30 Nisan 2016 Cumartesi

Yorum: Duvarların Dili Olsa - Alice Clayton

16:16, BY Rabia Yentür -


Orjinal adı: Wallbanger
Yayın evi: Dex yayınları
Çeviri: İpek Zeynep Esen
Puanım: 10/ 6.3




          Hepinize merhaba! Uzun zamandan sonra bir kitap yorumuyla gelmek gibisi yok. Öyle bir dönemdeyim ki, yataktan kalkmaya üşeniyorum resmen. Yorum, yazmak, okumak kimmiş yani tanımıyorum hiç birisini. -_-
       Kitap yorumuna gelmeden önce, beni kitaptan soğutan, neredeyse sinir küpüne döndüren bir konuya gireyim. Ki bu konuda sekiz vereceğim kitabın puanını altıya kadar düşürdü.



    ** Öncelikle ya bir baskı bu kadar mı kalitesiz olur? Cidden bir ara sayfalar elimde kalacak sandım ki, en ufak bir çevirmede bile kitap kendinden geçti. Bir gazete kağıdı edasında sayfalar, kısa sürede kütüphaneden kendinden geçmiş bir adet kitap... İlk defa bir kitabın bu derece kendinden geçtiğine şahit oldum. Tamam Dex'in normalde de mükemmel kalitede kitapları yok ama sanırım bu en beteriydi.
    ** İkinci konu ise çeviri. Ya hu bir çeviri bu kadar mı kötü olur? Bazen cümleler öyle bir karışıktı ki anlamak için ikinciye geçtim. Bir kaç yerde de noktalama hatası yakaladım ki bunu noktalamalar konusunda berbat olan ben bile anladıysam, bu konuya çok dikkat edenleri düşünemiyorum. Ha bir de şey var basılırken resmen bazı kelimelerin harfleri eksik yazılmıştı. Bir çok yerde rastladım buna. Bunlar yüzünden çok puan kırdım, çünkü kitaptan soğudum resmen.

    Yorumuma dönecek olursak; Ters köşe olduğum kitaplardan oldu. Kapağın aksine, cidden son bir - ımmm - sanırım kırk sayfaya kadar doğru düzgün cinsellik yoktu. Flörtler, elleşmeler vs. Elleşme bile pek yoktu sanırım. Ama yazar artık nasıl tuttuysa kendini o son kırk sayfa da resmen koca kitabın acısını çıkarmıştı. grin ifade simgesi Mutfak kendinden geçti diyeyim siz anlayın. tongue ifade simgesi ( Şimdi baktım da son kırk demeyelim de elli falan sanırım. )
   Caroline, bir iç mimar. Dikkat edelim dekoratör değil, iç mimar. Bu konuda kesinlikte takıntımız var. Hah bir de Vietnam yemeklerini sevmiyor. Sarışın, pembe geceliği ile anılan, deli dolu bir hatun. Aslında çok sevdiğim bir karakter oldu. Özgür, ne istediğini bilen kadınlardan. Ama koca kitap boyunca en çok istediği şey OR. Kaybettiği orgazmın kısa hali.Çok fazla OR muhabbeti sıksa da bir yerden sonra, baya güldüm OR olayına.
    Simon ise bir fotoğrafçı. Çeşitli yerlere gidip fotoğraf çekiyor ve dünyanın bir çok yerini dolaşmış birisi. Aslında Simon karakterini sevip sevmemek arasında kararsız kaldım. Nedenini bilmiyorum ama aslında olay şuydu: Başında sevdim, ortasında bir soğudum, sonunda da sevdim. Böyle tuhaf bir döngü oldu. :D
   Genel anlamda kitabı sevdim, yazarın espri anlayışını sevdim. Yan karakterleri çok sevdim. Simon'un haremini de sevdim yalan yok. :D Ama en çok kedi Clıve sevdim. Oda bayan Mis Pisi'yi çok sevdi. Ve hatta yazar kitabın sonunda kedinin ağzından bitirdi. Kedi sever olarak kitabı sevmemde büyük katkı sağladı yani.<3 br="" nbsp="">   Okuyun derim ama şiddetle önermem. Güzeldi tamam ama böyle mükemmel değildi. Şöyle kısa bir nefes almalık tadında bir şeydi. Okuyup okumamak size kalmış. Türü seviyorsanız bakarsınız zaten. Baya postitledim. Serinin devamı gelir umarım.



       Bol kitaplı günler dilerim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

30 Nisan 2016 Cumartesi

Yorum: Duvarların Dili Olsa - Alice Clayton



Orjinal adı: Wallbanger
Yayın evi: Dex yayınları
Çeviri: İpek Zeynep Esen
Puanım: 10/ 6.3




          Hepinize merhaba! Uzun zamandan sonra bir kitap yorumuyla gelmek gibisi yok. Öyle bir dönemdeyim ki, yataktan kalkmaya üşeniyorum resmen. Yorum, yazmak, okumak kimmiş yani tanımıyorum hiç birisini. -_-
       Kitap yorumuna gelmeden önce, beni kitaptan soğutan, neredeyse sinir küpüne döndüren bir konuya gireyim. Ki bu konuda sekiz vereceğim kitabın puanını altıya kadar düşürdü.



    ** Öncelikle ya bir baskı bu kadar mı kalitesiz olur? Cidden bir ara sayfalar elimde kalacak sandım ki, en ufak bir çevirmede bile kitap kendinden geçti. Bir gazete kağıdı edasında sayfalar, kısa sürede kütüphaneden kendinden geçmiş bir adet kitap... İlk defa bir kitabın bu derece kendinden geçtiğine şahit oldum. Tamam Dex'in normalde de mükemmel kalitede kitapları yok ama sanırım bu en beteriydi.
    ** İkinci konu ise çeviri. Ya hu bir çeviri bu kadar mı kötü olur? Bazen cümleler öyle bir karışıktı ki anlamak için ikinciye geçtim. Bir kaç yerde de noktalama hatası yakaladım ki bunu noktalamalar konusunda berbat olan ben bile anladıysam, bu konuya çok dikkat edenleri düşünemiyorum. Ha bir de şey var basılırken resmen bazı kelimelerin harfleri eksik yazılmıştı. Bir çok yerde rastladım buna. Bunlar yüzünden çok puan kırdım, çünkü kitaptan soğudum resmen.

    Yorumuma dönecek olursak; Ters köşe olduğum kitaplardan oldu. Kapağın aksine, cidden son bir - ımmm - sanırım kırk sayfaya kadar doğru düzgün cinsellik yoktu. Flörtler, elleşmeler vs. Elleşme bile pek yoktu sanırım. Ama yazar artık nasıl tuttuysa kendini o son kırk sayfa da resmen koca kitabın acısını çıkarmıştı. grin ifade simgesi Mutfak kendinden geçti diyeyim siz anlayın. tongue ifade simgesi ( Şimdi baktım da son kırk demeyelim de elli falan sanırım. )
   Caroline, bir iç mimar. Dikkat edelim dekoratör değil, iç mimar. Bu konuda kesinlikte takıntımız var. Hah bir de Vietnam yemeklerini sevmiyor. Sarışın, pembe geceliği ile anılan, deli dolu bir hatun. Aslında çok sevdiğim bir karakter oldu. Özgür, ne istediğini bilen kadınlardan. Ama koca kitap boyunca en çok istediği şey OR. Kaybettiği orgazmın kısa hali.Çok fazla OR muhabbeti sıksa da bir yerden sonra, baya güldüm OR olayına.
    Simon ise bir fotoğrafçı. Çeşitli yerlere gidip fotoğraf çekiyor ve dünyanın bir çok yerini dolaşmış birisi. Aslında Simon karakterini sevip sevmemek arasında kararsız kaldım. Nedenini bilmiyorum ama aslında olay şuydu: Başında sevdim, ortasında bir soğudum, sonunda da sevdim. Böyle tuhaf bir döngü oldu. :D
   Genel anlamda kitabı sevdim, yazarın espri anlayışını sevdim. Yan karakterleri çok sevdim. Simon'un haremini de sevdim yalan yok. :D Ama en çok kedi Clıve sevdim. Oda bayan Mis Pisi'yi çok sevdi. Ve hatta yazar kitabın sonunda kedinin ağzından bitirdi. Kedi sever olarak kitabı sevmemde büyük katkı sağladı yani.<3 br="" nbsp="">   Okuyun derim ama şiddetle önermem. Güzeldi tamam ama böyle mükemmel değildi. Şöyle kısa bir nefes almalık tadında bir şeydi. Okuyup okumamak size kalmış. Türü seviyorsanız bakarsınız zaten. Baya postitledim. Serinin devamı gelir umarım.



       Bol kitaplı günler dilerim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder