12 Ocak 2016 Salı

Kafes - Josh Malerman - Yorum

18:15, BY Rabia Yentür -






                      Kitap adı: Kafes
                     Yazarı: Josh Malerman
                     Yayın evi: İthaki
                      Sayfa sayısı: 330
                      Kitaba puanım: 10




                 
                            Kitap yorumum


                      Hepinize merhaba! Yeni yılın ilk yorumunu giriyorum. Ufak tefek değişiklikler yaptım. Aslında sadece bir değişiklik yaptım. Artık puanlarımı on üzerinden vereceğim. Baya bir süredir yorum yapamıyorum ve çok kitap birikti. :/ Hemen başlıyorum o zaman... 
                 Kafes... Ah Allah'ım ne güzel bir kitap'tın sen öyle. Ne sevilesi, ne göğsüne bastırılası... Abartmıyorum cidden uzun zamandır ilk defa bir kitabı bir gece de oturup bitirdim. Biraz konusuna değindikten sonra yorumuma geçeceğim.               Kitap bir şimdiki zamanı anlatıyor ve bir de geçmiş zamanı. Normalde sevmem ben bu döngüyü ama bu sefer sevdim. Dünya bildiğimiz dünya gibi değil artık. Çoğu insan yaşamıyor bile. Yaşayanlar da her an ölümün eşiğinde. Eğer görmemeleri gereken şeyi görürlerse, delirip ölecekler. Malorie olayların 5 yıl üstünden sonra hayatta kalan sayılı insanların arasında. Şimdiki zamanda Malorie ve çocuklarının kurtulma hikayesini okuyoruz. Başka insanların olduğu yerlere gitmeye çalışıyorlar ancak yolları uzun... Çok uzun ve zor. Önlerinde tehlikeli bir nehir ve dışarıda yabancı oldukları canavarlar var. Diğer kısımda ise Malorie'nin geçmişini okuyoruz. Hayatında hiç görmediği bir avuç insanla tanışmasını ve onlarla hayatta kalma çabalarını. Ama insanlar delirmenin eşiğindeler. Kim bu durumda, başkalarına güvenebilir ki? 


                                 







        Bunu çok ciddi olarak söyleyebilirim ki açık ara farkla 2015'de okuduğum en iyi ve kaliteli romandır kendisi. Özgün, kaliteli... Okurken fazla ürkmedim ama aşırı heyecanlıydı. Öyle ki bırakamadım elimden. Bir bölüm daha, bir bölüm daha... Ve son. Uykusuz kaldım ama değdi. Çok kolay okunan bir kitaptı, ben genelde böyle süslene süslene bitiremedikleri cümlelerde olan kitapları fazla sevmem. Okuması rahat kitaplar daha bir hoşuma gider ve bu kitap da onlardandı. Ürpertici bir hikayesi vardı. Okurken sanki film izliyormuş gibi bir havadaydım bir de ya... Sevdim o yüzden. Karakterleri cidden çok sevdim. Tom... Ah bu kitap da bir Tom var her eve bir Tom yani... Ve karakterler gerçekten güçlülerdi. Malorie mesela; Okurken durup düşündüm ben olsam ne yapardım diye? Ve sanırım bu kadar güçlü duramazdım. Hele iki tane çocuk varsa ortada. 
     






( Tüyap günü o sırada o kadar bekledim ve böyle tatliş bir imza kaptım -_- )

            Ama acaba bir ikinci kitap var mıdır diye düşündüm. Kitap çok güzeldi, sonu mükemmeldi ama eksikti sanki. Yani ben o canavar, insan, uzaylı artık neyseler onların ne olduğunu merak ettim baya. Belki yazar kitabın esrarengiz tarafını korumak istedi ama keşke ikincisi çıksa diyorum ben. O bilinmeyen yaratıkları cidden merak ettim çünkü. Ve ortada bir hastalık var, ölümle sonuçlanan. Bir delilik. Ama ne oluyor, nasıl oluyor bilmiyoruz. Soru işareti kaldı kafamda baya. Gördüğüm kadarıyla da bir çok kişi benle hemfikir bu konuda. Umarım Josh devamını getirir bunun. 


Ve o kapak, o baskı... İç baskı... Aman Allah'ım! İthaki nasıl güzel bir iş çıkarmışsın sen ya! Ya içi de dışı da o kadar güzel ki... 2015 favori baskılarıma giriyor bu. ( Bu arada 2015 favori kitaplar ve favori kitap baskıları adlı bir yazı yazmayı düşünüyorum.) Bence alıp okumalısınız çünkü cidden pişman olmayacaksınız. 

Bol kitaplı günler dilerim!









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

12 Ocak 2016 Salı

Kafes - Josh Malerman - Yorum







                      Kitap adı: Kafes
                     Yazarı: Josh Malerman
                     Yayın evi: İthaki
                      Sayfa sayısı: 330
                      Kitaba puanım: 10




                 
                            Kitap yorumum


                      Hepinize merhaba! Yeni yılın ilk yorumunu giriyorum. Ufak tefek değişiklikler yaptım. Aslında sadece bir değişiklik yaptım. Artık puanlarımı on üzerinden vereceğim. Baya bir süredir yorum yapamıyorum ve çok kitap birikti. :/ Hemen başlıyorum o zaman... 
                 Kafes... Ah Allah'ım ne güzel bir kitap'tın sen öyle. Ne sevilesi, ne göğsüne bastırılası... Abartmıyorum cidden uzun zamandır ilk defa bir kitabı bir gece de oturup bitirdim. Biraz konusuna değindikten sonra yorumuma geçeceğim.               Kitap bir şimdiki zamanı anlatıyor ve bir de geçmiş zamanı. Normalde sevmem ben bu döngüyü ama bu sefer sevdim. Dünya bildiğimiz dünya gibi değil artık. Çoğu insan yaşamıyor bile. Yaşayanlar da her an ölümün eşiğinde. Eğer görmemeleri gereken şeyi görürlerse, delirip ölecekler. Malorie olayların 5 yıl üstünden sonra hayatta kalan sayılı insanların arasında. Şimdiki zamanda Malorie ve çocuklarının kurtulma hikayesini okuyoruz. Başka insanların olduğu yerlere gitmeye çalışıyorlar ancak yolları uzun... Çok uzun ve zor. Önlerinde tehlikeli bir nehir ve dışarıda yabancı oldukları canavarlar var. Diğer kısımda ise Malorie'nin geçmişini okuyoruz. Hayatında hiç görmediği bir avuç insanla tanışmasını ve onlarla hayatta kalma çabalarını. Ama insanlar delirmenin eşiğindeler. Kim bu durumda, başkalarına güvenebilir ki? 


                                 







        Bunu çok ciddi olarak söyleyebilirim ki açık ara farkla 2015'de okuduğum en iyi ve kaliteli romandır kendisi. Özgün, kaliteli... Okurken fazla ürkmedim ama aşırı heyecanlıydı. Öyle ki bırakamadım elimden. Bir bölüm daha, bir bölüm daha... Ve son. Uykusuz kaldım ama değdi. Çok kolay okunan bir kitaptı, ben genelde böyle süslene süslene bitiremedikleri cümlelerde olan kitapları fazla sevmem. Okuması rahat kitaplar daha bir hoşuma gider ve bu kitap da onlardandı. Ürpertici bir hikayesi vardı. Okurken sanki film izliyormuş gibi bir havadaydım bir de ya... Sevdim o yüzden. Karakterleri cidden çok sevdim. Tom... Ah bu kitap da bir Tom var her eve bir Tom yani... Ve karakterler gerçekten güçlülerdi. Malorie mesela; Okurken durup düşündüm ben olsam ne yapardım diye? Ve sanırım bu kadar güçlü duramazdım. Hele iki tane çocuk varsa ortada. 
     






( Tüyap günü o sırada o kadar bekledim ve böyle tatliş bir imza kaptım -_- )

            Ama acaba bir ikinci kitap var mıdır diye düşündüm. Kitap çok güzeldi, sonu mükemmeldi ama eksikti sanki. Yani ben o canavar, insan, uzaylı artık neyseler onların ne olduğunu merak ettim baya. Belki yazar kitabın esrarengiz tarafını korumak istedi ama keşke ikincisi çıksa diyorum ben. O bilinmeyen yaratıkları cidden merak ettim çünkü. Ve ortada bir hastalık var, ölümle sonuçlanan. Bir delilik. Ama ne oluyor, nasıl oluyor bilmiyoruz. Soru işareti kaldı kafamda baya. Gördüğüm kadarıyla da bir çok kişi benle hemfikir bu konuda. Umarım Josh devamını getirir bunun. 


Ve o kapak, o baskı... İç baskı... Aman Allah'ım! İthaki nasıl güzel bir iş çıkarmışsın sen ya! Ya içi de dışı da o kadar güzel ki... 2015 favori baskılarıma giriyor bu. ( Bu arada 2015 favori kitaplar ve favori kitap baskıları adlı bir yazı yazmayı düşünüyorum.) Bence alıp okumalısınız çünkü cidden pişman olmayacaksınız. 

Bol kitaplı günler dilerim!









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder