddi anlamda hiç beğenmemişti. Bu kitap genel de ya çok fazla beğenilmiş ya da hiç beğenilmemiş. Ortası olmayan bir kurgu. Uzun bir sürede kitaplığımda beklemişti. Kitabı okuduktan sonra ' Ya neden bekletmişim ben bunu bu kadar!' da dedim ' Ay iyi ki de bekletmişim be!' de dedim. Kitap zaten çok kısa. Bir oturuşta, kitaba kendinizi verirseniz bir kaç saate biter. Ama yazar öyle bir kurgulamış ki dolu doluydu ayrıca. Çok güzeldi ya uzun süredir bir kitaptan bu denli zevk almamıştım. Neyse ki ikinci kitabın çıkmasına bir kaç gün kala başlayıp bitirdim de, sinirden kafayı yemeyeceğim!
   
     O kadar harika bir kitaptı ki... Ya ciddi anlamda bayıldım! Ivy'i ayrı sevdim, çok güçlü bir karakter. Babası ve ablasının gölgesinde yaşamış olsa da o gücünü yazar hissettirmişti. Ivy ne kadar sevdiysem ablasını da aynı derecede sevmedim!

                  Dikkat burası spoi! 

           
        Ya bir insan nasıl bu kadar sinir bozucu olabiliyor? Ay kitabı okurken, kafayı yedim onun yüzünden! İyilik meleği görünümlü şeytan! O kadar diyorum size. Ben hemen çözdüm ama onu. Gerçi çözülmeyecek bir yapısı da yoktu ya neyse... Belliydi aslında her şey bizim kızın salaklığı biraz. Neyse kısaca o kız beni dellendirdi! 
                        Spoi bu kadar


            Ahh Bishop... Ya o kadar mükemmel ötesi bir karakterdi ki... Niye bana bir Bishop yok be dedim. Bad boy değil, nazik, düşünceli, tatlı... Ya öylesine bir harika yani.
        Yazarın dünyası çok başarılıydı. Savaş sonucu insanlığın büyük bir kısmı yok oluyor ve kalanlar kendilerine bir dünya kuruyor. Etrafı çitlerle çevirili bir dünya. İnsanlar yataklarında güvenli, karınları tok olduğu için merak etseler de çitin dışına hiç çıkmamışlar. Dışarıda bambaşka bir dünya var. Çitlerin gerisine dışarıdan hiç bir şey giremez. İçeriden isteyenler çıkabilir ancak kimse kalkışmamış şimdiye kadar. 
     İnsanların soyunun devam etmesi için kızların ve oğlanların erken yaşta evlenmesi gerek. Kızların çalışması istenmiyor ancak isteyenler olursa çalışabiliyor. Ivy sevme sebebim özellikle buydu. Kızların küçümsenmesini istemiyordu ve bunu dile getirebiliyordu. Birazcık yazarın dünyasını Türkiye'ye benzettim bilemiyorum. Okurken belki ne demek istediğimi sizde görürsünüz. 
    Ayrıca kapağı çok hoş kitabın. Ciltli kapakları arada elime alıp sevme gibi huyum vardır zaten :D Evet şimdi bunu unutuyoruz...    

       
   
                           
   



       





















İçi dışı çok, çok güzel... Alın okuyun bence kaçırmayın bu kitabı. Tüyap'a 2 gün kaldı. İlk gün sırf Devrimin Kızı için gideceğim. Ayrıca Tüyap sonrası alışverişi yazmak için sabırsızlanıyorum da... Umarım bol kitaplı bir Tüyap geçirirsiniz, gidebilenler olarak. Gidemeyenler de hiç üzülmesin umarım onlar da bu ortamı bir gün tadacak. 

Bol kitaplı günler dilerim! 




Alıntılar





Kaderin önceden çizilmişse, pamuklarla sarmalanmanın pek bir yararı olmazdı.


***


Bana kırk yılda bir bulunan Barbie bebeklerini hatırlatıyordu; Mükemmeliyet için plastikleşmişti.


***


" Çünkü herkesin güvenecek birine ihtiyacı vardır." Dedi Bishop. " Öbür türlü hayat çok yalnız olurdu. Ve bende sana güveniyorum."

***


" Evet," dedi, sesi alçaktı. " Bir şeyler hissediyorum." Yeşil gözleri alev alevdi. Bu şimdiye dek onda gördüğüm en şiddetli duyguydu ve yeterince derin nefes almakta zorlanıyordum, ciğerlerim gerilim yüzünden sıkışmıştı. " Sorun da bu Ivy, senin de onları hissetmeni istiyorum."


 ( Benim best alıntım dır kendisi *-* )



Playist


                                  When Marnie Was There | Fine On The Outside




***

                                            Hailee Steinfeld - Love Myself




***

                                      BIRDY + RHODES - Let It All Go [Official]


29 Ekim 2015 Perşembe

Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan

21:10, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:



             Kitap Tanıtım

   
    
  Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek bir adamın hikayesi. 

      Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikayesi.
                              Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikayesi...



          Kitap adı: Başka Dilde Aşk
          Yazarı: Mia Sheridan
          Yayın evi: Yabancı
          Çeviri: Hanife Albayrak
          Sayfa sayısı: 388
          Liste Fiyatı: 25 TL
          Kitaba puanım: 5




                  Kitap yorumum



           
Daha önce hiç bu tür de bir kitap okumamıştım. Arka kapağı gördüğünüz gibi fazla bir şey belli etmiyor ama elimden geldiğince spoi vermeden kitabın konusundan bahsedip yorumuma geçeceğim.
          Bree, annesini kanserden kaybettikten sonra babası ile yeni bir hayat sürmeye çalışır. Ancak babasını da talihsiz bir olay sonucu kaybeder ve geçirdiği travmalara dayanamayarak bir yenilenme amacıyla küçükken ailesiyle gittiği kasabaya gelir. Burada kendine göl kenarında bir ev kiralar ve daha sonra gizemli bir yabancı ile karşılaşır. Saçı sakalı karışmış, konuşmayan ancak bunların ötesin de yakışıklı bir yabancı. İlk anda bir çekim oluşur ona karşı.
      Archer, 7 yaşın da geçirdiği kötü bir olay sonucu konuşma yetisini kaybeder. Kasabanın sessiz adamı... İnsanlarla pek işi yok ve kasabanın dışında ki evin de kendince dış dünyadan soyutlanmış bir şekilde mutlu mesut yaşıyor.
         Çok etkilendim kitaptan. İlk defa bir kitap da konuşma yetisi olmayan bir adamın hikayesini okuyorum. Kitap arada Archer'ın ağzından anlatılsa da genelde Bree'nin ağzından okuyoruz ve sadece onun anlatımıyla bile Archer'ın neler hissettiğini yazar aktarabilmişti bence. Arada sırada gözlerimin dolduğu, bazen güldüğüm etkileyici bir kitaptı. Aşkın sadece dokunuşlarla ve gözlerle de yaşanabildiğini gösteriyordu bize. Bu kitaptan sonra ayrıca işaret dilini de öğrenmek istediğime karar verdim. Sesimiz olduğu için kolay gelse de bu dünya da sadece bizlerin yaşamadığını hatırlamamız gerekiyor.

     Acı çeken bir kadının ve sessiz bir adamın aşk ve sevgi dolu hikayesini okumak isterseniz, Başka Dilde Aşk'ı öneririm.

      Bol kitaplı günler dilerim!



               ***


       
               Ağzımı açtım ve çığlık attım. Çığlık attım ama oda sessiz kaldı.


             " Ne düşünüyorsun?"
             " Seni. Her gün tam burada, seninle olduğum için şansıma nasıl şükrettiği mi düşünüyorum."

              Başkasını sevmek her zaman kendini acıya karşı savunmasız bırakmaktır.        

            " Ama mantığımın arkasındayım. Aşkın bir konsept olduğunu ve her insan için özetleyecek bir kelime olduğunu düşünüyorum. Benim sevgi sözcüğüm ise Bree."         





Satılık - İlknur Birdal

20:33, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:




                   


Kitap tanıtım                                  



Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.

Devran ve Hüzün.


Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısın da yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?




         Hüzün'ün korumak istediği kalbi, Devran'ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaba katmamıştı.
           Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.
       

           " Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin."

          " Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni seviyorum Devran... Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiği fısılda..."



              
Kitap adı: Satılık
              Yazarı: İlknur Birdal
              Yayın evi: Postiga
              Sayfa sayısı: 469
              Liste fiyatı: 24Tl
              Kitaba puanım: 5





                                      Kitap yorumum



             
Hepinize merhaba arkadaşlar! Kısa bir süre önce çıktığım Reading Slump'un acısını bu ay feci halde çıkardım. 8,5 kitap. :D Evet buçuk ne derseniz, yarım bıraktığım bir tane. Pek hoşuma gitmeyen, sıkan bir kitap oldu beni. Ama ay daha bitmedi değil mi? Şuan elim de bir kitap daha var ve onu da gün içerisin de bitirmeyi planlıyorum. Az gelebilir, normal zaman da bende az derdim ama aylarca elimde o kadar kitap süründürdükten sonra, kitap okumayı bıraktıktan sonra benim için çok fazla iyi oldu bu rakam. Bunlardan biri de Satılık.

         Zamanın da Wattpad adlı sitede okumuş ancak kitap olacağı için yarım kalan bir hikayeydi. Biraz geç de olsa kitap hali alınıp, okundu ve aşık olundu.
        Hüzün'ün hayatı alkolik ve kumarbaz babasının onu hayat kadınlarını çalıştıran bir bara satmasıyla tepe taklak oluyor. Daha fazla tepe taklak oluyor diyelim, çünkü zaten babasıyla hayatı yeterince berbattı. Bütün o pisliğin içerisin de Hüzün'ün hayatına bir melek gibi düşen Aysel ile tanışıyor.
      Devran, daha önce hiç ayak basmadığı bara girdiği zaman dikkatini ilk çeken şey Hüzün. İçki her kötülüğün anasıdır derler ya hani... İçkili bir halde Hüzün'ü kendine istiyor ve barın üstünde ki odalardan birin de sahip oluyor.

         Kitabımızın konusu en kısasından böyle. Daha fazlası spoiye girer o yüzden yorumumu yazayım ben. Bu kitap 2 gün içerisin de bitti. Okurken bir çok farklı duyguyu aynı anda yaşadım. Üzüldüm, nefret ettim, ağladım, takdir ettim, güldüm ve aşık oldum. Pişmanlıkları tattım ve karakterlerle birlikte umut ettim. Bir ara baya küfür ettim. Aslında bir kurgu gibi görünebilir ama bu kitabın içerisindekileri dışarı da yaşayanlar var ve bu farkın dalık beni sarstı. Sadece kitapla bile bu kadar duygusallaştıysam, diğer türlüsünü düşünemiyorum. O yüzden kitap bu açıdan çok hoşuma gitti. Genelde bende kitap okurken, hayal gücünün yarattığı şeyleri okumayı isterim, severim ama arada böyle gerçekçi kitaplar da ihtiyacımız var. Ve dışarıda ki o kızlardan bir çoğu Hüzün gibi şanslı değil bu bir gerçek.
      Baş karakterler gibi ayrıca yan karakterler de çok iyi yazılmıştı. Aysel ve Umut... Emir ve Asi... Hikayelerini okumak çok heyecanlıydı. Kitabı çıkacak olan ve bu kitap da çok kısa aralıklar da gördüğüm Poyraz var birde... Sadece bir kaç sayfa da böyle sevdiysem adamı sanırım kitabı çıktığın da aşık olabilirim.
    Yazarın ayrıca karakterlerini inançlı bir şekilde yansıtması çok fazla güzeldi ya. Evet din olarak farklı görüşler de insanlar olabiliriz ama ben İslam inancında biri olarak, ufaktan da olsa yazarın kitaba yansıtması hoşuma gitti.
   Ayrıca yazarın dili çok hoş. Son zamanlar da çıkan ve kesinlikle çok fazla kötü olan kitapların aksine Satılık'ın dili çok sade ve güzeldi. Ayrıca sonlara doğru feci ters köşelere yattık diyeyim :D Aa! Hadi ya... Falan oldum bir aralar ben :D
   Ayrıca kitabı bitirdikten sonra bir süre öyle kaldım. Ve içimden çok içten bir şekil de dua ettim. Umarım kimse böyle ağır yüklerin altında kalmaz. Ya alın okuyun bu kitabı cidden çok iyiydi.

    Güzeldi, hoştu... Eğer daha önce Wattpad kitabı okumadıysanız, bu kitapla başlayabilirsiniz. Kapağı çok hoşuma gitti benim. Yazarın ikinci kitabı Karanlığın Külleri'ni de alıp okumak için sabırsızlanıyorum.

     Bol kitaplı günler dilerim!






                                ***



               Hüzünle bulutlanmış ela gözleri düşündü. Adı yaşadığı hayatla dalga geçmek için konulmuş gibiydi adeta.







28 Ekim 2015 Çarşamba

Sezgi - Amy A. Bartol - Yorum

13:38, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:









                                                   




                          Kitap tanıtım



         Sürgünlerin dünyasında kabuslar gerçek oluyor, karanlık gelecek daha da kaçınılmaz hale geliyor...

        Evie onu görmemek için gözlerini açmadı ama onun kokusu yine de burnuna doluyordu. Soluduğu havayı yoğunlaştırıyor, Evie'yi kokusuyla... Aromasıyla boğuyordu. Titredi. Direnmeliydi. Eğer yeterince güçlü olmazsa, hastalığı şimdi bile ona bulaşmış olan bu avcıyla aynı kadere sürgün edilecekti. Ama artık Evie, ona açtı ve o bunu biliyordu; Kendisini kemiren acıyı sonlandırma ihtiyacına güveniyordu. Teslimiyetinin nasıl da tadını çıkarırdı.

    Evie şimdilik hayattaydı ama aksi için yalvarması ne kadar sürecekti?


               Kitap adı: Sezgi ( Öngörü serisi 2)
               Kitap yazarı: Amy A. Bartol
               Yayın evi: Yabancı
               Çeviri: Merve Özcan
               Sayfa sayısı: 513
               Liste fiyatı: 27Tl




     



            Kitap yorumum




           
 Öngörü serisinin 2. kitabı olan Sezgi ile karşınızdayım. Kesinlikle ilk kitaptan daha güzel, daha akıcı ve macera doluydu. İlk kitap da sıkılabilirsiniz biraz ama size tavsiyem dayanın ve ikinci kitaba başlayın.
           Yoruma başlamadan önce bir şeyi söylemek istiyorum; Ben kendime aşırı güldüm ama :D Ya ilk kitapta ki Zephry karakterini ben kız biliyordum ve erkek olduğunu öğrendim. Hem de Sezgi'yi okumadan önce biraz karıştırayım demiştim bir sahne vardı orada bir kaç kere okumak zorunda kaldım ama bu ikisi de kızdı nasıl ya falan oldum :D Spoiye girmiyor değil mi? Yani isim vermedim ama...  Erkek olduğunu öğrendiğim de baya zorluk çektim alışana kadar. Hala bazen gözüme kız gibi gelir :D :D

       Neyse, siz umarım aynısını yaşamazsınız der ve yorumuma geçerim. İlk kitap heyecanlı bir sonda bitmişti. Alfred'in kızımızın ruhu için saldırmıştı ve sonucun da Russell feci halde yaralanmıştı. Ancak Evie güçleri sayesinde Russell'ın hayatını kurtardı - ben Russel'ı aşırı seven biri olarak, ağlamıştım mutluluktan- hatta hayatını kurtarmakla kalmadı onu da kendisi gibi bir meleğe serafime dönüştürdü. Kitabın ilk sayfaların da yani yaklaşık bir 134 sayfasında Evie'nin ağzından okuyoruz. Onun acılarını, korkularını görüyoruz. Biraz olaylı geçseler de genelde sakin sayfalardı. Daha sonra ki kısımda ise Russell'ın ağzından okuyoruz olayları. Şaşırdım ama sevindim de. Umarım Reed'in ağzından da okuyabiliriz diğer kitap da.  200 küsürlü sayfalara kadar böyle devam ediyor. Daha sonra Evie'nin ağzından okumaya başlıyoruz ve oradan sonrası cidden aşırı derece de heyecanlı.

    Beni koca kitap da rahatsız eden tek nokta aşk üçgeninin dörtgene çıkmasıydı. Tamam Evie başrol, mükemmel falan da bu kadar yükseltilmeseydi ya. Okurken demek istediğimi anlarsınız. Kitabın başların da sadece melekler olmadığını öğreniyoruz. Direk başların da olduğu için spoi kısmına girmiyor. Başka yaratıklar da var ve bu kısımlar da o yaratıklardan bazılarını görüyoruz.

         Burası spoiler içerir dikkat!



    Brennus; Ahh ben aşık oldum bu karaktere. Kötü adamlar listesin de ama ya yok böyle bir adam resmen öldüm, bittim, eridim be ben o adama. Yazarın dünyası zaten böyle mükemmel karakterlerle çevirili. Aşırı yakışıklı, güzel... Ve Brennus sadece yakışıklı değil adam konuşmalarıyla efsane yaaa!! <3

   Sulanmayın döverim -.- Bir  mo chroi ( kalbim) deyişi var, beni eritti burada. Ve Finn. En az Brennus kadar karizmatik ancak bir Brennus değil. Olsun onu da seversiniz ki bence seveceksiniz *.*


        Spoiler bu kadar


     
Çok heyecanlı bir şekil de devam etti ve heyecanlı bir sonla bitti. 3. kitap için sabırsızlanıyorum umarım en kısa zaman da çıkar. Ve son olarak melekleri ilk kitaptan daha kapsamlı şekil de görüyoruz ve tek kelimeyle mükemmeller. Yani İlk kitap da okuyanlar bilir ne kadar mükemmellerdi, bu kitap da ayrılar. Seveceğinizi düşünüyorum ve kesinlikle bu seriye şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.

    Bol kitaplı günler dilerim!



         
Alıntılar



           
" Asla seni sevdiğimden şüphe etme. Benim hakkım da her şeyden kuşkulanabilirsin ama bu dünya da ya da sonrakinde, seni her şeyden daha çok sevdiğimden şüphe duyma."


         " Benim meleğim. Oda sensin, eğer hırlamam yeterince açık olmadıysa diye söylüyorum."

       
       O kadar Brennus'dan bahsettikten sonra alıntısı olmadan olmaz değil mi? *-*

             " Senin için geleceğim... Sen benimsin, mo chroi."




             






26 Ekim 2015 Pazartesi

Kitap alışverişi

03:46, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:






           Bu benim ilk kitap alış verişi yorumum. Daha önce bu konu hakkın da bir sürü yazı okudum, video seyrettim... Hoşuma gidiyor bu tür şeyler. Daha çok kitap öğreniyoruz, bilgi sahibi oluyoruz... O yüzden bende böyle bir şey yapmak istedim. Eylül ve Ekim ayı alışverişim'den oluşan bir liste bu. Bir kısmı takas, bir kısmı satın alındı, bir kısmı da hediye.

                    Kitapların neler olduğuna gelirsek;


                         


               Eylül ayın da Okuoku sitesinin 9.90 indiriminden aldığım kitaplarım. Her zaman ki cömertlikleri ile bir sürü ayraç koymuşlar. Ve tabii ki kahve... Bu sefer bir fark vardı Novella yayınlarının... Tam aslında emin değilim ne olduğundan, hala çözmedim ama sanırım telefon süsü olabilir... Yanına ondan da koymuşlar. Her ay farklı yayın evlerinden 9.9 indirimi oluyor. Bakmadıysanız bakmanızı öneririm.




     Ve bunlar da gene Eylül ayın da Belkıs kitap evinden yaptığım alışveriş. Bilmeyenler için gerçekten çok uygun fiyatlara satış yapan, ve artık kapı da ödemesi de olan bir kitap evi. Bana uzak kaldığı için genel de kargo ile istiyordum ama bir arkadaşımı görmek için gitmişken uğramadan olmaz dedim ve buraya girdim. Bilmeyenler için Pendik'de.



           



              Ekim ayın da yaptığım bir alışveriş. Daha doğrusu takas oldu bu. Kadıköy Akmar pasajın da girişin bir kaç dükkan ötesin de çok iyi bir kitap evi var. Götürdüğüm kitap sayısına göre kitaplar olsa da hepsi hasarsız. Pek fazla üzülmedim o yüzden.








                                                  



          9. Beyoğlu sahaflar festivalinden alınan kitaplarım. Yağmurlu bir gün de gittiğim için bir çok sahaf kapalı olsa da açık olanlar da da cidden çok güzel şeyler vardı. Aşırı uygundu. İlk defa bu yıl o festivale gittim ve seneye de kaçırmayacağım. Burnumun dibindeyken neden gitmedim şimdiye kadar üzüldüm :/ Resim de gördüğünüz ayraçların tanesi 2.50 ve hepsi el işi, emek olan şeyler. Daha bir sürü çizgi kahramanların ayraçları  vardı da maalesef alamadım :/ Merak edenler için bu ayraçları yapan sahafçı ablamızın kardeşiymiş. Kendisi Taksim de ki sahaf da bulunuyor. Yanlış hatırlamıyorsam alt kattaydı dükkanı ama baya eskiden gitmiştim o yüzden hatırlamıyorum tam olarak. Ama bana dediğine göre sipariş alıp yapıyormuş kardeşi. O sahafa yolum düşerse mutlaka bakıp sizi de bilgilendiririm.
    Ayşe Kulin'i özellikle çekme nedenim ise cildi. Bir harika değil mi? Yani bildiğim kadarıyla ciltsizdi ve ben ilk görünce çok şaşırdım. Çok hoş bir cildi var ve yazı puntosu büyüktü. Ayrıca çok uygun bir fiyataydı. Merak ettiğim bir kitaptı bulmuşken kaçırmayayım dedim.





                                                       

                                       

                     Bu kitapların benim için yeri ayrı çünkü çok değer verdiğim, özel birisinden hediye geldiler. Sanırım resim de görülmüyor ama baştan sona; Arzu Şövalyesi, Grey, Thanatos ve Tutkulu Notalar. Uzun zamandır istediğim kitaplardı, eğer okuyorsan sana tekrar, tekrar teşekkür ederim bunları verdiğin için. Ve çikolatalarım, ayraçlarım ve susamlı helvam için de *-*





           

 







 Ve son olarak da daha bugün elime geçen kargom. Meleklerin Kanı. Çok, çok fazla güzel ya. Basımı o kadar harika ki. Aman Allah'ım dedim yani. İç kapağı, dış kapağı, ayracı... Efsane ya cidden. Elimde ki kitap ( Sezgi ) biter bitmez buna başlayacağım. Zaten ikinci kitabı da çıkıyor. Fazla beklememe gerek yok yani. Ah dokunmadan duramıyorum şuan kitaba :D Aldım yasladım göğsüme resmen. Umarım içi de kapağı  kadar güzeldir. Ben eski basımını okumamıştım, bu basımı görünce de iyi ki okumamışım dedim yani.






Ejderin Aşkı - G.A Aıken

01:58, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:









                                     





                    İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınız.



                            Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.

                          Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?


      Despot ağabeyini öldürmenin peşinde ki kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.  




                                            Kitap adı: Ejderin Aşkı
                                            Kitap yazarı: G.A Aıken
                                            Yayın evi: Ephesus
                                            Çeviri: Alp Levi
                                            Sayfa sayısı: 391
                                            Liste fiyatı: 18Tl
                                            Kitaba puanım: 5



         


                   Hepinize merhaba arkadaşlar. Çok, çok uzun zamandır başlamak istediğim ama bir türlü başlayamadığım serinin ilk kitabını bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Aradan bir ay gibi bir süre geçmiş olsa da, sonun da yorumumu girebileceğim. Dediğim gibi, aşırı merak ediyordum, başlamak için çıldırıyordum ama hep önüne başka kitaplar geçtiği için alamamıştım. Merak ettiğime deydi mi? Deydi. Ama beklentimi aşırı yüksek tuttuğum için de tam da böyle istediğim gibi değil gibiydi. Daha doğrusu ilk hikayeye bayıldığımı söylemek istiyorum ama ikinci kısım beni pek tatmin etmedi sanırım. Kitabımız iki hikayeden oluşuyor. İlk hikayemiz de lakabı ' Kanlı Annwyl' olan cesur savaşçı kızımız ve acımasız ejderha Fearghus arasında geçiyor. 

                Annwyl, bilinen en büyük isyanın lideri. Acımasız ağabeyinin kellesinin peşinde ve bunun için haklı nedenleri var. Küçüklüklerinden beri birbirlerine karşı kin besleyen iki kardeş. Başka krallıklardan da gelen destekler ile Annwyl kızımız büyük bir ordunun komutanı. Ağabeyinin askerlerinden kaçarken, Fearghus'un ininin bulunduğu ormana giriyor. Askerler ile çatışıyor ve ölüm pençelerini ona açmışken ejderhamız kızı kurtarıyor. 
              Bu kısımlar çok fazla hoşuma gitti. İkisinin tatlı - sert atışmaları, konuşmaları, ejderhanın kıza olan nazikliği... Günden güne daha fazla bağlanması... Bu kısımlar benim favorilerim idi. 
          Annwyl'ın yenilmez cesareti, koca ejderhaya baş kaldırışı falan, benim gözüm de gözü kara, cesaretli kadınlar takımına girdi. Koskoca ordunun başı olmuş ee olsun o kadar değil mi? 
       Fearghus'un kardeşler takımı da çok iyiydi. Kocama bir ejderha ailesi düşünün... Şimdi de birbirinden yaramaz kardeşler düşünün... Sonuç fena değil mi? :D  Okurken emin olun çok eğleneceksiniz. Diğer kardeşlerin hikayesini de çok merak ediyorum, umarım en kısa zaman da alır hepsini okurum. 
            Ve kitabımızın ikinci kısmı; Fearghus'un anne ve babasını işliyor. Zaten ilk kısım da onları görmüştük ama açıkçası pek merak etmemiştim hikayelerini. Ha güzeldi ama... Hoşuma gitti. Rhiannon, beyaz bir ejderha. Beyaz ejderhalar çok nadir bulunan, güçlü ejderhalar. Geldiği soy da kraliyet soyu.          Bercelak ise Rhiannon'un tabiri ile aşağı tabaka ancak güçlü bir siyah ejderha. Bilmiyorum ya aslında güzeldi hikaye ama ben gereksiz buldum. Mesela Rhiannon'un annesiyle savaştığı sahne çok basitti. O çok hoşuma gitmedi. Ben orada daha iyi bir intikam beklerdim. - okurken ne demek istediğimi anlayacaksınız, kadından nefret ettim!-  
     Ama genel anlam da hoşuma giden bir kitap oldu. Karakterler çok iyi kurgulanmış, kurgusu çok iyi kurgulanmış, isimlere hayran kaldım... Kardeşler favorim. Yazarın dili biraz küfürlü, cinsel sahneler biraz fazla. Eğer rahatsız olmuyorsanız bence çerezlik dediğimiz tür de hemen okunabilecek bir kitap. 


     






                  Bol kitaplı günler dilerim hepinize! 
     






              " Erkeklerin kellesini alıp kanlarıyla yıkanıyorsun."
              " Yıkanmıyorum. Bir erkeğin kellesini alırsan kan akar, fışkırır. Ama ben sudan başka bir şeyle yıkanmam."
            " Öyle diyorsan."


             
Ejderhanın gülüşü çirkin bir ses değildi, ama bir ejderha ile sohbet ediyor olmak... Belki gerçekten deliriyordu. 
                " Ejderhaların aile toplantılarımı var?  Basit bir toplantımı, yoksa bakire kurbanlar falan gerekli mi... "        


24 Ekim 2015 Cumartesi

Öngörü serisi - Kaçınılmaz - Amy A Bartol + Alıntı

07:49, BY Rabia Yentür - Hiç yorum yok:




                                                             



                kitap tanıtım


          Evie Claremont üniversiteye başladığında, gördüğü kabusların biteceğini ummuştu. Ama bitmemişlerdi...

         En garip durumlar da bile mantıklı bir açıklama bulmaya çalışan Evie'nin hayatında, ikinci sınıf öğrencisi Reed Wellington'la tanıştıktan sonra akla mantığa sığmayacak şeyler olmaya başlamıştı. Reed'e karşı hissettiği anlamsız çekim de işleri iyice karıştırıyordu. Çünkü Reed, Evie'ye hayatta başına gelebilecek en korkunç şeymiş gibi davranıyordu. Yine de be zaman ihtiyacı olsa, hayatını kurtarmak için Reed oradaydı...
 
      Reed'in sakladığı sır neydi? Evie'nin şüpheleri doğru muydu? Peki, rüyalarında gördüğü o karanlık gelecek kaçınılmaz mıydı? 


   

   
                                     Kitap adı: Kaçınılmaz ( Öngörü serisi 1)                                   
                                     Kitap yazarı: Amy A. Bartol
                                   
                                     Çeviri: Merve Özcan                                   
                                      Yayın evi: Yabancı yayınları                                   
                                       Sayfa sayısı: 430                                   
                                       Liste fiyatı: 23 Tl                                   
                                     Kitaba puanım: 4,5
         

                    Kitap yorumum


          Hepinize merhaba; Dün bitirip yorum yapmaya sabırsızlandığım bir kitabı bekletmeden yazayım dedim. Bir şeyi fark ettim; Melek - şeytan konulu kitapları çok sevmeme rağmen kütüphanem de fazla yok. Neden bilmiyorum ama en yakın zaman da çözüm getirmek istedim ve hazır Okuoku'da 9.90 indirimi varken alayım dedim. ( Sanırım 2 ay önceydi bu indirim baya Yabancı'dan kitap almıştım.) Keşke biraz daha erken başlasaydım diye düşünüyorum şuan.

        Kitabın kapağından da anlayacağınız gibi seri Melek ya da şeytanlarla alakalı. Kapağı görür görmez hah kesin bu deyip, sepete atmıştım. Neden inceleme gereği duymadığım sormayın bende bilmiyorum :D Ama serinin kapakları cidden çok hoş. Kütüphane de duruşlarına bayılacaksınız bence.
     Evie, 17 yaşın da üniversite hayalleri kuran, Jimm dayısı ile yaşayan sıradan bir genç kız. Evinden bir kaç saat uzaklıkta ki, okuluna geliyor ve daha ilk gününden kendine bir düşman edinmiş gibi görünüyor. Nedenini kendisi de bilmiyor. Reed, kızımızın okuldan gitmesi için elinden geleni yaparken, nedenini bilememek aşırı sinir bozucuydu. Tabii bu kahramanımız olmayacağı anlamına gelmiyor, yazarımız kalp sağlığı açısından zararlı bir erkek karakter yaratmış <3 :D
   Klasik bir melek kitabı gibi görünen ama aslında çok değişik bir hayal gücü ile ortaya çıkmış kitabımız. ( Aslında bunu yazıp yazmamak konusun da düşündüm biraz. Ben Hush Hush serisi daha okumadım ve en umarım en yakın zaman da başlarım. Gördüğüm kadarıyla, yazar Hush Hush hayranıymış ve bu kitap da o seri ile biraz benzerlik taşıyormuş. Gerçekliğini bilemiyorum ve yorum da yapamıyorum bu konuda. O yüzden ben beğendim bu seriyi şuanlık. Ama o zaman da fikrimin değişeceğini pek sanmıyorum gene de o seriyi alıp okuduğum da bir yorum girerim ikisi ile alakalı.)

     Evie babasını hiç tanımamış, annesi doğumundan kısa bir süre sonra ölmüş ve o sıralar 20 yaşında olan Jimm dayısı tarafından büyütülmüş. Söylemem gerek ki Jimm dayıyı fazla sevdim. Gördüğü kabuslar yüzünden, evden kaçmak istediği için evinden uzakta bir okulu tercih ediyor. Ama kabusları burada da peşini bırakmadığı gibi daha gerçek kabuslar da peşine takılıyor.
  Burada öyle tanrının bebekleri ( çarpılmak istemiyorum ama terim bulamadım :/ ) sakin, sessiz melekler yok. Tam aksine aşırı seksi, en kötüsünün bile yenilesi olan melekler var. Reed'de bunlardan biri. İlk başlar da kızımıza kötü davransa da aralarında bir çekim var ve buna karşı koymak... İmkansız be :D Ben bile karşı koyamadım ki zaten Reed'e karşı koymak kimin haddine?? :D

     Ama işlerin kızıştığı noktalar var. Kızımızın bir ruh eşi var ve bu Reed değil. Meleklerin hepsi öyle cici bici yaratıklar değil.

   Beni rahatsız eden bir kaç nokta oldu kitap da ama. Mesela kızımız çabuk kabullendi be. Yani tamam şüpheleniyordu zaten ama ben biraz şaşırma belirtisi görmek isterdim. Ama bunu eksilere katmak istemiyorum ve kızımızın doğası gereği fazla şaşırmadığını düşünmek istiyorum. Evie ciddi anla da güçlü bir karakterdi. Korkusuzdu da bence. Sevdiği insanları korumak için kendini gözden çıkarmaya yatkın bir karakter çünkü.
   Diğer nokta da çeviri de olan hatalar...Basım hatası vardı bir de. Eksik kelimeler falan. İlk sayfalar da sıkıldım ama sonra sardı beni. Yarım puanı çeviriden kırdım.

      Ve kesinlikle şok olduğum fazla olay oldu. Yazar bazı yerler de bizi ters köşe yaptı diyebilirim. Ben şimdi ikinci kitaba doğru yöneliyorum. Kitapların ayraçları da fazla mükemmel bu arada *-* 



              Umarım 3. kitap için fazla bekleyemeyiz. Bol kitaplı günler diliyorum!


   


            Alıntılar


                                                 " Seni yok etmeyi istedim...
                                                  Seni kollarıma almayı ve sevmeyi istedim.
                                                  Seni paramparça etmeyi istedim.
                                                  Sana zarar verecek her şeyi ezmek istedim."


                                             " Ve bu elması sen buldun?" 
                                               " Öylece orada duruyordu?"
                               
                        " Öyle... Bana seni hatırlatıyor...  O da senin gibi gizli bir ateşle dolu.
"


                   " Ama kanatlarını seviyorum," dedi, onları tekrar okşarken sevimlice gülümsedi. 
            Yemin ederim, bunu yapmaya devam ederse kedi gibi mırlayacağım. Şimdi bunu düşünme, sadece odaklan!

              " Beni canlandıran bir ışık... Tutmayı arzuladığım bir el..."


            " Ya melezler?" diye fısıldadım. Ve o konuşurken gülümsedim. " Ah, özellikle melezler... Melezlere çok düşkünümdür."

24 Aralık 2015 Perşembe

[MGOE] Dilek Taygun - Gelinim - Yorum






             


             
                   



                    "Sevgi bir kere kalbe düştü mü, dilde de fazla saklı kalamazdı…"




     

                                                        
                                              Kitaba puanım: 5


 

           Kitap yorumum


            Hepinize merhaba! Bugün çok cici bir kitap ile karşınızdayım. Tur kapsamında ki ilk yorumum da kendisidir. Bu yüzden biraz özel. Sanırım bir daha unutmam. 
             
           Yoruma başlamadan ilk önce ya benim bir Ömer takıntım vardır. Yani adamların bir şey yapmasına gerek yok, isimlerinin Ömer olması yetiyor. :D İşte bu kitap da da bir Ömer var. Hem de ne Ömer... Neyse oraya değineceğiz ama ilk önce yorum. Puhhuw!


          Doğan çok küçük yaşta ailesini kaybettiği kazanın ardından, Funda'nın ailesinin isteği ile evlerine taşındı. Ailenin Doğan'ın üstüne düşmesiyle, sürekli onu kayırmasıyla oluşan kıskançlık ile Funda sürekli Doğan'a kötü davrandı. Ondan nefret ettiğini söyledi, istemediğini...  - Kıyamam Doğanıma -_- -  Funda asi, ele avuca sığmaz, sürekli başını belaya sokan bir kız. Genelde bu tür karakterleri sevsem de Fundayı pek sevemedim bu sefer. Liseden sonra okumayıp, bizim Türklerin tabiriyle boş gezenin boş kalfası kafasında takılıyor.  Doğan ise aklı başında, Üniversiteyi bitirip Avukat olmuş, yakışıklı, kendine güvenen bir adam. - Ah ah...-  Funda'nın kaza geçirmesinin ardından babasının da zorlamasıyla Doğan ile evlilik yoluna giriyorlar. Funda Doğan'dan nefret ediyor, Doğan Funda'nın aklını başına getirmeye çalışıyor... Düşünün ne kadar renkli bir evlilik olur. Gerisini merak ediyorsanız siz kitaba ben de yorumuma geçiyorum.  
            

        Funda... Ah Funda yani. O asiliği, başına buyrukluğun yüzünden milletin ödünü az kopartmadın. Neydi canım şu Doğan'ın senden çektiği. -_- Sevemedim hatun seni, şimdi kusuruma bakma. 
     Doğan ise ayrı bir dünyaydı ya. Ah be adam ne güzel sevdin sen öyle. Böyle içine sokarcasına, kalbini eritircesine sevdin yani. O sabrın, düşünceli tavırların, Funda üzüldüğün de senin de üzülmen... Ne diyebilirim ki sana favori erkek karakterlerimin başındasın şuan. Cidden. Hem yakışıklı, hem aşık Allah'ım bulup da bunadı diyorlar Funda buna!  
      Ben severim aslında karakterlerin çekiştiği kitapları. Bu kitap da bolcana mevcut.

                  Spoi!

    Ama keşke Funda'nın ailesi ile Funda'nın bir konuşma yaşamasını görseydik. Funda ailesiyle içli dışlı olan bir kız değil. Seviyor ama aralarında bir soğukluk var. Annesini genelde gördük de, babasıyla arasında ki o meseleyi keşke çözüme kavuştursalardı. Bir eksiklik oldu bu bakımdan ama bazen bazı yaralar iyileşmez derler ya. Sanırım öyle bir şey oldu buda.  

                 
Spoi bitti!



       
Behiye ile Enes vardı yan karakterlerde. Ay ben sevdim ikisini de. Behiyeyi bile sevdim de cıks yok Funda olmadı sevemedim be hatunum seni.
      Evet asıl olaya geliyorum ben. :D Benim olayıma. Ömer yan karakterimiz ama sanırım onun da kitabı çıkacakmış. Wattpad'de de hikayesi varmış zaten. Son aylar da Wattpad'e girme yasağım olduğu için artık kısmet kitap'a ya da babamın insafına denk gelirsem...
    Bir de bu Ömer'in yeşil gözleri var... İki katı vuruldu kalbim. Yeşil göz aşığıyım zaten ben. Adam güçlü, erkeksi, seksi, biraz alaycı... Açık sözlü.  Ayh ta benim tipim. :D Sanırım ben Dilek Taygun'a bu Ömer için biraz ısrar edeceğim. Hafiften başının etini yiyeceğim. *.*

   Evet uzun bir yorum oldu biraz. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Kitabı almak isterseniz, D&R ve İnternet sitelerinden ulaşabilirsiniz.

    Son olarak, kitabın kapağı çok hoş. Tam olarak anlatamıyorum ama özellikle kızı ellerken - şşhht yanlış anlaşılma olmasın *.* - elime gelen o his çok hoş. İç tasarımı da aynı şekilde güzel. Ama beni asıl kalbimden vuran, bölüm başlarında ki gelinlikli kız resmi. Çok güzel bir çizimdi.
    Yazara emekleri için sonsuz teşekkür ediyorum ve yayın evine de kapak - iç, dış tasarımından dolayı kocaman bir kalp gönderiyorum.

    Bol kitaplı günler dilerim!

         

23 Aralık 2015 Çarşamba

[MGOE] - Dilek Taygun - Gelinim - Ön Okuma






                
                       

                                         






                                                   Dilek  
Taygun - Gelinim / Etkinlik takvimi 



                                                                  1. Gün


                                                Ön Okuma: Rabi'nin Güncesi
                                                Yorum: 
YabanCicegi'nin Gizli Dünyası

                                                                2. Gün
     
                                         Yazar tanıtımı: 
Sibel ve Büşra'nın Kitap Serüvenleri
                                        Yorum: Rabi'nin Güncesi

                                                               3. Gün

                                        Alıntı: 
YabanCicegi' nin Gizli Dünyası
                                       Yorum: Son Sayfası " Hayat"

                                                            4. Gün
                                     

                                         Cast&Müzik: Son Sayfası " Hayat"
                                        Yorum: 
Sibel ve Büşra'nın Kitap Serüvenleri






                                                             ***


           
        Hepinize merhabaa! Bugün ilk defa bir etkinlik kitabı ile çıkıyorum karşınıza. Artık Maskeli Günlükler İle Okuma Etkinlikleri kızları ile beraberim. Umarım uzun bir süre sürer. Çok teşekkür ediyorum beni böyle güzel bir tura ve aralarına davet ettikleri için. Gerçekten çok mutlu oldum. ^^  Sayfa da çekiliş var, görmeyen varsa koşsun bence. Kim bilir, belki de şans sizden yanadır. :)

 
                                                 
Kitap tanıtım

                         Sevgi bir kere kalbe düştü mü, dilde de fazla saklı kalamazdı...


              
                                              



 
         " Kalbimi çaldın, devedikeni... Yıllardır senden kurtarmaya çalıştığım kalbim artık senin esirin."
                           
        
Adam ve kız için geçmiş fazlasıyla karanlık ve puslu, gelecek ise geçmişin hayaletlerinin üzerine kuruluydu. Şimdiyse, kalpleri sevgiyle günden güne işlenirken, ya bu karanlığı aydınlığa çevirecek ya da geçmişin hayaletlerine mağlup olacaklardı.
      Geçmişin tüm acılarının üzerine yapılan bir evlilik, genç çifte cennetten bir bahçe bahşedebilecek miydi? Yoksa cehennemin en kuytu mahzenlerinden birini mi sunacaktı? Geçmiş tüm gerçekliğiyle kalplerini bir örümcek ağı gibi sarmışken, ya boğulacak ya da kendilerini sevginin kollarına bırakıp nefes almaya devam edeceklerdi.

    Gerçek sevgi, tüm geçmişin izlerini silebilir miydi? Peki, küçük bir çocukken döküle göz yaşlarını, yaşanılan kimsesizliği unutturabilir miydi? 

                      

19 Aralık 2015 Cumartesi

Devrimin Kızı - Amy Angel - Yorum + Playist










                     Kitap tanıtım


                           
Ben Ivy Westfall.
                           Kurucunun kızı. 



               Nükleer bir savaş sonrası hayatta kalan az sayıdaki insandan biriyim. 16 yaşım da kendimi bir güç savaşının ortasında buldum. Annemin katilinin oğluyla evlenmeye zorlandım. Görevim o kadar da zor değildi. Devrime öncülük edebilmem için kocamı öldürüp ailemin yönetimi ele geçirmesini sağlamalıydım, o kadar...
         
           Ben Ivy Westfall. Artık sistemin kurbanı değilim. Görevim artık eskisinden daha zor. İnandığım şeyler uğruna, her şeyimi kaybetme pahasına savaşacağım...

               
   İsmim Ivy Westfall. Ben Devrimin Kızıyım.



          Kitap İsmi: Devrimin Kızı
         Yazarı: Amy Angel
         Yayın evi: Yabancı
         Çeviri: Aslı Tümerkan
         Sayfa sayısı: 264
         Kitaba puanım:  Kalpli bir beş *.*




               Kitap yorumum


               Uzun bir süreden sonra hepinize merhabaa! Evet, bu kitap için yorum yapmayı o kadar erteledim ki... Geçen ayın ortalarında bitti kitap. 2 gün süre içerisin de yalayıp yuttum ve bittiğine inanmak istemedim. Neden bitti ki zaten?
               Kitap ilk kitap da ki bıraktığımız noktadan başlıyor. Ivy hiç bilmediği dışarı da hayatta kalmak için mücadele etmeye hazırlanıyor ancak buna hazır değil! Ama hayatta kalmak için yeterli iç güdü ve cesarete sahip. Ve bu da bu karakteri sevmem için en büyük nedenlerden biri. Eskilerden bazı insanlar ile karşılaşıyor ve kendini dışarıda ki hayatta, bir anda bir sürü insanın yanında buluyor. Güzel dostlar kazanıyor.
 
            Kitap serisi iki kitapmış sadece. Emin değilim bu yüzden bilgisi olan varsa yazabilir mi lütfen? Ama eğer iki kitapsa  -ki öyledir diye düşünüyorum çünkü devamı çıkacak türde bir son yoktu.- İki kitap olmasın ve kitapların 300 sayfaya bile gelmemesine rağmen, o kadar doluydu ki kitaplar... Sonunda ne bir eksik, ne bir soru işareti... Mükemmel bir son tam olarak buydu.
 
          Herkes hak ettiği sonu aldı. Kitabın yarısına yakın bir yere kadar Bishop karakterini göremesek de - ölümdü o ölümm!! -_- Göremedim, okuyamadım sevdiceğimi :( :( -  gördüğümüz yerden itibaren öyle boldu ki, yazarcım affetirdi kendini. İlk kitabı okuyanlar bilir, Ivy'nin annesinin ölümünün nedenini. Bu kitap da bu konuya da yer verilmişti ve ciddi anlam da Ha? oldum.


      Spoi 


        İlk kitap yazımdan Ivy'nin ablasından ne kadar nefret ettiğimi biliyorsunuz. Bu kitap da herkes hak ettiği buldu dedim ya... İçimin yağları eridi o kadar diyeyim. Ve nefretim katlandı. -_-


 Spoi bu kadar



       
Eski aşklar gün yüzüne çıkarken, bir ara gözlerim doldu. Bishop'u okurken gözlerimden kalpler fışkırdı ve Ivy aslında hepimizin güçlü olabileceğini sadece hayat şartlarımızın daha iyi olduğunu anlattı bana. Eğer ölüm peşinizde ise, çok farklı olabiliyorsunuz. Bana göre çok güzel bir Distopya idi. Yani beğenmeyenler vardı Distopya kısmını ama benim hoşuma gitti.
       Bisho'un aşkı çok güzeldi. Sevdiği kadın için yapabilecekleri... Ya çok güzel işlemişti konuyu yazar ve karakterler de çok mükemmeldi. Sanki böyle okurken karşımda bir film sahnesi vardı ve ben okumak yerine film seyrediyordum. Çok açıktı kitap o bakımdan, çok hoşuma gitti. Zaten ben genelde böyle okunması kolay kitapları daha çok seviyorum. Ayrıca son olarak o ne güzel sondu be! Bishop'umuz istediği şeye yanında sevdiği kadın ile kavuştu. Her güzel şeyin bir sonu vardır ya... Keşke bunun sonu olmasaydı ama olması gerekiyordu. Umarım bir daha böyle güzel bir kitap ile karşılaşırım.

     Bu yazarın başka kitapları var mı bilmiyorum ama varsa bir an önce çevirin Yabancı. Ayrıca Yabancı Yayınlarına böyle güzel bir basımı bize sundukları için teşekkür ediyorum.

   

        Bol kitaplı günler dilerim!



     




         
                                          Alıntılar


              Bishop sadece birkaç aydır hayatımdaydı ama nasıl olduysa beraber geçirdiğimiz zamanın uzunluğuyla hiç ilgisi olmayan bir iz bırakmıştı.
     
                       ***


          Bishop'ı kaybetmenin acısının, onu tekrar bulmanın acısının yanında bir hiç gibi kalmasını anlayamıyordum.

               ***


        " Ama sevgi budur zaten, değil mi? Sırf biri seni hayal kırıklığına uğrattı diye onu sevmeyi bırakamazsın."

            ***

     " Gözlerin hala hüzünlü," dedi. " Ama ona baktığında bütün yüzün aydınlanıyor."

           ***

      Geve havası soğuktu, Bishop'un eli sıcaktı ve bütün vücudum alev aldı.


          ***


       "... Hepimiz bizim için önemli şeylerle ilgilenmek zorundayız." Bishop ellerimi sıktı. " Benim için bu sensin."
        " Biliyorum," diye fısıldadım.  " Benim için de öyle. "







               Playist




             Aslında bu kitap için bir liste hazırlamamıştım. Ama geçen günler de dinlediğim bir şarkı çok hoşuma gitti ve nedense dinlerken aklıma Devrimin Kızı'nın son sahnesi geldi. Sözlerin alakası olmayabilir ama müziği çok güzel. Bence yakıştı da bu sona.





                  

                Priscilla Ahn "Dream" (Lyrics)

                      

2 Aralık 2015 Çarşamba

Tutkulu Notalar - Olıvıa Cunnıng - Yorum













 




Kitap tanıtım


                   Sahnelerin en seksi metal grubunun baş gitaristi Brian Sinclair, yaratıcılık kıvılcımlarını kaybettiğinde, bastırılmış dehasını ortaya çıkarabilmek için grubunu tutku dolu gecelere sürükleyecekti.

Tutkulu notaları ortaya çıkaran kadın...

         Seksi psikolog Myrna Evans " Günahkar" ile birlikte tura çıktığında, gruptaki herkes onu baştan çıkarmaya çalışır ama Myrna'nın elde etmek istediği tek adam Brian'dır. 

İki aşığın çılgın ve dizginlenemez tutkuları, onları yepyeni bir boyuta taşırken kendilerini sınırsız arzu ve günahlarla dolu bir turnede bulacakları...

Ve artık siz de bu ritmin esiri olacaksınız!




Kitap adı: Tutkulu Notalar
Yazarı: Olıvıa Cunnıng
Yayın evi: Ephesus yayınları
Çeviri: Tuba Özkat
Kitaba puanım: 5/5



Kitap yorumum


              Hepinize merhaba! İlk önce eğer erotik kitapları sevmiyorsanız koşa koşa uzaklaşmanızı öneririm. Çünkü bu erotik bir kitap. Hem de en ateşlisinden!

              Mryna bir psikolog. Seks psikologu. Eheh evet. *.* Güzel bir işe benziyor. İnsan cinselliği ile ilgili bir profesör. Bir gün yolu Günahkar grubu ile karşılaşıyor ve içlerinden Brian'a bir etkileşim duyuyor. Tabii ki karşılıklı bir etkileşim... Daha sonra kitap da okuyacağınız bir takım olaylar eşliğin de güzel Mryna, Günahkar ile turneye çıkma kararı alıyor ve biz de onlarla birlikte ateşli ve seksi bir yolculuğa çıkıyoruz. 
     İlk başta da dediğim gibi eğer cinsellik ile alakalı kitaplar sevmiyorsanız okumayın. Ciddi anlamda cinsellik ön planda. Wuhhu! Hemde nasıl! Yazım tarzı ciddi anlamda akıcıydı. Uzun süredir okumayı bekliyordum bu seriyi kısmet bu zamanaymış. Elimde toplam 4 kitabı var ve diğerlerini okumak için ölüyorum! Özellikle metal grupları sevenler için güzel bir seçim olur. Bolcana müzik, bolcana tutku ve aşk var. Su gibi akıp gitti sayfalar ve ben elimde kitaba bakarken " Hadi be!" dedim yani. Olay olduğuna değen bir kitaptı. Karakterler çok cüretkar, tutku fazla alevli... Ne diyebilirim ki, bu yazarın daha çok kitabı çıksın, alıp okuyayım. Brian'a bayıldım! Aslında hepsine bayıldım! Ah tatlı Eric, seni okumak için sabırsızlanıyorum. Ayrıca serinin kapakları da çok hoş ya! Seveceğinizi düşünüyorum, bende ön yargıyla başlamıştım ama bu kesinlikle duyguyla hareket eden cinsellik içerikli kitaplardan. Boş bir şey değil yani. Bana göre en azından ki aksini iddia eden kimseyi de görmedim. 
Yeni bir kitap da görüşmek üzere, bol kitaplı günler dilerim hepinize!

***

" Çorap ve jartiyer?"
Brian ona bir bakış attı. " Evet. Onlar hoşuma gidiyor."
" Külot? Ya da giymekle hiç uğraşmayayım mı?"

( Ehem evet gösterip elletmemek oldu bu biraz sanki ama merak mı ediyorsunuz? Koşun kitaba. :D )







26 Kasım 2015 Perşembe

The Originals Yükseliş - Julie Plec - Yorum + Playist






         




Kitap Tanıtım



AİLE GÜÇTÜR

            Köken vampir ailesi bin sene evvel birbirlerine bir söz verdi. Her zaman ve sonsuza dek bir arada kalacaklardı. Ama verilen sözleri tutmak ölümsüzken bile kolay değildi.

***


             1722 yılında New Orleans'a ayak basan Köken Vampiler Klaus, Elijiah ve Rebekah Mikaelson tehlikeli geçmişlerini arkalarında bıraktıklarını zannederler. Ne var ki bölgelerini kimseyle paylaşmak istemeyen cadılar ve kurt adamlar bu kanunsuz şehirde cirit atmaktadır. Üstelik çok yakında gerçekleşmesi planlanan bir evlilikle birlikte aralarındaki ittifak sonsuza dek mühürlenecektir. Ama düşmanları birbirine düştüğünde kendilerini çok daha güvende hisseden Köken Vampirlerin şehri bu iki klana teslim etmeye hiç niyeti yoktur. Özellikle de müstakbel gelin Vivianne'e gönlünü kaptıran Klaus'un. Elijiah ailesi ile birlikte güvende olabilecekleri bir yuva aramakla, Rebekah da Fransız ordusunu kendi saflarına katmakla uğraşırken aşk sarhoşu Klaus hem kendisini hem de ailesini büyük bir tehlikeye atacak olayların içine sürüklenmektedir.



Kitap adı: The Originals
Yazarı: Julie Plec 
Yayın evi: Go Yayınları
Sayfa sayısı: 303



Kitap yorumum



          Gözlerimden fışkıran kalpler ile yazıyorum bu yazıyı. *.*  Fuar'a gider gitmez uçarak gittiğim ikinci yayın eviydi Go. İlki Tabii ki Yabancı.  Aslında Go beni biraz hayal kırıklığına uğrattı ama bu konuya fuar yazım da değineceğim. Onu da en kısa süre de ekleyeceğim.

         Arka kapak tanıtımı aslında her şeyi anlatsana da kısaca konudan bahsedeyim. Kökenlerimizin - Koll ve Finn hariç, onlar tabutta -_- - geçmişini okuyoruz bu kitap da. İlk New Orleans'a geldikleri zamanı ve ondan yıllar sonrasını. 9 yıldır kaldıkları şehir de artık kendilerinin de hakları olmaları gerektiğini savunuyorlar ki haklılar. Yani hadi ama bende dünyanın korktuğu Köken Vampir olsam söz hakkı isterdim. :D Üçlümüz bu konuya el atıyorlar ve olaylar başlıyor.




Şans eseri verilen posterden Klaus'un çıkması nasıl da bir şanstır böyle! Yirim yir *.*



             İlk önce kitaba böyle delicesine beklentilerle başlamayın. Yoksa benim gibi hayal kırıklığına uğrarsınız. Eğer kitaba düşük beklentiyle başlarsanız, eminim hayal kırıklığı olmadan okuyup, bitirip, bayılacaksınız!
         Bir kere şu var; Tarihi bir dönem de geçiyor ve tarihi dönem kitaplarının dili azcık daha ağır olur. Yani ağırdan kastım belli bir havası olurdu ama ben bu kitap da onu alamadım. Betimleme çok azdı. Ama sakin olun! Hey bu kitap da Kökenler var, asla en kötü duruma düşmez. Julie yazsa bile. -.- Ehem evet, fazla sevmem kendisini de...

          Klaus'un aşık olunca nasıl bir mükemmel olduğunu dizileri izleyen herkes bilir. Ve evet bu kitap da Klaus'un o aşık hallerini okuyoruz. Tutkulu, korumacı ve kendinden beklenmeyecek derecede centilmen. <3 Bunlar gözümden kalpler fışkırması için yeterli sebepler. :D  Kitap olaylı başlayıp, sakin devam edip, çıtayı fazla yükseltiyor sonlara doğru. Öyle ki, ikinci kitap çıksın diye çatlıyorum, çünkü bir devir kapanıyor bir devir açılıyor. Vivianne, Kurtlar ve Cadılar arasında anlaşma sağlayacak kişi. Tabii Klaus izin verirse! Okuyun görün bence Klaus gene ne işler açacak başlarına. Ayrıca Rebekah'ı bolcana okumak çok güzeldi ki ben Rebekah hayranıyım. Gene sevdim, gene bayıldımm... Elijiah, her zaman ki centilmenliğin de... Ya bir adam nasıl bu kadar yenilesi olabilir ki? Genler de var bunların arkadaş! :D


         Okuduğum yorumlar da fazla bu konuya giren olmamış ya da fark etmemişlerdir bilemiyorum ama ben dikkat ettim ve değineceğim. Vivianne bana birazcık Caroline'ı hatırlattı. Davranışları falan... Bilemiyorum Julie'nin amacı neydi acaba ama birazcık sinirlendim ben.Zaten büyük bir Klaroline hayranıyım ben. Neyse ben bu konuya girersem baya sayarım, susuyorum. Eğer bu ayrıntıyı fark eden varsa yazsın lütfen, sadece bana mı öyle geldi diye merak ediyorum.


           Her bölüm de farklı Kökenlerimizden bölümleri okuduğumuz kısmı da çok sevdim. Genel anlam da kitap bu şekilde devam etti. Fazlasıyla akıcıydı, bir oturuşta okunacaklar arasında olan bir kitap'dı. Ha benim gibi hastalığın pençesine tutul duysanız, bir kaç güne de yayılabilir bu süre.

        Şiddetle tavsiye ediyorum aslında. Eksikleri vardı ama ortada bir Köken ailesi var. Onlar için değer. :D Ve zaten dediğim gibi akıcı yani seversiniz. Ben belki diziyi izlediğim için böyle oldu. Dizi sanki daha ayrıntılıydı. Genelde tam tersi olur ya ondan belki biracık yadırgamışımdır. Yorumuma burada son veriyorum ve TO'nun biriktirdiğim bölümlerine dönmek istiyorum. Aslında sezon bitimine kadar bekleyecektim ama... Bilemiyorum belki beklerim. Toptan bir Klaus seyretmek çok hoş oluyor çünkü.


Bol kitaplı günler dilerim hepinize!



***


" Balo dansını sevdiğiniz kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi."
" Benim de gelmezdi."

*

" Aile bir nimettir," dedi dalgın dalgın, " ama nimet çok farklı şekiller de ortaya çıkabilir."

*

" Bir keresinde uzun bir süre hasta yattım. Uyanıp hayatın bensiz devam ettiğini gördüğüm de deli olmuştum."

*

" Seninle tanıştığımdan beri, yalnızca ölümsüzlük istemiyorum. Onu seninle paylaşmak istiyorum."

***

                                       Dark Waves - I Don't Wanna Be In Love

20 Kasım 2015 Cuma

Yakışıklı Bakıcı - Aleyna Daşkıran





                 

                                                                                                            

                                                                                     



Kitap Tanıtım


Masal dünyalarının kapılarını kapatabilir miyiz? Açık olunca prensler bu tarafa geçiyor.


                Hayatımın en güzel zamanlarını beş yaşındaki kardeşime - ki ben ona Küçük Şeytan diyorum- bakmakla sınanıyordum. Eva'nın bitmek bilmeyen istekleri, sonsuz kaprisi ve hiçbir şeyden memnun olmayan kişiliği ile boğuşurken aklıma gelen fikirle bir kere daha ne kadar harika olduğumu fark ettim. Neden bir bakıcı tutmuyordum ki?

               Bakıcı ilanı verip beklemeye başladığım o saatlerde gelen yaşlı ve huysuz teyzeler yüzünden umutlarım tükenmek üzereyken kapı çaldı. Gözleri bir metre ötesini görmeyen ya da kulakları duymayan yaşlı bir teyzeyi daha görmeyi yüreğim kaldırmayacaktı. Ama yanıldığımı çok geçmeden fark ettim!

                Şu an karşımda sakallı bir bakıcı duruyordu. Ah hayır hayır, gelen kişi kesinlikle sakallı bir teyze değildi. Derrek tüm karizmasıyla önümde dikilirken, hayatımdaki hiçbir şeyin eskisi gibi devam edemeyeceğini fark etmem uzun sürmedi! Ama yine de benden size ufak bir tavsiye, sakın erkek bir bakıcıyı işe almayın. Alıyorsanız da bir yıl boyunca onu işten kovamayacağınıza dair bir anlaşma imzalamayın! 


                                                            Kitap ismi: Yakışıklı Bakıcı
Yazar: Aleyna Daşkıran
Yayın evi: Mendirek
Sayfa sayısı: 269
Liste fiyatı: 18tl
Kitaba puanım: 5/3,5


                                                             Kitap yorumum                                   




                   Uzun bir zaman sonra hepinize merhaba. Tüyap kitap fuarı yazımı yavaştan yazarken, bu arada giremediğim yorumları da hemencecik gireyim. Yakışıklı Bakıcı gene bir Wattpad yazarının tatlı bir kitabı. Hem de imzalı. *-* Aleyna'ya kocaman sevgilerimi gönderiyorum burada. Kendisi de ve sohbeti çok tatlı. 
                Jade, 20 yaşlarında genç bir kız ve her genç kız gibi bir hayatı olsun istiyor. Ancak ailesinin dünya turuna çıkması ile küçük kardeşinin bakımı ona kalıyor. Eva ciddi anlam da aşırı yaramaz, inatçı, küçük bir cadı. Jade bir gün dayanamıyor ve bakıcı tutma kararı alıyor. Efendim, bir sürü yaşlı bakıcı geliyor, gidiyor ancak bir sonuç çıkmıyor. Sonunda pes edecekken, bir bakıcı daha geliyor ancak bu bakıcı çok yakışıklı bir adam.


           Evet, konumuz bu şekilde. Yorumuma gelecek olursak; Eğlenceliydi kitap. Yer yer güldüm, çok fazla kızdım... Böyle kesinlikle Reading Slump'dan çıkmanızı sağlar. Çerezlik, eğer o anlık kısa bir kitap arıyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Eğleneceksiniz. Ancak hikaye biraz hızlı ilerliyor. Yazarın dili güzel ama keşke birazcık daha duygu katılsaydı dedim ama böyle de kötü değildi. Zaten ilk kitabı yazarın. Normaldir küçük hatalar. Komedi dili olan bir kitap olduğu için pek sorun olamayacak. Doğrusu kitap da Derrek dışın da karakterleri pek sevemedim ben. Ehehe kesinlikle Derek'in yakışılılığı ile alakalı değil. :D Özellikle baş karakterimizin yani Jade'in yakın bir arkadaşı var ki... Anne. Belki siz sevebilirsiniz ama benim hoşuma gitmeyen karakterler arasında yer aldı kendisi. Jade'di de sevemedim. -_- Hayır, ben  de ne çok sevmemezlik yaptım be! Küçük Eva'yı hem sevdim hem sevmedim... Çocuk olmasından yırttı biraz aslında. Ama bu kitap sırf Derrek için okunur bakın. Genel anlam da güzel, eğlenceli, okunaklı bir kitaptı. Tavsiye eder miyim, evet. Derrek'e sulanmak yok baştan anlaşalım. :P

                                                           Bol kitaplı günler dilerim!





                                                            ***


         Kendini beğenmiş, bencil ve çocuk ruhlu da olsa filmlerde ki sakar kızın bile bir mutlu sonu oluyordu.


                                                                   ***




                                             

                                                               Kalsın şöyle. :)



5 Kasım 2015 Perşembe

Kurucunun kızı - Amy Angel - Alıntılar + Playist






                 


                                                              Kitap Tanıtım

               Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle, kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı.      
          ,
                Bu yıl benim sıram gelmişti.

        Benim adım Ivy Westfall ve görevim basitti: Başkanın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücü geri kazanmasını sağlamaktı.

     Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değildi. Hatta beni bu dünyada anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden kaçmama imkan yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim.

            Çünkü Bishop ölmeli. Ve onu öldüren kişi ben olmalıyım...



                         
                             Kitap adı: Kurucunun kızı                         
                             Kitap yazarı: Amy Angel                         
                            Yayın evi: Yabancı 

                         
                            Çeviri: Merve Özcan                         
                            Sayfa sayısı: 270                         
                            Liste fiyatı: 23Tl                       
                            Kitaba puanım: 5




             
                                Kitap yorumum


               Kurucunun kızı benim okuduğum ilk ciltli roman. Elimde bir sürü ciltli roman olmasına karşın, ilk defa elim birisine gitti ve okudum. Neden daha önce okumadım bilmiyorum ama artık elimdeki ciltlilere daha bir özen göstereceğim.

           Ivy 16 yaşında ki her genç kız gibi insan soyunun devamı için için evlenmek zorundadır. Her yıl yapılan evlilik töreninde bu yıl onunda ismi yazılmıştır. Diğer kızlardan farklı olarak onun evleneceği kişi önceden bilinmektedir. Kurucunun kızı, Başkanın oğlu ile evlenecektir. Aslında ablasının olan bu görev, Bishop'un istemesi üzerine Ivy'e geçmiştir. Merak etmeyin spoi değil zaten kitabın başlarında görüyoruz bunu. Ama bu evliliği altında asıl yatan gerçeği sadece üç kişi bilmektedir. Westfall ailesi. Ivy'nin görevi çocuklar doğurup, kocasını mutlu etmek değil, Bishop'un hayatını çalmaktır.

       Kitabı alırken birazcık tereddüt etmiştim. Beğenene çok fazlaydı ama beğenmeyen bir kısımda vardı ve o kısım da ciddi anlamda hiç beğenmemişti. Bu kitap genel de ya çok fazla beğenilmiş ya da hiç beğenilmemiş. Ortası olmayan bir kurgu. Uzun bir sürede kitaplığımda beklemişti. Kitabı okuduktan sonra ' Ya neden bekletmişim ben bunu bu kadar!' da dedim ' Ay iyi ki de bekletmişim be!' de dedim. Kitap zaten çok kısa. Bir oturuşta, kitaba kendinizi verirseniz bir kaç saate biter. Ama yazar öyle bir kurgulamış ki dolu doluydu ayrıca. Çok güzeldi ya uzun süredir bir kitaptan bu denli zevk almamıştım. Neyse ki ikinci kitabın çıkmasına bir kaç gün kala başlayıp bitirdim de, sinirden kafayı yemeyeceğim!
   
     O kadar harika bir kitaptı ki... Ya ciddi anlamda bayıldım! Ivy'i ayrı sevdim, çok güçlü bir karakter. Babası ve ablasının gölgesinde yaşamış olsa da o gücünü yazar hissettirmişti. Ivy ne kadar sevdiysem ablasını da aynı derecede sevmedim!

                  Dikkat burası spoi! 

           
        Ya bir insan nasıl bu kadar sinir bozucu olabiliyor? Ay kitabı okurken, kafayı yedim onun yüzünden! İyilik meleği görünümlü şeytan! O kadar diyorum size. Ben hemen çözdüm ama onu. Gerçi çözülmeyecek bir yapısı da yoktu ya neyse... Belliydi aslında her şey bizim kızın salaklığı biraz. Neyse kısaca o kız beni dellendirdi! 
                        Spoi bu kadar


            Ahh Bishop... Ya o kadar mükemmel ötesi bir karakterdi ki... Niye bana bir Bishop yok be dedim. Bad boy değil, nazik, düşünceli, tatlı... Ya öylesine bir harika yani.
        Yazarın dünyası çok başarılıydı. Savaş sonucu insanlığın büyük bir kısmı yok oluyor ve kalanlar kendilerine bir dünya kuruyor. Etrafı çitlerle çevirili bir dünya. İnsanlar yataklarında güvenli, karınları tok olduğu için merak etseler de çitin dışına hiç çıkmamışlar. Dışarıda bambaşka bir dünya var. Çitlerin gerisine dışarıdan hiç bir şey giremez. İçeriden isteyenler çıkabilir ancak kimse kalkışmamış şimdiye kadar. 
     İnsanların soyunun devam etmesi için kızların ve oğlanların erken yaşta evlenmesi gerek. Kızların çalışması istenmiyor ancak isteyenler olursa çalışabiliyor. Ivy sevme sebebim özellikle buydu. Kızların küçümsenmesini istemiyordu ve bunu dile getirebiliyordu. Birazcık yazarın dünyasını Türkiye'ye benzettim bilemiyorum. Okurken belki ne demek istediğimi sizde görürsünüz. 
    Ayrıca kapağı çok hoş kitabın. Ciltli kapakları arada elime alıp sevme gibi huyum vardır zaten :D Evet şimdi bunu unutuyoruz...    

       
   
                           
   



       





















İçi dışı çok, çok güzel... Alın okuyun bence kaçırmayın bu kitabı. Tüyap'a 2 gün kaldı. İlk gün sırf Devrimin Kızı için gideceğim. Ayrıca Tüyap sonrası alışverişi yazmak için sabırsızlanıyorum da... Umarım bol kitaplı bir Tüyap geçirirsiniz, gidebilenler olarak. Gidemeyenler de hiç üzülmesin umarım onlar da bu ortamı bir gün tadacak. 

Bol kitaplı günler dilerim! 




Alıntılar





Kaderin önceden çizilmişse, pamuklarla sarmalanmanın pek bir yararı olmazdı.


***


Bana kırk yılda bir bulunan Barbie bebeklerini hatırlatıyordu; Mükemmeliyet için plastikleşmişti.


***


" Çünkü herkesin güvenecek birine ihtiyacı vardır." Dedi Bishop. " Öbür türlü hayat çok yalnız olurdu. Ve bende sana güveniyorum."

***


" Evet," dedi, sesi alçaktı. " Bir şeyler hissediyorum." Yeşil gözleri alev alevdi. Bu şimdiye dek onda gördüğüm en şiddetli duyguydu ve yeterince derin nefes almakta zorlanıyordum, ciğerlerim gerilim yüzünden sıkışmıştı. " Sorun da bu Ivy, senin de onları hissetmeni istiyorum."


 ( Benim best alıntım dır kendisi *-* )



Playist


                                  When Marnie Was There | Fine On The Outside




***

                                            Hailee Steinfeld - Love Myself




***

                                      BIRDY + RHODES - Let It All Go [Official]


29 Ekim 2015 Perşembe

Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan




             Kitap Tanıtım

   
    
  Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek bir adamın hikayesi. 

      Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikayesi.
                              Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikayesi...



          Kitap adı: Başka Dilde Aşk
          Yazarı: Mia Sheridan
          Yayın evi: Yabancı
          Çeviri: Hanife Albayrak
          Sayfa sayısı: 388
          Liste Fiyatı: 25 TL
          Kitaba puanım: 5




                  Kitap yorumum



           
Daha önce hiç bu tür de bir kitap okumamıştım. Arka kapağı gördüğünüz gibi fazla bir şey belli etmiyor ama elimden geldiğince spoi vermeden kitabın konusundan bahsedip yorumuma geçeceğim.
          Bree, annesini kanserden kaybettikten sonra babası ile yeni bir hayat sürmeye çalışır. Ancak babasını da talihsiz bir olay sonucu kaybeder ve geçirdiği travmalara dayanamayarak bir yenilenme amacıyla küçükken ailesiyle gittiği kasabaya gelir. Burada kendine göl kenarında bir ev kiralar ve daha sonra gizemli bir yabancı ile karşılaşır. Saçı sakalı karışmış, konuşmayan ancak bunların ötesin de yakışıklı bir yabancı. İlk anda bir çekim oluşur ona karşı.
      Archer, 7 yaşın da geçirdiği kötü bir olay sonucu konuşma yetisini kaybeder. Kasabanın sessiz adamı... İnsanlarla pek işi yok ve kasabanın dışında ki evin de kendince dış dünyadan soyutlanmış bir şekilde mutlu mesut yaşıyor.
         Çok etkilendim kitaptan. İlk defa bir kitap da konuşma yetisi olmayan bir adamın hikayesini okuyorum. Kitap arada Archer'ın ağzından anlatılsa da genelde Bree'nin ağzından okuyoruz ve sadece onun anlatımıyla bile Archer'ın neler hissettiğini yazar aktarabilmişti bence. Arada sırada gözlerimin dolduğu, bazen güldüğüm etkileyici bir kitaptı. Aşkın sadece dokunuşlarla ve gözlerle de yaşanabildiğini gösteriyordu bize. Bu kitaptan sonra ayrıca işaret dilini de öğrenmek istediğime karar verdim. Sesimiz olduğu için kolay gelse de bu dünya da sadece bizlerin yaşamadığını hatırlamamız gerekiyor.

     Acı çeken bir kadının ve sessiz bir adamın aşk ve sevgi dolu hikayesini okumak isterseniz, Başka Dilde Aşk'ı öneririm.

      Bol kitaplı günler dilerim!



               ***


       
               Ağzımı açtım ve çığlık attım. Çığlık attım ama oda sessiz kaldı.


             " Ne düşünüyorsun?"
             " Seni. Her gün tam burada, seninle olduğum için şansıma nasıl şükrettiği mi düşünüyorum."

              Başkasını sevmek her zaman kendini acıya karşı savunmasız bırakmaktır.        

            " Ama mantığımın arkasındayım. Aşkın bir konsept olduğunu ve her insan için özetleyecek bir kelime olduğunu düşünüyorum. Benim sevgi sözcüğüm ise Bree."         





Satılık - İlknur Birdal





                   


Kitap tanıtım                                  



Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.

Devran ve Hüzün.


Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısın da yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?




         Hüzün'ün korumak istediği kalbi, Devran'ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaba katmamıştı.
           Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.
       

           " Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin."

          " Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni seviyorum Devran... Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiği fısılda..."



              
Kitap adı: Satılık
              Yazarı: İlknur Birdal
              Yayın evi: Postiga
              Sayfa sayısı: 469
              Liste fiyatı: 24Tl
              Kitaba puanım: 5





                                      Kitap yorumum



             
Hepinize merhaba arkadaşlar! Kısa bir süre önce çıktığım Reading Slump'un acısını bu ay feci halde çıkardım. 8,5 kitap. :D Evet buçuk ne derseniz, yarım bıraktığım bir tane. Pek hoşuma gitmeyen, sıkan bir kitap oldu beni. Ama ay daha bitmedi değil mi? Şuan elim de bir kitap daha var ve onu da gün içerisin de bitirmeyi planlıyorum. Az gelebilir, normal zaman da bende az derdim ama aylarca elimde o kadar kitap süründürdükten sonra, kitap okumayı bıraktıktan sonra benim için çok fazla iyi oldu bu rakam. Bunlardan biri de Satılık.

         Zamanın da Wattpad adlı sitede okumuş ancak kitap olacağı için yarım kalan bir hikayeydi. Biraz geç de olsa kitap hali alınıp, okundu ve aşık olundu.
        Hüzün'ün hayatı alkolik ve kumarbaz babasının onu hayat kadınlarını çalıştıran bir bara satmasıyla tepe taklak oluyor. Daha fazla tepe taklak oluyor diyelim, çünkü zaten babasıyla hayatı yeterince berbattı. Bütün o pisliğin içerisin de Hüzün'ün hayatına bir melek gibi düşen Aysel ile tanışıyor.
      Devran, daha önce hiç ayak basmadığı bara girdiği zaman dikkatini ilk çeken şey Hüzün. İçki her kötülüğün anasıdır derler ya hani... İçkili bir halde Hüzün'ü kendine istiyor ve barın üstünde ki odalardan birin de sahip oluyor.

         Kitabımızın konusu en kısasından böyle. Daha fazlası spoiye girer o yüzden yorumumu yazayım ben. Bu kitap 2 gün içerisin de bitti. Okurken bir çok farklı duyguyu aynı anda yaşadım. Üzüldüm, nefret ettim, ağladım, takdir ettim, güldüm ve aşık oldum. Pişmanlıkları tattım ve karakterlerle birlikte umut ettim. Bir ara baya küfür ettim. Aslında bir kurgu gibi görünebilir ama bu kitabın içerisindekileri dışarı da yaşayanlar var ve bu farkın dalık beni sarstı. Sadece kitapla bile bu kadar duygusallaştıysam, diğer türlüsünü düşünemiyorum. O yüzden kitap bu açıdan çok hoşuma gitti. Genelde bende kitap okurken, hayal gücünün yarattığı şeyleri okumayı isterim, severim ama arada böyle gerçekçi kitaplar da ihtiyacımız var. Ve dışarıda ki o kızlardan bir çoğu Hüzün gibi şanslı değil bu bir gerçek.
      Baş karakterler gibi ayrıca yan karakterler de çok iyi yazılmıştı. Aysel ve Umut... Emir ve Asi... Hikayelerini okumak çok heyecanlıydı. Kitabı çıkacak olan ve bu kitap da çok kısa aralıklar da gördüğüm Poyraz var birde... Sadece bir kaç sayfa da böyle sevdiysem adamı sanırım kitabı çıktığın da aşık olabilirim.
    Yazarın ayrıca karakterlerini inançlı bir şekilde yansıtması çok fazla güzeldi ya. Evet din olarak farklı görüşler de insanlar olabiliriz ama ben İslam inancında biri olarak, ufaktan da olsa yazarın kitaba yansıtması hoşuma gitti.
   Ayrıca yazarın dili çok hoş. Son zamanlar da çıkan ve kesinlikle çok fazla kötü olan kitapların aksine Satılık'ın dili çok sade ve güzeldi. Ayrıca sonlara doğru feci ters köşelere yattık diyeyim :D Aa! Hadi ya... Falan oldum bir aralar ben :D
   Ayrıca kitabı bitirdikten sonra bir süre öyle kaldım. Ve içimden çok içten bir şekil de dua ettim. Umarım kimse böyle ağır yüklerin altında kalmaz. Ya alın okuyun bu kitabı cidden çok iyiydi.

    Güzeldi, hoştu... Eğer daha önce Wattpad kitabı okumadıysanız, bu kitapla başlayabilirsiniz. Kapağı çok hoşuma gitti benim. Yazarın ikinci kitabı Karanlığın Külleri'ni de alıp okumak için sabırsızlanıyorum.

     Bol kitaplı günler dilerim!






                                ***



               Hüzünle bulutlanmış ela gözleri düşündü. Adı yaşadığı hayatla dalga geçmek için konulmuş gibiydi adeta.







28 Ekim 2015 Çarşamba

Sezgi - Amy A. Bartol - Yorum










                                                   




                          Kitap tanıtım



         Sürgünlerin dünyasında kabuslar gerçek oluyor, karanlık gelecek daha da kaçınılmaz hale geliyor...

        Evie onu görmemek için gözlerini açmadı ama onun kokusu yine de burnuna doluyordu. Soluduğu havayı yoğunlaştırıyor, Evie'yi kokusuyla... Aromasıyla boğuyordu. Titredi. Direnmeliydi. Eğer yeterince güçlü olmazsa, hastalığı şimdi bile ona bulaşmış olan bu avcıyla aynı kadere sürgün edilecekti. Ama artık Evie, ona açtı ve o bunu biliyordu; Kendisini kemiren acıyı sonlandırma ihtiyacına güveniyordu. Teslimiyetinin nasıl da tadını çıkarırdı.

    Evie şimdilik hayattaydı ama aksi için yalvarması ne kadar sürecekti?


               Kitap adı: Sezgi ( Öngörü serisi 2)
               Kitap yazarı: Amy A. Bartol
               Yayın evi: Yabancı
               Çeviri: Merve Özcan
               Sayfa sayısı: 513
               Liste fiyatı: 27Tl




     



            Kitap yorumum




           
 Öngörü serisinin 2. kitabı olan Sezgi ile karşınızdayım. Kesinlikle ilk kitaptan daha güzel, daha akıcı ve macera doluydu. İlk kitap da sıkılabilirsiniz biraz ama size tavsiyem dayanın ve ikinci kitaba başlayın.
           Yoruma başlamadan önce bir şeyi söylemek istiyorum; Ben kendime aşırı güldüm ama :D Ya ilk kitapta ki Zephry karakterini ben kız biliyordum ve erkek olduğunu öğrendim. Hem de Sezgi'yi okumadan önce biraz karıştırayım demiştim bir sahne vardı orada bir kaç kere okumak zorunda kaldım ama bu ikisi de kızdı nasıl ya falan oldum :D Spoiye girmiyor değil mi? Yani isim vermedim ama...  Erkek olduğunu öğrendiğim de baya zorluk çektim alışana kadar. Hala bazen gözüme kız gibi gelir :D :D

       Neyse, siz umarım aynısını yaşamazsınız der ve yorumuma geçerim. İlk kitap heyecanlı bir sonda bitmişti. Alfred'in kızımızın ruhu için saldırmıştı ve sonucun da Russell feci halde yaralanmıştı. Ancak Evie güçleri sayesinde Russell'ın hayatını kurtardı - ben Russel'ı aşırı seven biri olarak, ağlamıştım mutluluktan- hatta hayatını kurtarmakla kalmadı onu da kendisi gibi bir meleğe serafime dönüştürdü. Kitabın ilk sayfaların da yani yaklaşık bir 134 sayfasında Evie'nin ağzından okuyoruz. Onun acılarını, korkularını görüyoruz. Biraz olaylı geçseler de genelde sakin sayfalardı. Daha sonra ki kısımda ise Russell'ın ağzından okuyoruz olayları. Şaşırdım ama sevindim de. Umarım Reed'in ağzından da okuyabiliriz diğer kitap da.  200 küsürlü sayfalara kadar böyle devam ediyor. Daha sonra Evie'nin ağzından okumaya başlıyoruz ve oradan sonrası cidden aşırı derece de heyecanlı.

    Beni koca kitap da rahatsız eden tek nokta aşk üçgeninin dörtgene çıkmasıydı. Tamam Evie başrol, mükemmel falan da bu kadar yükseltilmeseydi ya. Okurken demek istediğimi anlarsınız. Kitabın başların da sadece melekler olmadığını öğreniyoruz. Direk başların da olduğu için spoi kısmına girmiyor. Başka yaratıklar da var ve bu kısımlar da o yaratıklardan bazılarını görüyoruz.

         Burası spoiler içerir dikkat!



    Brennus; Ahh ben aşık oldum bu karaktere. Kötü adamlar listesin de ama ya yok böyle bir adam resmen öldüm, bittim, eridim be ben o adama. Yazarın dünyası zaten böyle mükemmel karakterlerle çevirili. Aşırı yakışıklı, güzel... Ve Brennus sadece yakışıklı değil adam konuşmalarıyla efsane yaaa!! <3

   Sulanmayın döverim -.- Bir  mo chroi ( kalbim) deyişi var, beni eritti burada. Ve Finn. En az Brennus kadar karizmatik ancak bir Brennus değil. Olsun onu da seversiniz ki bence seveceksiniz *.*


        Spoiler bu kadar


     
Çok heyecanlı bir şekil de devam etti ve heyecanlı bir sonla bitti. 3. kitap için sabırsızlanıyorum umarım en kısa zaman da çıkar. Ve son olarak melekleri ilk kitaptan daha kapsamlı şekil de görüyoruz ve tek kelimeyle mükemmeller. Yani İlk kitap da okuyanlar bilir ne kadar mükemmellerdi, bu kitap da ayrılar. Seveceğinizi düşünüyorum ve kesinlikle bu seriye şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.

    Bol kitaplı günler dilerim!



         
Alıntılar



           
" Asla seni sevdiğimden şüphe etme. Benim hakkım da her şeyden kuşkulanabilirsin ama bu dünya da ya da sonrakinde, seni her şeyden daha çok sevdiğimden şüphe duyma."


         " Benim meleğim. Oda sensin, eğer hırlamam yeterince açık olmadıysa diye söylüyorum."

       
       O kadar Brennus'dan bahsettikten sonra alıntısı olmadan olmaz değil mi? *-*

             " Senin için geleceğim... Sen benimsin, mo chroi."




             






26 Ekim 2015 Pazartesi

Kitap alışverişi







           Bu benim ilk kitap alış verişi yorumum. Daha önce bu konu hakkın da bir sürü yazı okudum, video seyrettim... Hoşuma gidiyor bu tür şeyler. Daha çok kitap öğreniyoruz, bilgi sahibi oluyoruz... O yüzden bende böyle bir şey yapmak istedim. Eylül ve Ekim ayı alışverişim'den oluşan bir liste bu. Bir kısmı takas, bir kısmı satın alındı, bir kısmı da hediye.

                    Kitapların neler olduğuna gelirsek;


                         


               Eylül ayın da Okuoku sitesinin 9.90 indiriminden aldığım kitaplarım. Her zaman ki cömertlikleri ile bir sürü ayraç koymuşlar. Ve tabii ki kahve... Bu sefer bir fark vardı Novella yayınlarının... Tam aslında emin değilim ne olduğundan, hala çözmedim ama sanırım telefon süsü olabilir... Yanına ondan da koymuşlar. Her ay farklı yayın evlerinden 9.9 indirimi oluyor. Bakmadıysanız bakmanızı öneririm.




     Ve bunlar da gene Eylül ayın da Belkıs kitap evinden yaptığım alışveriş. Bilmeyenler için gerçekten çok uygun fiyatlara satış yapan, ve artık kapı da ödemesi de olan bir kitap evi. Bana uzak kaldığı için genel de kargo ile istiyordum ama bir arkadaşımı görmek için gitmişken uğramadan olmaz dedim ve buraya girdim. Bilmeyenler için Pendik'de.



           



              Ekim ayın da yaptığım bir alışveriş. Daha doğrusu takas oldu bu. Kadıköy Akmar pasajın da girişin bir kaç dükkan ötesin de çok iyi bir kitap evi var. Götürdüğüm kitap sayısına göre kitaplar olsa da hepsi hasarsız. Pek fazla üzülmedim o yüzden.








                                                  



          9. Beyoğlu sahaflar festivalinden alınan kitaplarım. Yağmurlu bir gün de gittiğim için bir çok sahaf kapalı olsa da açık olanlar da da cidden çok güzel şeyler vardı. Aşırı uygundu. İlk defa bu yıl o festivale gittim ve seneye de kaçırmayacağım. Burnumun dibindeyken neden gitmedim şimdiye kadar üzüldüm :/ Resim de gördüğünüz ayraçların tanesi 2.50 ve hepsi el işi, emek olan şeyler. Daha bir sürü çizgi kahramanların ayraçları  vardı da maalesef alamadım :/ Merak edenler için bu ayraçları yapan sahafçı ablamızın kardeşiymiş. Kendisi Taksim de ki sahaf da bulunuyor. Yanlış hatırlamıyorsam alt kattaydı dükkanı ama baya eskiden gitmiştim o yüzden hatırlamıyorum tam olarak. Ama bana dediğine göre sipariş alıp yapıyormuş kardeşi. O sahafa yolum düşerse mutlaka bakıp sizi de bilgilendiririm.
    Ayşe Kulin'i özellikle çekme nedenim ise cildi. Bir harika değil mi? Yani bildiğim kadarıyla ciltsizdi ve ben ilk görünce çok şaşırdım. Çok hoş bir cildi var ve yazı puntosu büyüktü. Ayrıca çok uygun bir fiyataydı. Merak ettiğim bir kitaptı bulmuşken kaçırmayayım dedim.





                                                       

                                       

                     Bu kitapların benim için yeri ayrı çünkü çok değer verdiğim, özel birisinden hediye geldiler. Sanırım resim de görülmüyor ama baştan sona; Arzu Şövalyesi, Grey, Thanatos ve Tutkulu Notalar. Uzun zamandır istediğim kitaplardı, eğer okuyorsan sana tekrar, tekrar teşekkür ederim bunları verdiğin için. Ve çikolatalarım, ayraçlarım ve susamlı helvam için de *-*





           

 







 Ve son olarak da daha bugün elime geçen kargom. Meleklerin Kanı. Çok, çok fazla güzel ya. Basımı o kadar harika ki. Aman Allah'ım dedim yani. İç kapağı, dış kapağı, ayracı... Efsane ya cidden. Elimde ki kitap ( Sezgi ) biter bitmez buna başlayacağım. Zaten ikinci kitabı da çıkıyor. Fazla beklememe gerek yok yani. Ah dokunmadan duramıyorum şuan kitaba :D Aldım yasladım göğsüme resmen. Umarım içi de kapağı  kadar güzeldir. Ben eski basımını okumamıştım, bu basımı görünce de iyi ki okumamışım dedim yani.






Ejderin Aşkı - G.A Aıken










                                     





                    İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınız.



                            Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.

                          Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?


      Despot ağabeyini öldürmenin peşinde ki kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.  




                                            Kitap adı: Ejderin Aşkı
                                            Kitap yazarı: G.A Aıken
                                            Yayın evi: Ephesus
                                            Çeviri: Alp Levi
                                            Sayfa sayısı: 391
                                            Liste fiyatı: 18Tl
                                            Kitaba puanım: 5



         


                   Hepinize merhaba arkadaşlar. Çok, çok uzun zamandır başlamak istediğim ama bir türlü başlayamadığım serinin ilk kitabını bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Aradan bir ay gibi bir süre geçmiş olsa da, sonun da yorumumu girebileceğim. Dediğim gibi, aşırı merak ediyordum, başlamak için çıldırıyordum ama hep önüne başka kitaplar geçtiği için alamamıştım. Merak ettiğime deydi mi? Deydi. Ama beklentimi aşırı yüksek tuttuğum için de tam da böyle istediğim gibi değil gibiydi. Daha doğrusu ilk hikayeye bayıldığımı söylemek istiyorum ama ikinci kısım beni pek tatmin etmedi sanırım. Kitabımız iki hikayeden oluşuyor. İlk hikayemiz de lakabı ' Kanlı Annwyl' olan cesur savaşçı kızımız ve acımasız ejderha Fearghus arasında geçiyor. 

                Annwyl, bilinen en büyük isyanın lideri. Acımasız ağabeyinin kellesinin peşinde ve bunun için haklı nedenleri var. Küçüklüklerinden beri birbirlerine karşı kin besleyen iki kardeş. Başka krallıklardan da gelen destekler ile Annwyl kızımız büyük bir ordunun komutanı. Ağabeyinin askerlerinden kaçarken, Fearghus'un ininin bulunduğu ormana giriyor. Askerler ile çatışıyor ve ölüm pençelerini ona açmışken ejderhamız kızı kurtarıyor. 
              Bu kısımlar çok fazla hoşuma gitti. İkisinin tatlı - sert atışmaları, konuşmaları, ejderhanın kıza olan nazikliği... Günden güne daha fazla bağlanması... Bu kısımlar benim favorilerim idi. 
          Annwyl'ın yenilmez cesareti, koca ejderhaya baş kaldırışı falan, benim gözüm de gözü kara, cesaretli kadınlar takımına girdi. Koskoca ordunun başı olmuş ee olsun o kadar değil mi? 
       Fearghus'un kardeşler takımı da çok iyiydi. Kocama bir ejderha ailesi düşünün... Şimdi de birbirinden yaramaz kardeşler düşünün... Sonuç fena değil mi? :D  Okurken emin olun çok eğleneceksiniz. Diğer kardeşlerin hikayesini de çok merak ediyorum, umarım en kısa zaman da alır hepsini okurum. 
            Ve kitabımızın ikinci kısmı; Fearghus'un anne ve babasını işliyor. Zaten ilk kısım da onları görmüştük ama açıkçası pek merak etmemiştim hikayelerini. Ha güzeldi ama... Hoşuma gitti. Rhiannon, beyaz bir ejderha. Beyaz ejderhalar çok nadir bulunan, güçlü ejderhalar. Geldiği soy da kraliyet soyu.          Bercelak ise Rhiannon'un tabiri ile aşağı tabaka ancak güçlü bir siyah ejderha. Bilmiyorum ya aslında güzeldi hikaye ama ben gereksiz buldum. Mesela Rhiannon'un annesiyle savaştığı sahne çok basitti. O çok hoşuma gitmedi. Ben orada daha iyi bir intikam beklerdim. - okurken ne demek istediğimi anlayacaksınız, kadından nefret ettim!-  
     Ama genel anlam da hoşuma giden bir kitap oldu. Karakterler çok iyi kurgulanmış, kurgusu çok iyi kurgulanmış, isimlere hayran kaldım... Kardeşler favorim. Yazarın dili biraz küfürlü, cinsel sahneler biraz fazla. Eğer rahatsız olmuyorsanız bence çerezlik dediğimiz tür de hemen okunabilecek bir kitap. 


     






                  Bol kitaplı günler dilerim hepinize! 
     






              " Erkeklerin kellesini alıp kanlarıyla yıkanıyorsun."
              " Yıkanmıyorum. Bir erkeğin kellesini alırsan kan akar, fışkırır. Ama ben sudan başka bir şeyle yıkanmam."
            " Öyle diyorsan."


             
Ejderhanın gülüşü çirkin bir ses değildi, ama bir ejderha ile sohbet ediyor olmak... Belki gerçekten deliriyordu. 
                " Ejderhaların aile toplantılarımı var?  Basit bir toplantımı, yoksa bakire kurbanlar falan gerekli mi... "        


24 Ekim 2015 Cumartesi

Öngörü serisi - Kaçınılmaz - Amy A Bartol + Alıntı





                                                             



                kitap tanıtım


          Evie Claremont üniversiteye başladığında, gördüğü kabusların biteceğini ummuştu. Ama bitmemişlerdi...

         En garip durumlar da bile mantıklı bir açıklama bulmaya çalışan Evie'nin hayatında, ikinci sınıf öğrencisi Reed Wellington'la tanıştıktan sonra akla mantığa sığmayacak şeyler olmaya başlamıştı. Reed'e karşı hissettiği anlamsız çekim de işleri iyice karıştırıyordu. Çünkü Reed, Evie'ye hayatta başına gelebilecek en korkunç şeymiş gibi davranıyordu. Yine de be zaman ihtiyacı olsa, hayatını kurtarmak için Reed oradaydı...
 
      Reed'in sakladığı sır neydi? Evie'nin şüpheleri doğru muydu? Peki, rüyalarında gördüğü o karanlık gelecek kaçınılmaz mıydı? 


   

   
                                     Kitap adı: Kaçınılmaz ( Öngörü serisi 1)                                   
                                     Kitap yazarı: Amy A. Bartol
                                   
                                     Çeviri: Merve Özcan                                   
                                      Yayın evi: Yabancı yayınları                                   
                                       Sayfa sayısı: 430                                   
                                       Liste fiyatı: 23 Tl                                   
                                     Kitaba puanım: 4,5
         

                    Kitap yorumum


          Hepinize merhaba; Dün bitirip yorum yapmaya sabırsızlandığım bir kitabı bekletmeden yazayım dedim. Bir şeyi fark ettim; Melek - şeytan konulu kitapları çok sevmeme rağmen kütüphanem de fazla yok. Neden bilmiyorum ama en yakın zaman da çözüm getirmek istedim ve hazır Okuoku'da 9.90 indirimi varken alayım dedim. ( Sanırım 2 ay önceydi bu indirim baya Yabancı'dan kitap almıştım.) Keşke biraz daha erken başlasaydım diye düşünüyorum şuan.

        Kitabın kapağından da anlayacağınız gibi seri Melek ya da şeytanlarla alakalı. Kapağı görür görmez hah kesin bu deyip, sepete atmıştım. Neden inceleme gereği duymadığım sormayın bende bilmiyorum :D Ama serinin kapakları cidden çok hoş. Kütüphane de duruşlarına bayılacaksınız bence.
     Evie, 17 yaşın da üniversite hayalleri kuran, Jimm dayısı ile yaşayan sıradan bir genç kız. Evinden bir kaç saat uzaklıkta ki, okuluna geliyor ve daha ilk gününden kendine bir düşman edinmiş gibi görünüyor. Nedenini kendisi de bilmiyor. Reed, kızımızın okuldan gitmesi için elinden geleni yaparken, nedenini bilememek aşırı sinir bozucuydu. Tabii bu kahramanımız olmayacağı anlamına gelmiyor, yazarımız kalp sağlığı açısından zararlı bir erkek karakter yaratmış <3 :D
   Klasik bir melek kitabı gibi görünen ama aslında çok değişik bir hayal gücü ile ortaya çıkmış kitabımız. ( Aslında bunu yazıp yazmamak konusun da düşündüm biraz. Ben Hush Hush serisi daha okumadım ve en umarım en yakın zaman da başlarım. Gördüğüm kadarıyla, yazar Hush Hush hayranıymış ve bu kitap da o seri ile biraz benzerlik taşıyormuş. Gerçekliğini bilemiyorum ve yorum da yapamıyorum bu konuda. O yüzden ben beğendim bu seriyi şuanlık. Ama o zaman da fikrimin değişeceğini pek sanmıyorum gene de o seriyi alıp okuduğum da bir yorum girerim ikisi ile alakalı.)

     Evie babasını hiç tanımamış, annesi doğumundan kısa bir süre sonra ölmüş ve o sıralar 20 yaşında olan Jimm dayısı tarafından büyütülmüş. Söylemem gerek ki Jimm dayıyı fazla sevdim. Gördüğü kabuslar yüzünden, evden kaçmak istediği için evinden uzakta bir okulu tercih ediyor. Ama kabusları burada da peşini bırakmadığı gibi daha gerçek kabuslar da peşine takılıyor.
  Burada öyle tanrının bebekleri ( çarpılmak istemiyorum ama terim bulamadım :/ ) sakin, sessiz melekler yok. Tam aksine aşırı seksi, en kötüsünün bile yenilesi olan melekler var. Reed'de bunlardan biri. İlk başlar da kızımıza kötü davransa da aralarında bir çekim var ve buna karşı koymak... İmkansız be :D Ben bile karşı koyamadım ki zaten Reed'e karşı koymak kimin haddine?? :D

     Ama işlerin kızıştığı noktalar var. Kızımızın bir ruh eşi var ve bu Reed değil. Meleklerin hepsi öyle cici bici yaratıklar değil.

   Beni rahatsız eden bir kaç nokta oldu kitap da ama. Mesela kızımız çabuk kabullendi be. Yani tamam şüpheleniyordu zaten ama ben biraz şaşırma belirtisi görmek isterdim. Ama bunu eksilere katmak istemiyorum ve kızımızın doğası gereği fazla şaşırmadığını düşünmek istiyorum. Evie ciddi anla da güçlü bir karakterdi. Korkusuzdu da bence. Sevdiği insanları korumak için kendini gözden çıkarmaya yatkın bir karakter çünkü.
   Diğer nokta da çeviri de olan hatalar...Basım hatası vardı bir de. Eksik kelimeler falan. İlk sayfalar da sıkıldım ama sonra sardı beni. Yarım puanı çeviriden kırdım.

      Ve kesinlikle şok olduğum fazla olay oldu. Yazar bazı yerler de bizi ters köşe yaptı diyebilirim. Ben şimdi ikinci kitaba doğru yöneliyorum. Kitapların ayraçları da fazla mükemmel bu arada *-* 



              Umarım 3. kitap için fazla bekleyemeyiz. Bol kitaplı günler diliyorum!


   


            Alıntılar


                                                 " Seni yok etmeyi istedim...
                                                  Seni kollarıma almayı ve sevmeyi istedim.
                                                  Seni paramparça etmeyi istedim.
                                                  Sana zarar verecek her şeyi ezmek istedim."


                                             " Ve bu elması sen buldun?" 
                                               " Öylece orada duruyordu?"
                               
                        " Öyle... Bana seni hatırlatıyor...  O da senin gibi gizli bir ateşle dolu.
"


                   " Ama kanatlarını seviyorum," dedi, onları tekrar okşarken sevimlice gülümsedi. 
            Yemin ederim, bunu yapmaya devam ederse kedi gibi mırlayacağım. Şimdi bunu düşünme, sadece odaklan!

              " Beni canlandıran bir ışık... Tutmayı arzuladığım bir el..."


            " Ya melezler?" diye fısıldadım. Ve o konuşurken gülümsedim. " Ah, özellikle melezler... Melezlere çok düşkünümdür."